IMF: AB hükümetleri 2022 enerji krizinden ders almadı

03 Mayıs 2026

Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Birliği hükümetlerinin İran savalı sürecinde uyguladığı enerji süvansiyonlarını verimsiz bularak eleştirdi.

YDH - Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin hükümetleri, İran savaşı devam ederken enerji kaynaklarını sübvanse etme konusunda verimsiz politikalar izlemek ve 2022 yılındaki enerji krizinden elde edilen tecrübeleri göz ardı etmekle eleştiriliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Avrupa Departmanı Direktörü Alfred Kammer, Financial Times gazetesine verdiği mülakatta, Avrupa’nın mevcut mali tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fondan sağlanan verilere göre, vergi indirimleri ve sübvansiyonları da kapsayan destek mekanizmalarının yaklaşık üçte ikisi, yalnızca en savunmasız grupları hedeflemek yerine tüm tüketicilere yayıldığı için hedefleri bakımından uygunsuz bulundu. IMF, bu tür kararların ulusal bütçeler üzerindeki baskıyı artırdığını ve piyasalarda olumsuz tepkilere yol açabileceğini vurguladı.

Kammer, Avrupa hükümetlerinin, doğalgaz fiyatlarındaki artışın ardından yürürlüğe konulan yüksek maliyetli destek paketlerinin uygulandığı 2022 yılından ders çıkarmadığını kaydetti.

Kammer, evrensel sübvansiyonların, özellikle diğer kamu harcama ihtiyaçlarının bulunduğu bir ortamda bütçe kaynaklarını kullanmanın oldukça maliyetli bir yöntemi olduğunu ifade etti.

Vergi gelirlerinin bu şekilde kullanılmasının yüksek maliyetine değinen Kammer, kamu maliyesi zayıf olan hükümetlerin, tahvil piyasalarından gelecek olumsuz tepkilerden kaçınmak adına farklı tasarruf kaynakları araması gerektiğini belirtti.

Kammer, toplumla bu maliyetli yöntemlerin riskleri üzerine bir tartışma yürütülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

IMF, geçici olarak nitelendirilen bu tür önlemlerin siyasi gerekçelerle geri çekilmesinin zor olduğunu, bu durumun ise borç yükünde kalıcı artışlara zemin hazırladığını bildirdi.

Savaşın etkisiyle Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyatın kesintiye uğraması senaryosunda petrol fiyatlarının varil başına 126 dolara kadar yükselmesi, hükümetleri hanehalklarını ve işletmeleri korumak adına ek tedbirler almaya zorladı.

Bu süreçte Almanya akaryakıt vergilerini düşürme yoluna giderken, İspanya enerji kaynaklarındaki KDV indirimleri için 3,5 milyar avro kaynak ayırdı, İtalya ise akaryakıt tüketim vergilerinde geçici indirime gitti.

Öte yandan, AB ülkelerinin yüzde 90’ından fazlası, fiyat tavanı uygulaması veya vergi indirimleri gibi fiyat sinyallerini bozan en az bir önlem aldı.

IMF değerlendirmesi, bu uygulamaların alternatif enerji kaynaklarına geçiş motivasyonunu azalttığını ortaya koydu.

Fon, kısıtlı bütçe imkanlarına sahip ülkelerin, borç piyasalarındaki baskıyı hafifletmek adına bu tür harcamaları dengelemesi gerektiğini savunuyor.

IMF’nin son bütçe raporu; İtalya, Fransa, Belçika ve Yunanistan’ı avro bölgesinin en borçlu ülkeleri arasında gösterdi.

Daha önce Avrupa Birliği de ulusal hükümetleri, İran merkezli gerilimin tetiklediği enerji krizinin bir finansal krize dönüşmemesi konusunda uyardı.

Financial Times’ın ulaştığı kaynaklar, Avrupa Komisyonu’nun enerji süvansiyonları, vergi indirimleri ve fiyat tavanı gibi uygulamaların sınırlandırılması konusunda ısrarcı olduğunu paylaştı.

Aksi takdirde AB’nin; Kovid-19 pandemisi ve 2022 yılında Ukrayna’da başlayan askeri operasyonların ardından, son altı yıl içindeki üçüncü ekonomik krizle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

Bloomberg tarafından Bruegel düşünce kuruluşunun araştırmasına dayandırılan verilere göre, AB ülkeleri enerji fiyatlarındaki artış karşısında tüketici ve işletmeleri korumak amacıyla 10 milyar avronun üzerinde kaynak tahsis etti.

Araştırma, bu yardım önlemlerinin büyük kısmının kötü organize edildiğini ortaya koydu. Uzmanlar, ek harcamaların yaklaşık yüzde 80’inin hatalı dağıtıldığını ve Avrupa Komisyonu’nun tavsiyeleriyle çeliştiğini saptadı.

Politico ise Avrupa’daki enerji krizinin siyasi bir krize dönüşebileceği uyarısında bulundu. Yayın kuruluşu, AB ülkelerinin önlemekte zorlanacakları bir krize hazırlandığını ve bu durumun birliğin halihazırda zayıflamış olan ana akım siyasi dengelerini sarsabileceğini yazdı.