
YDH- İsrailli emekli Tümgeneral Giora Eiland, Walla haber sitesinde kaleme aldığı analizinde, Ortadoğu’da Washington ve Tahran hattında gerilen ipleri, İsrail’in Lübnan cephesinde kısıtlanan hareket alanını ve Gazze’nin bu karmaşık denklemdeki yerini değerlendirdi.
Eiland, bölgesel aktörlerin hamlelerini "ablukaya karşı abluka" formülü üzerinden okurken, İsrail’in savunma stratejilerindeki aksaklıklara dikkat çekti.
Eiland yazısında, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki İran baskısını kırma girişimlerini analiz ederek, Washington'un Tahran'a kabulü mümkün olmayan şartlar dayattığını savunuyor.
Yazara göre, Amerika’nın İran petrollerine yönelik ambargoyu kaldırmadan tek taraflı taviz beklemesi, İran liderliği açısından bir "aşağılanma" olarak görüldüğü için karşılık bulmuyor.
İran'ın doğrudan Amerikan donanması yerine Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman gibi bölgesel müttefikleri hedef almasını "zekice bir hamle" olarak nitelendiren Eiland, Tahran’ın bu yolla topu yeniden Amerikan sahasına attığını öne sürüyor.
Analizinde İsrail’in Lübnan politikasını sert bir dille eleştiren Eiland, özellikle ABD’nin İsrail’i dizginleme çabalarına tepki gösteriyor. Hizbullah’ın İsrail ordusuna ağır kayıplar verdirdiğini savunan yazar, durumun vahametini şu sözlerle aktarıyor:
"İddiaya göre ABD, İran'ı çatışmaları yeniden alevlendirmeye kışkırtmamak için Lübnan'da sükûnetin korunmasını istedi, fakat bu tam bir safsata."
Eiland, mevcut "düşük yoğunluklu çatışma" stratejisinin Hizbullah’a gerçek bir zarar vermediğini savunurken, çözümün ancak kapsamlı bir askeri baskıdan geçtiğini ifade ediyor.
Yazara göre, "Yalnızca Lübnan'ın geneline, özellikle de Beyrut'a yönelik geniş çaplı saldırılar sonuç verebilir."
Bölgedeki çok cepheli yapıyı değerlendiren Eiland, Gazze’nin mevcut şartlar altında İsrail için birincil öncelik olmaması gerektiğini savunuyor.
Hamas’ın sivil idareyi yeniden ele geçirme çabalarına rağmen, işgal ordusunun bölgedeki ''operasyonel özgürlüğünün durumu stabilize ettiğini'' belirten yazar, Lübnan ve İran cepheleri açık olduğu sürece Gazze’de operasyonları gereğinden fazla genişletmenin makul bir strateji olmadığını ifade ediyor.
Eiland, yazısının sonunda İsrail'in hazırlık sürecini sorgulayarak, bir aylık sükûnet dönemini hangi tarafın daha verimli kullandığı sorusunun kritik olduğunu vurguluyor ve İsrail’in her türlü senaryoya karşı tam kapasiteyle hazır olması gerektiğinin altını çiziyor.