
YDH - ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Özel Kalem Müdürü emekli Albay Lawrence Wilkerson, Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu "Özgürlüğü Yargılamak" programında, Washington’ın Ortadoğu politikaları ve küresel güç dengelerindeki kayma üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Wilkerson, ABD hükümetinin bölgedeki hedeflerine ulaşmakta başarısız olduğunu ve yürütülen askeri projelerin yıkıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti.
Yargıç Napolitano’nun, ABD’nin bölgedeki stratejik hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştirmediğine yönelik sorusuna yanıt veren Wilkerson, "ABD’nin ilan edilmemiş veya gizli kalmış tek bir hedefte başarılı olduğunu söyleyebilirim: Bölgede İsrail’e herhangi bir şekilde karşı çıkan tüm unsurların ortadan kaldırılması" ifadelerini kullandı.
Wilkerson, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun eylemlerini bu çerçevede değerlendirerek, Netanyahu’nun Lübnan ve Batı Şeria’da büyük bir hırsla hareket ettiğini dile getirdi.
Wilkerson, Netanyahu’nun bölgedeki yayılmacı politikalarına dikkat çekerek, Doğu Kudüs’te Hristiyan kiliselerine ve organizasyonlarına ait mülklerin dahi ele geçirildiğini bildirdi.
Wilkerson, "Netanyahu her yeri büyük bir hırsla yerle bir ediyor ve mülklere el koyuyor. Ancak İsrail ordusunun tünellere girerek Hamas’ı tamamen bitirme konusundaki isteksizliği, Netanyahu için hem sahada hem de siyasi düzlemde ciddi bir sorun teşkil ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Donald Trump yönetiminin bu sürece zımnen veya açıkça destek verdiğini belirten Wilkerson, İran ile olan gerilimin hızla tehlikeli bir noktaya evrildiğini vurguladı.
Umman, Pakistan, Çin ve Rusya’nın diplomatik çabalarına rağmen olumlu bir gelişme beklemediğini ifade eden Wilkerson, "Diplomasi bahanesi altında İran’ı bir kez daha vurmaya hazırlandığımızı düşünüyorum. Bu kez B-52 ve B-2 bombardıman uçaklarını kullanarak elimizdeki tüm mühimmatı İran’ın üzerine boşaltacağız" dedi.
İran’a yönelik olası bir bombardımanın ekonomik sonuçlarına ilişkin uyarılarda bulunan Wilkerson, Suudi Arabistan’ın hava sahasını kullandırmama nedeninin, İran’ın ABD’ye yardım eden ülkeleri hedef alacağını sezmesi olduğunu aktardı.
Wilkerson, Birleşik Arap Emirlikleri’nin şimdiden petrol satış kapasitesini kaybettiğini hatırlatarak şu öngörüde bulundu:
"Eğer İran bir kez daha hedef alınırsa, haziran ayı sonuna kadar küresel bir resesyon, eylül ayına gelindiğinde ise küresel bir ekonomik buhranla karşı karşıya kalacağız. Bu durum bizi 1932 ve 1933 yıllarındaki tabloya, yani küresel bir savaşa sürükleyebilir."
Wilkerson, Netanyahu’nun can güvenliğinden endişe ettiği için sık sık yer değiştirdiğini ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in durumuna benzer bir sürece girdiğini dile getirdi.
Beyaz Saray danışmanlarının ve bakanların bu riskleri ya anlamadıklarını ya da Başkan’a iletmediklerini belirten Wilkerson, askeri-endüstriyel kompleksin sadece kâr odaklı hareket ettiğini vurguladı.
ABD’nin İran halkına silah dağıtma planlarını "saçmalık" olarak nitelendiren Wilkerson, İran halkının büyük bir çoğunluğunun hükümetlerini desteklediğini kaydetti.
Wilkerson, "İran halkına silah verirseniz, o silahı ele geçirenlerin yüzde 95’i ilk fırsatta o namluyu bize çevirecektir" uyarısını yaptı.
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’ın, İran halkını silahlandırma ve Hürmüz Boğazı’nı bloke etme önerilerini eleştiren Wilkerson, Graham’ın eyaletinde seçimi kaybetme korkusuyla Trump’a yaranmaya çalıştığını ifade etti.
Wilkerson, 18 ABD istihbarat kurumunun İran’ın nükleer silah üzerinde çalışmadığına dair hemfikir olduğunu, ancak Trump’ın bu verileri reddederek İsrail istihbarat servisi Mossad’ın iddialarını kabul ettiğini söyledi.
"Biz o ülkeyi hiç anlamıyoruz" diyen Wilkerson, 1953 darbesinden bu yana ABD’nin İran konusunda sürekli yanlış değerlendirmeler yaptığını ve Mossad’ın yönlendirmesiyle hareket etmenin büyük bir hata olduğunu belirtti.
Küresel güç dengesinin Çin’e doğru kaydığını ifade eden Wilkerson, Çin’in altyapı ve teknoloji alanında ABD’nin çok önünde olduğunu vurguladı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in finansal üstünlük hedefleyen yeni bir bildiri yayımladığını aktaran Wilkerson, "Çin; teknolojik, ekonomik, kültürel ve endüstriyel üstünlüğünü kurdu. Şimdi eksik olan tek şeyi, finansal üstünlüğü inşa ediyorlar. Kendi para birimlerini doların yerine ikame ederek imparatorluğu yıkacaklar" dedi.
Wilkerson, ABD’nin askeri mühimmat stoklarının tükendiğini, buna karşın Çin’in sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı bir dünya düzeni kurduğunu dile getirdi.
Tayvan meselesinde Çin’in askeri müdahaleye ihtiyaç duymayacağını, ekonomik çöküş yaşayan bir Tayvan’ın kendiliğinden Pekin’e sığınacağını kaydeden Wilkerson, ABD’deki teknokratların ve yapay zeka devrimi liderlerinin demokrasiyi ortadan kaldırarak ülkeyi bir şirket gibi yönetmek istediklerini, Cumhuriyetin geleceğinin büyük bir tehdit altında olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.