ABD'li emekli yarbay Aguilar: BAE, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Belçika’nın konumuna evrildi

07 Mayıs 2026

Emekli Yarbay Anthony Aguilar, Hürmüz Boğazı’nda "Özgürlük Projesi" adı altında başlayan yeni seyrüsefer düzeninin çatışma riskini artırdığını belirterek, ateşkesin çökme noktasına geldiği uyarısında bulundu.

YDH - Ortadoğu’da bölgesel bir savaşın eşiğine gelindiğine dair endişeler, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yönelik düzenlenen geniş kapsamlı füze saldırılarıyla yeni bir boyuta taşındı.

Amerikan ordusunda yirmi beş yıl hizmet vermiş kıdemli bir subay olan Emekli Yarbay Anthony Aguilar, gazeteci Mario Nawfal ile gerçekleştirdiği mülakatta, sahadaki son askeri gelişmeleri, savunma sistemlerinin kapasitesini ve Washington ile Tahran arasındaki stratejik hesaplaşmayı analiz etti.

Aguilar, mevcut durumu "jeopolitik bir bar kavgasına" benzetirken, BAE’nin bu kavgada "yanlış yerde duran arkadaş" konumuna düştüğünü dile getirdi.

Mülakatın başında saldırıların odağındaki tek ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olmasının taşıdığı öneme değinen Anthony Aguilar, bu durumu jeopolitik bir benzetmeyle açıkladı. Aguilar, "BAE bu çatışmada, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Belçika’nın konumuna evrildi; Almanya, Majino Hattı’ndan kaçınmak ve Fransız kuvvetlerini kanattan vurmak için Fransa’ya Belçika üzerinden saldırmıştı. Bugün BAE de coğrafi, askeri, ekonomik ve diplomatik açılardan orduların üzerinden geçtiği bir manevra alanı haline geldi" ifadelerini kullandı.

Analist, İran’ın neden yalnızca BAE’yi hedef aldığına dair soruya yanıt verirken, Tahran’ın stratejik hesaplarını şu sözlerle dile getirdi:

"İran’ın gözünden bakmamız gerekiyor. Ellerinde hangi seçenekler var? İran, ABD’nin tamamen teslimiyet içermeyen hiçbir barış önerisini kabul etmeyeceğini biliyor. Bu nedenle, ABD kuvvetlerinin avantaj elde etmesini engellemeye çalışıyorlar. Eğer Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Fars Körfezi’ndeki kara hedeflerine ulaşmak istiyorsanız, boğazın batı kısmını, yani BAE’yi kontrol etmek veya en azından burada nüfuz sahibi olmak zorundasınız."

"Özgürlük Projesi denizcilik doktrinine ait bir terim değil"

ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğu ve ticari gemilere Hürmüz Boğazı boyunca rehberlik etmeyi amaçlayan "Özgürlük Projesi" hakkında konuşan Aguilar, bu hamlenin askeri karşılığının belirsizliğine dikkat çekti.

Aguilar, "Rehberlik etmek, denizcilik doktrinine ait bir terim değildir. Bu ifade her anlama gelebilir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan Brad Cooper’ın açıklamalarından anladığımız kadarıyla bu süreç jetler, dronlar ve insansız deniz araçlarını kapsıyor. Ancak bu, bir ABD muhribinin ticari gemileri gece bir çoban gibi önüne katıp götüreceği anlamına gelmiyor. Muhtemelen boğazın güney ucunda bekleyip ‘Hadi gelin, sizi izliyoruz’ diyecekler ki bunun etkili olmadığını zaten görüyoruz" dedi.

Aguilar, bölgedeki ABD deniz gücü kompozisyonuna dair ayrıntılı veriler paylaşarak, USS Abraham Lincoln’ün Fars Körfezi’nde, USS Gerald R. Ford’un Akdeniz’de, USS George H.W. Bush’un ise Umman Körfezi’ne yakın konumda olduğunu belirtti. Ayrıca USS Tripoli’nin Umman Körfezi’nde beklediğini, USS Murphy muhribinin ise bölgede aktif görevde olduğunu hatırlattı.

"İran’ın suyun hemen üzerinden giden füzeleri ciddi bir tehdit"

İran’ın askeri kapasitesinin küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayan askeri analist, özellikle kıyı savunma sistemlerine ve Çin teknolojisine dayanan füze envanterine odaklandı.

Aguilar, İran’ın elindeki Zafar ve Nasır füzelerinin Çin yapımı C-802 füzelerinin türevleri olduğunu belirterek şu teknik detayları paylaştı:

"Bu füzeler sadece kıyıdan gemiye fırlatılmıyor, aynı zamanda suyun hemen üzerinden, adeta bir torpido gibi yüzeyi yalayarak hedefine ilerleyebiliyor. Bir destroyerdeki sonar görevlisi torpido ararken, güverte görevlisi yukarıdan gelecek bir füze beklerken, füze suyun üzerinden sinsice yaklaşıyor. İran’ın elinde bu füzelerden çok sayıda var ve bu sistemler aktif edilene kadar radar sinyali yaymadıkları için imha edilmeleri oldukça güç."

Aguilar, bu durumu 1964 yılındaki Tonkin Körfezi olayına benzeterek, küçük bir deniz angajmanının on binlerce askerin bölgeye sevk edildiği on yıllık büyük bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulundu:

"Şu an Hürmüz Boğazı’ndaki durum, bir yanlış hamlenin devasa bir tırmanışı tetikleyebileceği tüm jeopolitik ve askeri gerilim unsurlarını barındırıyor."

