
YDH- İran Savunma Bakan Yardımcısı Tuğgeneral Rıza Talai, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Savunma Bakanları Toplantısı kapsamında yaptığı açıklamada, küresel güç dengelerindeki değişime dikkat çekti.
Askeri bir heyetle Bişkek’e giden Talai; Kırgızistan, Rusya, Pakistan ve Belaruslu mevkidaşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerde Amerika Birleşik Devletleri’nin artık bağımsız uluslara kendi politikalarını dayatacak bir konumda olmadığını belirtti.
Washington’a karşı direnç deneyimi
Tuğgeneral Talai, İran halkının ve silahlı kuvvetlerinin sergilediği direnç sayesinde Washington’un "yasadışı ve mantıksız" taleplerinden vazgeçmek zorunda kalacağını vurguladı.
İran’ın ABD’yi geriletme konusundaki tecrübelerini ŞİÖ üyesi diğer ülkelerle paylaşmaya hazır olduğunu ifade eden Talai, bugün tüm dünyanın ABD ve İsrail’i "devlet terörizminin sembolleri" olarak gördüğünü savundu.
İran'ın güçlü bir savunma kapasitesine ulaştığını ve silahlı kuvvetlerinin tüm ihtiyaçlarını yerel imkânlarla karşıladığını belirten Savunma Bakan Yardımcısı, savunma ve silahlanma yeteneklerini ŞİÖ üyeleri başta olmak üzere tüm bağımsız devletlerle paylaşma iradesini dile getirdi.
Nükleer gerilim ve müzakere trafiği
Talai’nin bu sert açıklamalarıyla eş zamanlı olarak, ABD ve İran arasındaki diplomatik kanallara dair yeni bilgiler kamuoyuna yansıyor.
CNN’e konuşan kaynaklar, Pakistan’daki ikinci tur görüşmeler gerçekleşmese de tarafların sanıldığı kadar birbirinden uzak olmadığını iddia ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, herhangi bir anlaşma için İran’ın askeri amaçlarla sakladığı iddia edilen uranyum stokundan vazgeçmesini ve zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını şart koşuyor.
Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl, tıbbi ve teknolojik amaçlı olduğunu yineleyerek bu talepleri kategorik olarak reddediyor.
Tahran’ın üç aşamalı çözüm formülü
Diplomatik kördüğümü aşmak adına İran’ın arabulucular aracılığıyla Washington’a üç aşamalı bir müzakere formülü ilettiği bildiriliyor.
Bu plana göre ilk aşama, mevcut savaşın tamamen sona ermesine ve İran ile Lübnan’a yönelik saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenceler alınmasına odaklanıyor.
Tahran, bu aşama tamamlanmadan başka hiçbir konunun masaya gelmesini kabul etmiyor. Savaşın sona ermesi durumunda geçilecek ikinci aşamada Hürmüz Boğazı’nın yönetim protokolleri ele alınacak.
Sürecin son ve üçüncü halkasını ise nükleer dosya oluşturuyor; ancak İran, ilk iki aşamada mutabakat sağlanmadan nükleer konularda müzakere masasına oturmayacağını kesin bir dille vurguluyor.