Scott Ritter: ABD'nin deniz hakimiyeti ve küresel imparatorluğu çöktü

09 Mayıs 2026

Birleşmiş Milletler eski silah denetçisi ve askeri analist Scott Ritter, ABD'nin Ortadoğu ve Pasifik'teki askeri caydırıcılığının kurgusal bir düzeye gerilediğini ve küresel imparatorluk döneminin sona erdiğini belirtti.

YDH - ABD Deniz Piyadeleri'nin eski istihbarat subayı ve Birleşmiş Milletler eski silah denetçisi Scott Ritter, Behind America platformuna verdiği mülakatta, küresel jeopolitik dengelerin kökten değiştiğini ve Washington'ın artık sahada karar verici güç olma vasfını yitirdiğini açıkladı.

Ritter, ABD'nin İran karşısındaki stratejik zafiyetinden Ukrayna'daki askeri çöküşe, İsrail ile olan zorunlu kopuştan Çin'in Pasifik'teki tartışmasız üstünlüğüne kadar geniş bir çerçevede kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

"İran stratejik avantaja sahip ve ABD'nin eli zayıf"

ABD'nin Ortadoğu politikalarını ve İran ile olan gerilimi değerlendiren Ritter, Tahran yönetiminin Washington karşısında masada ve sahada üstünlük kurduğunu belirtti. ABD'nin bölgedeki gücünü yansıtma yeteneğinin kalmadığını ifade eden Ritter, "İranlıların bu noktada avantajlı olduğu bir gerçek. Refah Muhafızı Operasyonu'nun hiçbir sonuç doğuramadığını kanıtladık. Kendi kendimize karşı savaşa girmiş olmamızın ne kadar aşağılayıcı olduğunu anlıyor musunuz? Bu durum paniklediğimiz, hiçbir etkimizin kalmadığı ve bölgeye güç yansıtma kabiliyetimizin olmadığı anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.

Ritter, ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde kurmaya çalıştığı koruma kalkanının gerçeklikten uzak olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

"Boğaz üzerinde oluşturduğumuz o kırmızı, beyaz ve mavi kalkan, yaptığımız diğer her şey gibi kurgusaldı. İranlılar bu süreçte avantajlı konumda. Rusya ve Çin, İran'a yaptırımlar kaldırılmadan barışın mümkün olmayacağını söylüyor. ABD ise her zamanki gibi 'aptalca oyunlar' oynayarak bazı yaptırımların terörizmle bağlantılı olduğunu ve Hizbullah ya da Husilere destek sürdüğü müddetçe kalacağını iddia ediyor. Boğazınız sıkılırken böyle iddialı beyanlarda bulunmak cesaret ister ama bunun ne kadar süreceğini göreceğiz."

"İran'ın geleceği Batı'da değil Asya ve Doğu'dadır"

İran'ın ekonomik ve siyasi geleceğinin Batı ile entegrasyonda olmadığını vurgulayan askeri analist, Tahran'ın stratejik bir eksen kayması yaşaması gerektiğini belirtti.

Ritter, "İran'ın geleceği militanlık ya da saldırganlıkta değil, Doğu'ya yapılacak kararlı bir dönüştedir. İran Cumhurbaşkanı'nın, Dışişleri Bakanı'nın ve genel olarak İran halkının Batı'ya olan hayranlığından vazgeçmesi gerekiyor. Biz çözüm değil, sorunuz. Avrupa ve ABD'nin mevcut durumu ortadayken, ABD'nin İran ile eşit şartlarda ticaret yapacağını hayal etmek tam bir fantezidir. Bize güvenemezsiniz, biz yalancıyız. Her konuda yalan söyleriz. Avrupa da aynı durumda, onlar da işlevsiz yalancılardır" dedi.

Rusya ve Çin'in İran'a karşı en dürüst aktörler olduğunu belirten Ritter, İran'ın Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS gibi yapılara sıkı sıkıya tutunması gerektiğini, bu sayede ABD'nin iç mevzuatlarla bu bağı koparamayacağını ifade etti.

ABD'nin iç siyaseti ve Donald Trump'ın İsrail politikasına değinen Ritter, Trump'ın seçim sürecinde aldığı finansal destekler nedeniyle İsrail yanlısı bir kadro kurduğunu ancak bu kadronun başarısızlığa uğradığını ifade etti.

Ritter, "Donald Trump siyasi bir hayvandır ve tek amacı hayatta kalmaktır. Seçilmek için Miriam Adelson'ın 200 milyon dolarlık rüşvetine ihtiyaç duydu ve ekibini onun istediği ziyonist isimlerle doldurdu. Ancak bu 'altın ziyonist ekip' Donald Trump'ı aşağıladı. Trump, intikamcı bir adamdır. Eğer siyasi mirası tehlikeye girerse, bu ziyonist yapıyı bir anda terk edecektir. Trump'ta sadakat yoktur, sadece güç odaklı hareket eder" değerlendirmesinde bulundu.