"Piyasalardan yirmi dakikada 200 milyar dolar silindi"

Savaşın ekonomik boyutlarını da ele alan mülakatta, Nawfal’ın borsa ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara ilişkin verileri üzerine Aguilar, Donald Trump’ın önceliklerine dair çarpıcı bir değerlendirme yaptı.

Petrolün varil fiyatının 114 dolara yükselmesi ve ABD’deki benzin fiyatlarının yüzde 50 oranında artmasıyla ilgili olarak Aguilar, "Donald Trump’ın BAE’ye bir ulus olarak doğrudan değer verdiğini düşünmüyorum. Ancak Trump, petrol fiyatlarını, küresel borsaların durumunu ve kendi itibarını derinden önemsiyor. Ekonomiye verilen zarar, Trump’ın en duyarlı olduğu ve onu en çok yaralayan tetikleme noktasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Aguilar, piyasalardaki manipülasyonun süreceğini ifade ederek, "Geçen hafta ‘Destansı Öfke Operasyonu’ bitti dendiğinde piyasalar rahatlamıştı. Ancak pazar gecesi gelen açıklamalar ve yeni askeri hareketlilik, durumun daha da kötüleşebileceğini gösterdi. ABD piyasalarından sadece 20 dakika içinde 200 milyar doların silinmesi, durumun ciddiyetini kanıtlıyor" dedi.

"İran, Trump’ın karar matrisindeki bilinmezliği çözmeye çalışıyor"

Mülakatın ilerleyen bölümlerinde İran’ın stratejik amacının ne olduğu sorusuna yanıt veren Aguilar, Tahran’ın ABD Başkanı’nın "kırmızı çizgilerini" test ettiğini dile getirdi.

Aguilar’a göre İran, "Donald Trump’ın karar matrisindeki bilinmeyenleri" bulmaya çalışıyor:

"İran şunu biliyor: İsrail’i vururlarsa ABD kesinlikle yanıt verir. Ancak başka bir ülkeyi, örneğin BAE’yi vurduklarında ABD’nin ne yapacağı bir muamma. Trump’ın tepkileri ‘İran’la anlaşma yapmak istiyorum’ cümlesinden ‘Onları yeryüzünden sileceğiz’ tehdidine kadar çok geniş bir yelpazede gidip geliyor. İran, o düğmenin nerede olduğunu, nereye kadar gidebileceklerini anlamak için sınırları zorluyor."

Analist, bölgedeki hava savunma sistemlerinin yetersizliğine de değindi. Bölgedeki birçok radar ve savunma sisteminin çatışmanın ilk günlerinde imha edildiğini hatırlatan Aguilar, "ABD’nin BAE’ye kusursuz bir koruma sağlaması için Arleigh Burke sınıfı muhriplerini bölgeye sokması gerekiyor. Ancak bu gemileri Hürmüz Boğazı’ndan geçirmek büyük bir askeri risk taşımıyor mu? İran’ın amacı belki de ABD’yi bu riski almaya zorlayarak bir gemisini vurmak ve Washington’a büyük bir optik darbe indirmektir" dedi.

"İsrail kendi müttefikini desteklemek için devreye girebilir"

Mülakat sırasında CNN ve diğer medya organlarından gelen son dakika bilgilerini değerlendiren katılımcılar, BAE’de kullanılan hava savunma sistemlerinden birinin İsrail yapımı olduğunu teyit ettiler. Aguilar, İsrail’in bölgedeki rolüne ilişkin şunları söyledi:

"İsrail’in BAE’yi desteklemek için tek başına hareket etme kapasitesi var. Şu an İsrail genelinde sığınakların açılması talimatının verilmiş olması, bir misilleme hazırlığının veya karşı saldırı beklentisinin işareti olabilir. Eğer İsrail, BAE’nin çağrısına yanıt verip doğrudan müdahil olursa, bu durum ABD’yi de içine çeken çok daha büyük bir ittifak savaşını tetikleyebilir."

Aguilar, BAE yetkililerinin okulları dört gün boyunca uzaktan eğitime geçirme kararını da "egemenlik haklarının korunması ve sivil güvenliğin sağlanması adına atılmış sembolik ama zorunlu bir adım" olarak nitelendirdi.

"Ateşkesin çökmesine saniyeler kalmış olabilir"

Mülakatın sonunda genel bir değerlendirme yapan Anthony Aguilar, ateşkesin sürdürülebilirliğine dair karamsar bir tablo çizdi. Aguilar, "İstihbarat verilerine doğrudan erişimim olmasa da, sahadaki askeri hareketlilik bana ateşkesin saatler, belki de günler içinde tamamen çökeceğini söylüyor. Biz şu an bir yol ayrımındayız. Bir yanda tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi ihtimali var, diğer yanda ise Hürmüz Boğazı’nın 12 deniz millik dar seyrüsefer kanalında başlayacak ve tüm dünyayı yakacak bir sıcak savaş duruyor" dedi.

Aguilar, mülakatı şu ifadelerle sonlandırdı:

"İran, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda taviz vermeyeceğini açıkça gösterdi. Trump’ın önündeki seçenekler ya bu yeni gerçekliği kabul etmek, ya bölgeyi tamamen kendi kaderine terk etmek ya da topyekûn bir savaşı göze almaktır. Ancak bölgeyi terk etmek sadece bir yerden gitmek değil; küresel petrol endüstrisinden, müttefiklerin güvenliğinden ve dünya istikrarından vazgeçmek anlamına gelir. Bu, bedeli çok ağır bir kumar olacaktır."