
YDH- İsrail devlet televizyonu KAN tarafından yayımlanan kapsamlı bir rapor, Lübnan’ın güneyinde Litani Nehri’ne kadar uzanan bölgede Yahudi yerleşim birimleri kurmayı hedefleyen Uri Tzafon örgütünün gizli faaliyetlerini gözler önüne seriyor.
Akademisyenler, uzmanlar ve aktivistlerden oluşan bu grubun, İsrail rejimindeki kilit bakanların açık desteğiyle Lübnan topraklarında yerleşim karakolları inşa etme çabaları, işgal stratejisinin yeni bir evresini temsil ediyor.
Uri Tzafon örgütü, sadece teorik bir çağrı olmanın ötesine geçerek saha uygulamalarına başladı.
Raporda, örgütün aktivistleri ve Profesör Amos Azaria gibi akademisyenlerin, aileleri ve çocuklarıyla birlikte Lübnan toprakları içinde düzenledikleri keşif turları belgeleniyor.
Saha gezileri sırasında aktivistlerin, "Şu an Lübnan’ın içindeyiz ve bu topraklar en kısa sürede Yahudi yerleşim yerlerine dönüştürülecek" şeklindeki ifadeleri, örgütün sınır ötesindeki somut emellerini kanıtlıyor.
Örgütün kurucusu biyolog Anna Slutskin, İsrail’in savaşlardaki başarısının ancak toprak işgaliyle ölçülebileceğini savunurken; Profesör Azaria ise Lübnan’daki bu projenin işgal altındaki Golan Tepeleri veya Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinden farksız olduğunu vurguluyor.
Tarihsel hedefler ve Litani hattı
Örgütün stratejik hedefleri, Siyonist hareketin yaklaşık bir asır önce tanımladığı ilkelere dayandırılıyor.
Aktivist Igor Krylov, yerleşim sınırının Litani Nehri’ne kadar uzanan kuzey el-Celil hattını kapsaması gerektiğini savunuyor.
Krylov, Ben-Gurion’un 1956’daki sınır genişletme arzularını örnek göstererek, bugün uzak bir ihtimal gibi görünen bu planın yirmi yıl içinde gerçeğe dönüşebileceğini iddia ediyor.
Güvenlik gerekçeleri bağlamında ise Litani Nehri’nin her iki yakasındaki tepelerin kontrol edilmesinin, Hizbullah’ın kara saldırılarına ve tünel faaliyetlerine karşı "doğal bir savunma hattı" oluşturacağı savunuluyor.
Netanyahu rejiminden siyasi zırh
Yayımlanan rapor, Uri Tzafon örgütü ile Netanyahu kabinesi arasındaki doğrudan koordinasyonu da açığa çıkarıyor.
Profesör Azaria’nın İletişim Bakanı Shlomo Karhi ile yürüttüğü görüşmeler, hükümet nezdindeki desteği doğruluyor.
Karhi’nin bu yerleşim planlarını Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi isimlere aktardığı ve bakanlar arasında bu konuda bir uzlaşı bulunduğu ifade ediliyor.
Başbakan Benyamin Netanyahu’nun kayınbiraderi Hagi Ben Artzi’nin de projeye verdiği güçlü destek ve Litani yakınlarındaki yerleşimler için "Lübnan Sedirleri" gibi isim önerileri, örgütün ulaştığı siyasi koruma ağını gösteriyor.
Yasal boşluk ve dokunulmazlık
İsrail polisinin, yasaları çiğnedikleri gerekçesiyle bazı aktivistler hakkında soruşturma yürüttüğünü kabul etmesine karşın henüz hiçbir iddianame hazırlamamış olması dikkat çekiyor.
Bu hukuki boşluk ve cezasızlık durumu, örgütün Lübnan topraklarındaki sonraki adımlarını daha rahat planlamasına zemin hazırlıyor.
Uzmanlar, rejim destekli bu Siyonist sivil-akademik yapının, ordunun Lübnan sınırının gerisinde yerleşmesini kalıcı hale getirmek için bir "öncü güç" olarak kullanıldığını değerlendiriyor.