
YDH - The New York Times tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre Rusya ve İran, Hazar Denizi üzerindeki ticari hareketliliği hızla artırıyor.
Denize kıyısı olmayan bu su kütlesinin, Amerikan blokajı karşısında Tahran yönetimi için stratejik öneme sahip bir ticaret güzergahına dönüştüğü kaydedildi.
İranlı yetkililer, alternatif ticaret yollarını açma çabalarının sürdüğünü belirtirken; Hazar Denizi kıyısındaki dört İran limanının buğday, mısır, hayvan yemi ve ayçiçek yağı gibi temel gıda maddelerinin sevkiyatı için 24 saat esasıyla çalıştığını bildirdi.
İran Gıda Sanayicileri Derneği Başkanı Muhammed Rıza Murtazavi, İran'ın temel gıda ithalatını aktif bir şekilde bu su yoluna yönlendirdiğini ifade etti.
PortNews Analiz Bölümü Başkanı Vitaliy Çernov, daha önce Karadeniz üzerinden İran'a gönderilen Rus buğdayının artık Hazar Denizi aracılığıyla sevk edildiğini söyledi.
Çernov, savaş ortamında İran'a yönelik Hazar rotalarının çok daha cazip bir hal aldığını vurguladı. RusİranEkspo şirketler grubu başkanı Aleksandr Şarov ise bu su yolu üzerinden gerçekleşen yük trafiğinin bu yıl içinde iki katına çıkabileceği öngörüsünü paylaştı.
Şarov, yaptırımların bazı büyük şirketleri Hazar üzerinden sevkiyat yapma konusunda temkinli olmaya itmesine rağmen, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin bu engellerin aşılmasına yardımcı olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Haberde, Basra Körfezi'nin aksine ABD'nin Hazar Denizi'ndeki gemilere müdahale edemediği, zira bu bölgeye erişimin yalnızca kıyıdaş beş ülkeye ait olduğu hatırlatıldı.
Rusya ve İran, geçtiğimiz yılın ocak ayında kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı. Belgede; ikili askeri-teknik işbirliğinin yanı sıra ticaret, ekonomi, ulaşım, nükleer enerjinin barışçıl kullanımı, sağlık, eğitim, uzay araştırmaları ve kültürel değişim gibi geniş bir yelpazede maddeler yer alıyor.
Ancak bu anlaşma, Rusya'nın 2024 yılında Kuzey Kore ile imzaladığı ve taraflardan birinin saldırıya uğraması durumunda derhal askeri yardım öngören belgeden farklı bir yapı taşıyor.
Rusya ve İran arasındaki sözleşmenin 3. maddesine göre, taraflardan biri "saldırıya uğrarsa", diğer taraf "saldırgana saldırıyı sürdürmesine yardımcı olacak hiçbir askeri veya diğer yardımı sağlamamakla" yükümlü tutuluyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki bağları "geniş kapsamlı ve karşılıklı yarara dayalı" olarak nitelendirdi. Putin, ulaşılan noktada durmama ve ilişkileri niteliksel olarak yeni bir seviyeye taşıma konusunda ortak bir iradeye sahip olduklarını dile getirdi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan ise Tahran için Moskova'nın "çok büyük bir önem" taşıdığını vurgulayarak, anlaşmanın gelecek işbirlikleri için gerekli zemini hazırlayacağına dair güvenini ifade etti. İran lideri, iki ülkenin ticari ve ekonomik ilişkilerin önündeki küçük engelleri kaldırma konusunda kararlı olduğunu ekledi.
Öte yandan Rusya, İran ve Hindistan; malların teslimat süresini 35-45 günden yaklaşık yarı yarıya indirmeyi hedefleyen Kuzey-Güney Uluslararası Nakliye Koridoru (MTK) projesini yürütmeye devam ediyor.
Mart ayında ABD ile İran arasındaki gerilimlerin ardından Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Tahran'ın şu an için projeyi sürdürme imkanı bulamadığını ancak Moskova'nın projeye olan ilgisinin devam ettiğini bildirdi.
Rusya-İran İş Konseyi (RİDS) Başkanı Leonid Lojeçko, çatışma ortamına rağmen karayolu lojistiğinin olağan düzeninde çalıştığını ve İran'dan Rusya'ya tarım ürünleri sevkiyatının kesintisiz sürdüğünü kaydetti.
Lojeçko, demiryolu bağlantısının koridorun doğu rotası üzerinden devam ettiğini ve şu an için herhangi bir dış baskıya maruz kalmadığını açıkladı.
St. Petersburg limanından Hindistan'ın Mumbai limanına kadar uzanan Kuzey-Güney koridoru, yaklaşık 7 bin 200 kilometrelik bir uzunluğa sahip olup 14 ülkeyi kapsıyor.
Proje, Süveyş Kanalı üzerinden geçen deniz rotasına kıyasla daha hızlı ve alternatif bir sevkiyat hattı sağlamak amacıyla hayata geçirildi.