
YDH - İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Pakistan ziyareti sırasında sunduğu "savaşın sona erdirilmesi" odaklı kapsamlı önerinin ardından, gözler ABD'nin takınacağı tavra çevrildi.
Washington'un İran'a yönelik deniz kuşatmasını sürdürüp sürdürmeyeceği veya askeri bir gerilimi mi tercih edeceği tartışılırken, İran hükümetine yakınlığıyla bilinen İtimad gazetesi teklifin ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Ahmed Bahşayişi'nin aktardığı bilgilere göre plan, ilk aşamada tarafların savaşı bitirdiklerini ilan etmelerini öngörüyor.
Taslağa göre İran, geçiş düzenlemeleri ve ücretlendirme protokollerini belirleyerek Hürmüz Boğazı'nı yeniden trafiğe açacak; buna karşılık ABD de İran üzerindeki deniz kuşatmasına son verecek. Bahşayişi, bu ilk adımların ardından nükleer dosyaya ilişkin müzakerelerin başlayabileceğini ifade etti.
El-Ahbar gazetesinin İran muhabiri Muhammed Havacui'nin aktardığına göre haberde, Bakan Arakçi'nin Maskat ziyareti ve Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile görüşmesinin bir diğer gündem maddesinin Hürmüz Boğazı'nın ortak yönetimi olduğu belirtildi.
Kuzey kıyısı İran, güney kıyısı ise Umman kontrolünde olan boğaz için Umman tarafının, yeni bir düzen kuracak olan "hukuki konsorsiyuma" Suudi Arabistan'ın da dahil edilmesini önerdiği kaydedildi. İran'ın bu öneriye yaklaşımı henüz netleşmezken, Tahran'ın Maskat'tan savaş sürecinde etkilenen Körfez ülkeleriyle ilişkilerin onarılması için arabuluculuk talep ettiği aktarıldı.
İran'ın girişimi, 11-12 Nisan tarihlerinde İslamabad'da yapılan ve anlaşmazlıkların büyüklüğü nedeniyle başarısız olan müzakerelerden elde edilen deneyime dayanıyor.
Tahran yönetimi, nükleer program, zenginleştirilmiş uranyum stokları ve yaptırımlar gibi karmaşık dosyalar yerine; öncelikle savaşın durdurulması, boğazın açılması ve kuşatmanın kaldırılması gibi acil konuların çözülmesini hedefleyen "aşama aşama" bir yaklaşımı benimsiyor.
İran'dan gelen bu teklif, ABD yönetiminde bir kafa karışıklığına yol açmış görünüyor. ABD medyasında yer alan bilgilere göre yönetim içerisinde iki farklı kanat oluştu.
Başkan Yardımcısı JD Vance'in başını çektiği grubun savaşın maliyetini düşürmek ve süreci hızla sonlandırmak için anlaşmaya sıcak baktığı, Savunma Bakanı Pete Hegseth liderliğindeki kanadın ise deniz kuşatmasının devamından yana olduğu ifade edildi.
İran'ın teklifi her ne kadar ABD için düşük maliyetli bir çıkış yolu sunsa da, kabul edilmesinin önünde siyasi engeller bulunuyor. Trump yönetimi, savaşın "İsrail'in savaşı" olduğu ve Tel Aviv'in baskısıyla bu sürece girildiği yönündeki iç tepkilerle karşı karşıya.
Trump'ın savaşın başından bu yana öne sürdüğü "İran'ın nükleer ve askeri kapasitesini yok etme" veya "rejim değişikliği" gibi hedeflerin gerçekçi olmadığına dair bilgiler, boğazın açılması karşılığında kuşatmanın kaldırılmasını öngören bir anlaşmanın Trump'ı iç baskılara daha açık hale getirebileceği değerlendirmesini güçlendiriyor.
Hürmüz Boğazı'nın geleceğine dair düğüm ise yönetim modelinde toplanıyor. ABD, boğazın savaş öncesi statüsüne ve İran'ın müdahalesi olmayan serbest dolaşım düzenine dönmesini isterken; Tahran yeni bir trafik sistemi kurmayı amaçlıyor.
İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Talai Nik, savaş sonrası gemi hareketliliğinin İran'ın güvenliğini tehlikeye atmayacak protokoller çerçevesinde olacağını vurguladı.
Talai Nik, savaşın bittiğini düşünmediklerini ve ateşkes sürecinde dahi hedef bankalarını güncellediklerini belirterek, "Hürmüz Boğazı'nın batı kısmını Devrim Muhafızları, doğu kısmını ise biz emniyete alıyoruz" dedi.
Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Cevan gazetesi ise ABD ve İsrail'in "rejim yıkma" hedefiyle başlattığı savaşın başarısız olduğunu, aksine İran için yeni fırsatlar doğurduğunu yazdı.
Gazete, bölgedeki güç dengesinin İran lehine değiştiğini ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol yeteneğinin nükleer silahtan daha etkili bir araç haline geldiğini savundu.
New York Times'a konuşan kaynaklar, Trump'ın danışmanlarına İran'ın önerisinden memnun olmadığını ilettiğini aktardı. Habere göre yönetimdeki bazı yetkililer boğazın açılmasını en uygun seçenek olarak görürken, diğerleri kuşatmanın iki ay daha sürmesinin İran enerji sektörüne telafi edilemez zararlar vereceğine inanıyor.
Trump, İran'ın çöküşün eşiğinde olduğunu ve acilen boğazı açmak istediğini iddia etse de; petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Katar'dan gelen sıvılaştırılmış gaz sevkiyatının durmasıyla Avrupa ve Asya piyasalarında yaşanan krizin ABD ekonomisi üzerindeki baskısı sürüyor.