İran savaşı Körfez'i paramparça ediyor

02 Mayıs 2026

ABD'nin İran'a açtığı savaş, Washington'ın Ortadoğu'daki en önemli iki Arap müttefiki olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında derin bir çatlağa yol açtı.

YDH - ABD ile İran arasında devam eden savaş, Washington'ın bölgedeki en stratejik müttefikleri olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suudi Arabistan arasında derin bir kırılmaya sebebiyet verdi.

Axios'un ABD'li ve bölgesel kaynaklara dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi başlangıçta bu ihtilafın ciddiyetini kavramakta geç kaldı ve sürece müdahale etmeme kararı aldı.

Bölgesel krizin ilk evrelerinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Riyad ve Abu Dabi yönetimlerine, Washington'ın iki müttefiki arasındaki bu anlaşmazlıkta herhangi bir taraf tutmayacağını açıkça ilettiği bildirildi.

Ancak ismi açıklanmayan üst düzey yetkililer, savaşın sona ermesinin ardından bu iki ana aktörün birbirlerine karşı tarihte görülmemiş düzeyde hasmane bir tutum takınmasından endişe duyduklarını dile getirdi.

BAE ve Suudi Arabistan arasındaki ayrışmanın temelinde, iki ülke lideri arasındaki kişisel anlaşmazlıkların yanı sıra İran'daki savaşa dair birbirine taban tabana zıt yaklaşımlar yer alıyor.

Başlangıçta savaşa karşı çıkan BAE, gelinen noktada harekatın mutlak bir sonuç alınana kadar sürdürülmesini talep ediyor.

Buna karşın, başlangıçta çatışma çizgisini destekleyen Suudi Arabistan, savaşın ülke ekonomisine verdiği ağır tahribatın farkına vararak operasyonların bir an önce durdurulması yönünde baskı yapıyor.

Körfez liderlerinin yıllardır üzerine titrediği ve ekonomik istikrarı merkeze alan "Dubai modeli", İran'ın bölgedeki otel ve havalimanlarını hedef alan saldırılarıyla sarsıldı.

Constellation CEO'su Joe Dominguez, İran'ın düşük maliyetli insansız hava araçlarıyla stratejik hedefleri vurma kapasitesini kanıtlamasının ardından, yatırımcıların Suudi Arabistan veya BAE'de 20 milyar dolar değerinde veri merkezleri inşa etme konusunda isteksiz davranmaya başladığını aktardı.

Mevcut konjonktürde BAE, güvenliğini İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile kurduğu ortaklığa emanet etmeyi seçti. İsrail, çatışmaların başlamasından bu yana ilk kez BAE'ye füze savunma sistemleri tedarik etti.

Diğer taraftan Suudi Arabistan, bölgesel dengelerde Türkiye ve Pakistan ile yakınlaşma yoluna giderek farklı bir stratejik hat kurmaya başladı.

Ekonomik düzlemdeki gerilim ise BAE'nin OPEC kararında somutlaştı. BAE, petrol üretim şartlarını kendi çıkarları doğrultusunda belirlemek amacıyla 1 Mayıs itibarıyla OPEC'ten ayrılma kararı aldı.

Bu adımın Körfez ülkeleriyle istişare edilmeden atılması, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman nezdinde büyük bir tepkiyle karşılandı.

Cidde'deki zirveye aşina bir kaynak, Suudi yetkililerin bu karar karşısında "şoka uğradığını ve öfkelendiğini" ifade etti.

Siyasi ve ekonomik krizlere rağmen her iki ülke de Washington ile güvenlik alanındaki ilişkilerini korumaya devam ediyor.

Bölgedeki enerji kaynakları ve sermaye birikimi üzerindeki kontrollerini sürdüren Riyad ve Abu Dabi için İran ile yaşanan savaşın, ABD ile olan savunma bağlarını daha da pekiştirdiği kaydedildi.

Öte yandan, geçtiğimiz mart ayında Bloomberg tarafından aktarılan bilgilerde Türk diplomatların, İran saldırılarına maruz kalan Arap devletleriyle yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğü bildirilmişti.

Türk büyükelçilerin, aralarında BAE ve Suudi Arabistan'ın da bulunduğu bölge ülkelerini Ortadoğu'daki çatışmalara doğrudan askeri katılım sağlamaktan kaçınmaları konusunda ikna etmeye çalıştığı haber merkezlerine ulaşan bilgiler arasında yer almıştı.