Ritter, ABD Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı özelinde de sert eleştiriler getirerek, "Savaş Bakanı Pete Hegseth yaşayan bir ölüdür. ABD Kongresi önündeki ifadesi bir utanç kaynağıydı. Küstahça yasadışılıkları savunuyor ve zeki bir insan değil. Trump'ın ondan en kısa sürede kurtulacağını düşünüyorum. Marco Rubio ise daha zorlu bir vaka ancak ulusal güvenlik danışmanlığı görevinden alınması gerekebilir. Bu isimlerin başarısızlıkları ABD'nin bu savaşa dahil olmasına neden oldu" dedi.

"Ekonomik gerçekler ABD'yi İsrail'den kopmaya zorluyor"

ABD toplumunda İsrail'e yönelik bakış açısının radikal bir biçimde değiştiğini rakamlarla açıklayan Ritter, bu değişimin ahlaki değil ekonomik nedenlere dayandığını kaydetti.

Ritter, "ABD nüfusunun yüzde 60'ı artık İsrail'i kötü bir talih olarak görüyor. Halk, soykırıma veya yasadışı saldırı savaşına ahlaki gerekçelerle karşı çıkmıyor; savaşı kaybettiğimiz ve pompa fiyatlarında bunu hissettikleri için karşı çıkıyorlar. Bill Clinton'ın 1992'de dediği gibi: 'Mesele ekonomi, aptal!' Amerikalılar sadece cüzdanları sıkıştığında uyanırlar ve şu an İsrail bizim cüzdanımızı sıkıştırıyor. Bu yüzden İsrail ile bağların kopması kaçınılmazdır" şeklinde konuştu.

İsrail'in demografik ve ekonomik bir çöküşün eşiğinde olduğu değerlendirmesini yapan analist, "İsrail'in yakın gelecekte aşırı ekonomik zorluklar yaşayacağını ve bunun nüfus kaybına yol açacağını düşünüyorum. İnsanlar ait oldukları yerlere geri döndükçe, bir Yahudi vatanı kavramını sürdürmek demografik olarak imkansız hale gelecektir" bilgisini paylaştı.

"ABD donanması bir kağıttan kaplandır"

Çin ile olası bir askeri çatışma ihtimalini değerlendiren Ritter, ABD'nin askeri gücünün artık sadece teoride kaldığını belirtti.

Ritter, "Askeri gücümüz mü var? Neden bahsediyorsunuz? Dünyanın en güçlü açık deniz donanmasına sahip olduğumuz bir teoriydi. Uçak gemilerimizin Çin'i korkutabileceği bir teoriydi. Çinliler artık ABD donanmasının bir 'kağıttan kaplan' olduğunu biliyor. Çin kıyılarına yaklaşmadan batırılacaktır ve ABD'nin bunu durdurmak için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Tayvan üzerindeki hava savunma şemsiyesinin çalışmayacağını da biliyorlar. Çin, İran'ın oyun planını alıp sahayı dronlarla doyurursa, üç gün içinde Tayvan yok olur" ifadelerini kullandı.

ABD İmparatorluğu'nun denizlerin kontrolü üzerine kurulduğunu hatırlatan Ritter, bu kontrolün artık kaybedildiğini ve Washington'ın "Refah Muhafızı" gibi operasyonlarla acizliğini tescillediğini de ekledi.

"Rusya Ukrayna'yı modern bir devlet olarak tasfiye edecek"

Ukrayna'daki savaşın seyrine dair çarpıcı öngörülerde bulunan Ritter, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in başlangıçta Ukrayna'yı müzakere masasına oturtmak için bir "özel askeri operasyon" yürüttüğünü ancak Batı'nın müzakere edilemez olduğunu anladığında strateji değiştirdiğini belirtti.

Ritter, "Putin'in hatası Ukrayna'ya girmek değil, Ukrayna'nın bir anlaşmaya sadık kalabileceğine inanmaktı. Batı, Rusya'nın kalıcı olarak çöküşünü istiyor. Dört yılın sonunda Rusya nihayet bu tehdidin ciddi olduğunu ve amacın Rusya'yı öldürmek olduğunu anladı. Rusya sizi öldürmeden önce siz şaşırmayın" dedi.

Ritter, 2026 yazının çok belirleyici olacağını vurgulayarak şu detayları verdi:

"Rusya artık kararlı bir eyleme zorlanıyor. Bu gerçekleştiğinde herkes dehşete düşecek. Kiev'e ne olacağı, bazı Avrupa hedeflerine ne olacağı şok edici olacak. Rusya, Ukrayna liderliğini ortadan kaldırdığı an sahada nihai imha için harekete geçecektir. Ukrayna'nın modern bir ulus devlet olarak var olma hakkı sona ermiştir ve Rusya bu süreci sonlandıracaktır. Eğer Rusya'ya varoluşsal krizlerle giderseniz, Rusya buna göre yanıt verir. Ukraynalılar ve onların İngiliz, Alman müttefikleri geçici propaganda puanları kazanmak için Rusları incitiyorlar. Rusları incittiğinizde ne olacağını yakında göreceksiniz; bu Ukrayna için ölümcül olacak."

Ritter, mülakatın sonunda Rusya'daki gerçek durumu yerinde görmek için 16 şehri kapsayan yeni bir seyahate çıkacağını ve veri tabanını güncelleyerek bağımsız gazetecilik faaliyetlerini sürdüreceğini belirterek sözlerini tamamladı.