‘Mazlumların Ayetullahı’

02 Mayıs 2026

Foreign Policy’de yayımlanan analizde, İran’ın Sünni çevrelerdeki destekçileri için en güçlü çekim unsurunun, ülkenin “direniş” söylemi ve Batı karşıtı tutumunun olmaya devam ettiği belirtiliyor.

YDH- Foreign Policy’de yayımlanan analize göre, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamenei’nin şehit edilmesinin ardından Pakistan’ın Karaçi kenti ve Irak’ın Bağdat kentinde Şii protestocuların ABD diplomatik temsilciliklerine baskın düzenlediği ve güvenlik güçleriyle çatıştığı bildirildi.

Analizde, bu olayların “en şiddetli toplumsal tepkiler” arasında yer aldığı ancak tek örnek olmadığı ifade edildi.

Dünyanın farklı bölgelerinde de Ayetullah Hamenei’ye destek gösterileri düzenlendiği belirtilerek, Kuala Lumpur, Cakarta, Yeni Delhi, Hindistan kontrolündeki Keşmir ve İstanbul’da protestolar yapıldığı aktarıldı. Gösterilerde İsrail ve ABD karşıtı sloganların yanı sıra Ayetullah Hamenei’nin portrelerinin de taşındığı ifade edildi.

İran’ın bölgesel ağları ve küresel siyasi söylemi

Analize göre, İran’ın Irak’taki Ketaib Hizbullah ve Lübnan’daki Hizbullah gibi Şii gruplara desteği uzun süredir biliniyor. Ancak İran yönetiminin yalnızca Şii çevrelerle sınırlı kalmayarak daha geniş Müslüman kamuoyuna da hitap etmeye çalıştığı ve kendisini “Batı hegemonyasına karşı mücadele eden tek aktör” olarak konumlandırdığı bildirildi.

Bu yaklaşımın bazı bölgelerde mezhep sınırlarını aşan sınırlı bir karşılık bulduğu ifade edildi.

Buna karşın, “İran’ın iç politikaları ve bölgesel çatışmalardaki rolünün çeşitli toplumlarda tepki oluşturduğu” da kaydedildi.

Analizde, yine de İran’ın İsrail veya ABD ile karşı karşıya geldiği dönemlerde “dünya Müslümanlarının önemli bir kesimi nezdinde itibar kazandığı” belirtildi.

1979 Devrimi ve siyasi ideolojik çerçeve

Analizde, İran’ın dış politikasında anti-emperyalist söylemin 1979 devriminden bu yana belirleyici olduğu ifade edildi.

Devrim lideri Ruhullah Humeyni’nin “İslam siyasettir ya da hiçbir şeydir” sözüne atıf yapıldığı aktarıldı.

Ayrıca İranlı devrimci din adamlarının, Ebu’l A’la Mevdudi gibi Sünni düşünürlerden etkilendiği belirtildi. Mevdudi’nin Cemaat-i İslami hareketinin Pakistan ve Bangladeş siyasetinde etkili olduğu ifade edildi.

Ayetullah Humeyni’nin 1963’te hac sırasında Mevdudi ile görüştüğü, Mevdudi’nin ölümünün ardından halefinin İran Devrimi sonrası Tahran’ı ziyaret ettiği bildirildi.

Malezya Başbakanı Enver İbrahim’in de devrim sonrası İran’ı ziyaret eden isimler arasında olduğu aktarıldı.

“Velayet-i Fakih” tartışmaları ve siyasi etkiler

Ayetullah Humeyni’nin geliştirdiği “velayet-i fakih” sisteminin Şii dünyada bile tartışmalara yol açtığı ifade edildi.

Bununla birlikte, İslam’ın siyasal rolünü artırmak isteyen çevreler tarafından bu modelin “çekici bulunduğu” kaydedildi.

Malezya’daki bazı siyasi hareketlerin İran’daki yapıyı örnek aldığı belirtildi.

Bölgesel etkiler ve tepkiler

Analize göre, İran Devrimi’nin etkisi Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerde siyasi sonuçlar doğurdu.

Türkiye’de 1980 askeri darbesi sürecinde İran Devrimi’nin yarattığı atmosferin etkili olduğu ifade edildi.

Pakistan’da ise 1980’lerde Şii topluluklara yönelik yasal düzenlemeler konusunda protestolar yaşandığı aktarıldı.

Ayrıca, Suudi Arabistan ve İran’ın Pakistan’daki mezhepsel gruplar üzerinde farklı yönlerde etkide bulunduğu belirtildi.

Kudüs Günü ve uluslararası mobilizasyon

Ayetullah Humeyni’nin Filistin’e destek amacıyla ilan ettiği “Kudüs Günü” çağrısının yalnızca Müslüman ülkelerde değil, Londra, Paris ve Washington gibi şehirlerde de karşılık bulduğu ifade edildi.

Pakistan’da düzenlenen Kudüs Günü etkinliklerinin farklı mezhepsel ve siyasi grupları bir araya getiren nadir platformlardan biri olduğu aktarıldı.

1997’de Ankara’da düzenlenen bir Kudüs Günü gösterisinin Türkiye’de siyasi kriz yarattığı ve dönemin hükümeti üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi.

Arap dünyasında değişen algılar

Analizde, 2006 yılında Hizbullah’ın İsrail ile çatışması sonrası İran’ın bazı bölgelerde destek kazandığı ancak 2013’e gelindiğinde Arap kamuoyunun büyük bölümünde İran’a yönelik eleştirilerin arttığı ifade edildi.

Mısırlı din adamı Yusuf el-Karadavi’nin şu sözleri aktarıldı:

“İsrail’e karşı savaşırken Hizbullah’ı savundum… Ancak Suriye’de yaşananlar sonrası tutumum değişti. Onlar Şeytan’ın Partisi haline geldi.”

Gazze savaşı ve İran’ın yeniden yükselen etkisi

Analize göre, Gazze savaşı, İran’ın Arap dünyasında yeniden destek kazanmasına katkı sağladı.

Tunus gibi ülkelerde İran lideri Ayetullah Hamenei’nin popülerliğinin bölgesel liderlerle benzer seviyelere ulaştığı belirtildi.

2025 itibarıyla Tunus, Irak, Filistin, Fas ve Ürdün’de İran’ın dış politikasına yönelik “olumlu algının” arttığı ifade edildi.

Sonuç: Bölünmüş algı ve jeopolitik etkiler

Analizin sonuç bölümünde, İran’ın bölgedeki askeri ve siyasi adımlarının bir yandan bazı hükümetlerle gerilim yarattığı, diğer yandan ise belirli toplumsal kesimler arasında destek gördüğü aktarıldı.

Türkiye, Pakistan ve Malezya gibi ülkelerde İran’a yönelik desteğin, “İran’ın bölgesel politikalarıyla çelişen” unsurlara rağmen sürdüğü ifade edildi.

Pakistan Cemaat-i İslami liderinin ateşkes sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeye yer verildi:

“ABD hegemonyası sona erdi; entelektüel, siyasi ve askeri gücü bitti.”

Analize göre, bu değerlendirme doğrulanmış bir gerçeklik olarak sunulmasa da İran’ın varlığının bazı çevreler için sembolik bir anlam taşımaya devam ettiği ifade edildi.