
YDH - Amerika Birleşik Devletleri (ABD) iç siyasetinde ve küresel jeopolitik sahada tansiyon yükselirken, eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) analisti Larry Johnson, Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu programda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Bugünkü mülakatta Johnson, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Cask Adası açıklarında bir Amerikan savaş gemisini füzelerle vurduğuna dair haberleri ve ABD’nin bölgedeki askeri kapasitesinin sınırlarını ele aldı.
Mülakatın başında Yargıç Andrew Napolitano, ABD hükümetinin ilan edilmemiş savaşlara ve "saldırı" olarak nitelendirilebilecek önleyici savaşlara girişmesini eleştirerek, Amerikan halkının hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışmış olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Napolitano, Jefferson’ın "en az yöneten hükümet en iyisidir" ilkesine atıfta bulunarak, özgürlüğün en tehlikeli anında olunduğunu kaydetti.
İran Devrim Muhafızları’nın bir ABD savaş gemisini vurduğu yönündeki raporları değerlendiren Larry Johnson, El Cezire’nin de iki görgü tanığına dayanarak doğruladığı bu olay hakkında henüz Beyaz Saray veya Pentagon’dan yalanlama gelmediğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın dün ilan ettiği "Özgürlük Projesi" kapsamında bölgeye gemi gönderme kararını eleştiren Johnson, "Oraya muhtemelen bir güdümlü füze muhribi gönderdiler. Normalde bu gemiler bir uçak gemisi görev grubuna eşlik ederek hava savunma işlevi görürler. Ancak bu gemileri böyle bir görev için gruptan ayırmak, tam anlamıyla bir intihar görevidir" ifadelerini kullandı.
Johnson, İran’ın bölgedeki savunma kapasitesinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"İranlıların kıyıda sadece sabit topçu bataryaları olduğu ve bunları yok edince yolun açılacağı sanılıyor. Bu bir yanılsama. İranlılar; torpido taşıyan küçük denizaltılar, su altı dronları, mayınlar, su üstü dronları, hava dronları, kıyı savunma seyir füzeleri ve stratejik füzelerden oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine sahip. Bu sistemin bir kısmı kıyıda, bir kısmı ise karanın 160 kilometre içindedir."
ABD’nin seyrüsefer özgürlüğünü sağlama iddiasıyla Hürmüz Boğazı’nı askeri güçle açma ihtimalini değerlendiren Johnson, bunun mevcut askeri kapasiteyle mümkün olmadığını dile getirdi.
Johnson, "Kağıt üzerinde 2 milyon kişilik bir orduyla karaya çıkıp her şeyi ele geçirebileceğinizi söyleyebilirsiniz ancak bu bir fanteziden ibarettir. Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı’nı açacak askeri kabiliyete sahip değildir. Bu bir aptal hayalidir" dedi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) geminin vurulduğunu inkar etmesini de eleştiren eski CIA analisti, Pentagon’un halkı yanılttığını belirtti.
Johnson, "Çamaşırhanede yangın çıktığını ve 30 saat sürdüğünü söylediler, 'görülecek bir şey yok' dediler. Bir başka muhripte çıkan gizemli yangının navigasyon sistemini devre dışı bıraktığını iddia ettiler. CENTCOM’dan gelen yalan ve çarpıtma miktarı hayret verici. Ben El Cezire ve görgü tanıklarının raporlarına itibar etmeyi tercih ederim" şeklinde konuştu.
Johnson, ABD ordusunun teknolojik ve yapısal olarak geçmişte takılı kaldığını belirterek, modern savaş arenasındaki değişimlere dikkat çekti.
ABD askeri sisteminin 20. yüzyıl ortamına göre yapılandırıldığını vurgulayan Johnson, "20. yüzyılda uçak gemilerimiz hipersonik füzeler ve dronlar konusunda endişelenmek zorunda değildi. Kıyılara yaklaşabiliyorlardı ve düşman uçaklarını düşürme şansımız yüksekti. Artık durum böyle değil. Dronlar, konvansiyonel seyir füzeleri ve hipersonik füzelerin birleşimi karşısında uçak gemileri kolay birer hedefe dönüşmüş durumda" değerlendirmesinde bulundu.
Lojistik zorluklara da değinen Johnson, 23 yıl önce Irak’ın işgali sırasında 165 bin askerin Kuveyt ve Suudi Arabistan’da güvenli bir şekilde toplanabildiğini ancak bugün bunun imkansız olduğunu belirtti. Johnson, "Dünya değişti. Artık denizaşırı bir bölgede güçlerinizi güvenle bir araya getiremezsiniz; çünkü dronlar ve kısa menzilli balistik füzeler tarafından vurulma riskiniz çok yüksek" dedi.
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşla bir kıyaslama yapan Johnson, ABD’nin mühimmat üretim kapasitesinin yetersizliğini vurguladı.
