İsrail basınında endişe büyüyor: Hizbullah, düşük maliyetle üstünlük kurdu

08 Mayıs 2026

İsrail basınında büyüyen alarm, Güney Lübnan’daki yıpratma savaşında Hizbullah’ın düşük maliyetli İHA ve füze taktikleriyle İsrail ordusunu hem sahada hem içeride çözülme noktasına sürüklediğini ortaya koyuyor.

YDH- El-Ahbar'ın haberine göre, İsrail güvenlik bürokrasisi, özellikle güneyde sözde "ateşkesin" ordu için ağır bir bedele dönüşmesiyle birlikte, Lübnan’daki çatışmaların gidişatına dair derin bir endişe içinde.

✧═════════════════════✧
Hizbullah’tan İsrail’e mesaj: ‘Kâbus yeniden sahada’
✧═════════════════════✧

Kamuoyunda Tel Aviv’in elini kolunu bağlayan siyasi baskılar ve ABD’nin kısıtlamaları sıkça tartışılıyor.

Lübnan’ın iç kesimlerinde kapsamlı suikastlar yapılmasını veya topyekûn bir savaş başlatılmasını engelleyen bu kısıtlamalar, Lübnan stratejisinin çökmesindeki temel sebep olarak görülüyor.

Bu durum, ordu yönetimine ve hükümet yetkililerine yönelik eleştirileri artırırken, Lübnan cephesinde "ordunun çözülmeye başladığı" yorumlarını da beraberinde getiriyor.

Elisha Ben Kimon’un Yediot Aharonot’ta yayımlanan makalesi, sahadaki dengelerin İsrail’den ziyade Hizbullah’ın lehine döndüğüne dair güçlenen kanaati gözler önüne seriyor.

Yazara göre İsrail ordusu artık kendisine dayatılan bir denklemin içinde sıkışmış durumda ve çatışma tamamen Direniş'in belirlediği bir tempoda ilerliyor.

Kimon, ABD ile kurulan "ortaklığın" Lübnan cephesinde artık bir yüke dönüştüğünü; Washington’ın bölgesel hesapları ve İran ile yürüttüğü müzakerelerin, İsrail’in askeri gücünü tam kapasite kullanmasını ve stratejik suikastlar düzenlemesini engellediğini savunuyor.

╰┈➤ 'Lübnan'da ateşkes İsrail için bir tuzak ve Amerika bir yüke dönüştü'

Makaledeki temel iddiaya göre; güneyde yaşananlar bir ateşkes değil, ucu açık bir "yıpratma savaşı."

İHA’lar ve düşük maliyetli savaş taktikleri İsrail’i zorluyor

Doğaçlama patlayıcılar, dronlar ve füzelerle yürütülen bu süreçte İsrail’in sürekli bombardımanları sonuç vermediği gibi, kesin bir zafer ihtimali de ufukta görünmüyor.

Üstelik İsrail’in güneydeki askeri varlığı, Hizbullah’ın "ülkeyi işgale karşı savunan güç" imajını besliyor ve bu da örgütün Lübnan kamuoyundaki toplumsal ve siyasi desteğini perçinliyor.

Yazar, özellikle Hizbullah’ın insansız hava aracı (İHA) teknolojisindeki gelişimine dikkat çekiyor.

Bu düşük maliyetli araçların radarlarca tespit edilip engellenmesindeki zorluk ve güneydeki birlikleri yüksek isabet oranıyla vurabilmesi, orduyu en çok köşeye sıkıştıran unsurlardan biri haline geldi.

Öte yandan çatışmaların mevcut seyri, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’a dolaylı bir koruma kalkanı sağlıyor.

İsrail, Amerikan baskısı nedeniyle Lübnan’ın derinliklerine operasyon yapmaktan kaçındığı için örgüt, savaşı çok daha güvenli bir bölgeden yönetebiliyor.

Neticede makale, her geçen gün artan kayıplar ve Lübnan cephesinin İran ile Lübnan arasındaki geniş ölçekli bölgesel nüfuz mücadelesine eklemlenmesi karşısında; İsrail’in caydırıcılığını yitirdiği ve "mutlak zaferden" her geçen gün uzaklaştığı yönündeki korkuları yansıtıyor.

Kuzey yerleşimlerinde “harekât körlüğü” paniği

Bu süreçte İç Cephe Komutanlığı’nın sivil savunma amaçlı kullanılan Şual komuta ve kontrol sistemini devreden çıkarma kararı, el-Celil ve Golan yerleşimlerinde büyük bir infiale yol açtı.

Yerleşimciler, füze saldırılarına müdahale etme ve yaralıları kurtarma kabiliyetinin bu kararla birlikte çökeceği uyarısında bulunuyor.

Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Şual sistemi, füze isabet noktalarını belirlemek ve acil durum ekiplerini yönlendirmek için kullanılan en temel araçtı.

Sistemin kapatılması, kuzey yerleşimlerini hedef alan son saldırılarda tam bir "harekât körlüğü" yaşanmasına neden oldu.

İsrail kanadı bu kararı, İran veya Hizbullah bağlantılı yapıların sistemdeki hassas bilgileri sızdırarak savunma açıklarını tespit edebileceği endişesiyle gerekçelendiriyor.

Bu durum, İsrail’in kuzey cephesinde ilk kez “istihbarat güvenliği” ile “sivil koruma kapasitesi” arasında tercih yapmak zorunda kaldığını gösterirken, güvenlik bürokrasisi içindeki derin kırılganlığı da açığa çıkarıyor.

Uzmanlar, sistemin kapatılmasının kısa vadede veri sızıntısı riskini azaltabileceğini ancak uzun vadede yerleşimciler arasında devletin koruma kapasitesine dair güven krizini büyüteceğini belirtiyor.

 

“Ordu sessizce parçalanıyor”

Bu sırada Maariv gazetesinin askeri analisti Avi Aşkenazi, ordunun içten içe ve sessizce parçalanmaya başladığını ileri sürerek sert bir tablo çiziyor.

Aşkenazi, üst komuta kademesinin, devlet adamı vakarına sahip subaylar ile siyasi irade karşısında omurgasızlaşanlar arasındaki sınırı çoktan aştığını savunuyor.

✧═════════════════════✧
İsrail medyası: Lübnan, İsrail ordusu için derin bir keder ve başarısızlık oldu
✧═════════════════════✧

Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’e de seslenen analist, "Lübnan’da hareket özgürlüğümüz var masalları anlatmayın; Beyrut’un güneyine taktiksel bir operasyon iznini bile haftalarca bekledikten sonra alabildiniz," diyerek tepkisini dile getiriyor.

Aşkenazi sözlerine şöyle devam ediyor:

"Hizbullah; AliExpress, Amazon veya Uzak Doğu’dan tedarik ettiği basit dronlarla Güney Lübnan’da hava üstünlüğünü ele geçirdi. Her biri milyonlarca dolar değerindeki iki İsrail 'Hermes' İHA’sının düşürülmesi bunun en somut kanıtıdır."

✧═════════════════════✧
Israel Hayom: Hizbullah değil, İsrail ‘stratejik tuzağa’ düştü
✧═════════════════════✧

El-Ahbar'a göre, bu gelişmelerin, Hizbullah’ın bir savaş helikopterini karadan havaya füzeyle düşürme girişimi ve sekiz askerin yaralandığı İHA saldırılarının hemen ardından gelmesi dikkat çekici.

Lojistik Birimi’nin, birlikleri dronlardan korumak için piyasadaki tüm balıkçı ve futbol kalesi ağlarını satın aldığı belirtiliyor.

Aşkenazi, yaklaşık üç yıldır süren savaşın orduyu bitkin düşürdüğünü, askerlerin fiziken ve ruhen tükendiğini vurguluyor.

Bu 'acı tabloya' rağmen İsrail ordusu, savaş boyunca psikolojik nedenlerle terhis edilen askerlerin sayısını gizlemekle suçlanıyor. 

Haaretz gazetesine konuşan ruh sağlığı departmanı kaynakları, vakanın boyutlarının dehşet verici olması nedeniyle veri paylaşmaktan kaçındıklarını itiraf ediyor.

Yetkililer, bu tür verilerin yerleşimcilerin moralini yerle bir edeceğinden korktukları için konunun tartışılmasını dahi istemiyorlar.