Rusya’nın endüstriyel üretim sistemini savaş ekonomisine göre hızla uyarladığını ve büyük miktarlarda top mermisi ile füzeyi ucuza mal ettiğini belirten Johnson, ABD’nin "Dark Eagle" adlı hipersonik füze projesini sert bir dille eleştirdi. Johnson, "Bizim hipersonik füzemiz olduğu iddia edilen silah sadece 5 Mach hızına ulaşabiliyor. Bu, Rusya ve Çin’in füzelerinin hızının yarısı demek. Üstelik bir tanesinin fiyatı 41 milyon dolar. Rusların Kinjal füzesinin ise 6 milyon dolar civarında olduğu rapor ediliyor. Rus füzelerinden sekiz kat daha pahalı ve yarı hızda bir füze ürettik. Ne büyük bir başarı!" ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı’nın 28 Şubat tarihinde kapatılmasının küresel ekonomi için bir "saatli bomba" etkisi yarattığını söyleyen Johnson, körfezden çıkan petrol, sıvılaştırılmış doğalgaz, üre, helyum ve sülfürik asit akışının durduğunu kaydetti. Halihazırda yolda olan gemilerin varış noktalarına ulaşıp yüklerini boşalttığını, asıl kıtlığın bundan sonra her geçen gün daha belirgin hale geleceğini belirtti.
ABD’deki enerji fiyatlarına dikkat çeken Johnson, "Florida’da galon başına benzin fiyatı sadece 6 günde 3,57 dolardan 4 dolara çıktı. Orta Batı eyaletlerinde durum daha da kötü. Havacılık yakıtında sıkıntı yaşanıyor. Bu durum ekonominin tüm sektörlerini etkileyecek bir zincirleme etki yaratacak. Trump, askeri olarak kazanamayacağını anladığında müzakere yolunu aramak zorunda kalacak" dedi.
ABD iç siyasetindeki hukuksuzluklara da değinen Johnson, Başkan Trump’ın Savaş Yetkileri Yasası’nı baypas ettiğini anımsattı.
"Destansı Öfke Operasyonu" adını verdiği askeri harekatın bittiğini ilan eden Trump’ın, hemen ardından "Özgürlük Projesi" adıyla yeni bir süreç başlattığını belirten Johnson, bu isim değişikliğinin hukuki denetimden kaçmak için yapılan bir kurnazlık olduğunu savundu.
Johnson, ABD Kongresi’nin bu duruma sessiz kalmasını eleştirerek, "Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri ayağa kalkıp 'dur bakalım kovboy, bunu yapamazsın' demeliydi. Ancak bunu yapacak cesaret ve omurga Washington’da çok az bulunuyor. Kongre görevini yapmıyor, kafasını başka yöne çeviriyor. Trump’ın bu hukuksuzluklardan sıyrılacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Mülakatın son bölümünde Johnson, bugünkü krizin temelinde 46 yıllık bir yalanlar silsilesi olduğunu ifade etti. 1979 İran İslam Devrimi’nin dış müdahale olmaksızın gerçekleşen organik bir devrim olduğunu belirten Johnson, ABD’nin o dönemde Irak’ı bir vekil güç olarak kullanarak İran’a saldırttığını hatırlattı.
1980 yazında Jimmy Carter tarafından imzalanan bir gizli kararname ile CIA’in Irak’a yardım etmekle görevlendirildiğini belirten Johnson, şunları söyledi:
"Körfez’deki Arap ülkelerinden finansman sağlanması için CIA görevlendirildi. Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’in paraları Saddam’a akıtıldı. Daha sonra bu durum kimyasal ve biyolojik silah kullanımına kadar tırmandı. ABD, Saddam Hüseyin’e kimyasal silahların bileşenlerini ve formüllerini sağladı. O dönemde bunun sadece küçük bir sınır çatışması olduğunu iddia edip ilgimiz yokmuş gibi davrandık. Bu koca bir yalandı."
İran’ın bugünkü lider kadrosunun 1980’lerdeki bu kanlı savaşı bizzat cephede deneyimlediğini vurgulayan Johnson, bu durumun stratejik kararlara etkisine dikkat çekti.
Johnson, "Bugünkü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Ayetullah Mücteba Hamenei'nin dördü de o savaşta savaştı. Pizişkiyan o zamanlar doktordu ancak diğerleri doğrudan cephedeydi. Devrim Muhafızları’nın birer parçasıydılar. 18-20 yaşlarındayken yaşadıkları bu tecrübe hala içlerinde diri duruyor. İnsanların anlamadığı şey bu; o savaş onları şekillendirdi" dedi.
Johnson, askeri hareketliliğin devam ettiğini ve BAE’deki ed-Dafra hava üssüne çok sayıda askeri varlık konuşlandırıldığını belirterek, 7 Mayıs tarihinde çatışmaların şiddetlenebileceği uyarısında bulundu.
"Silahlar dolu ve hedefe kilitlenmiş durumda" diyen Johnson, yeni bir çatışma döngüsüne girilmesinin kaçınılmaz göründüğünü ifade ederek sözlerini tamamladı.