
YDH - ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 14 ve 15 Mayıs'ta Pekin'de bir araya gelmesi planlanıyor. Zirve, mart ayında ABD ile İsrail'in İran'a yönelik savaşının ardından ertelenmişti.
Bu görüşme, bir ABD başkanının 2017'den bu yana Çin'e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti olacak. Trump, ilk başkanlık döneminde de 2017 yılında Çin'i ziyaret etmişti.
Washington ile Pekin arasındaki görüşmenin, İran dosyası, Hürmüz Boğazı, Tayvan, Çin'in nükleer kapasitesi, ticaret ilişkileri ve yapay zeka alanındaki rekabet dahil olmak üzere çok sayıda jeopolitik başlık nedeniyle yoğun gündemle yapılması bekleniyor.
El-Cezire kanalına konuşan ABD'li yetkililer, iki liderin görüşmelerinde iki ülke arasındaki ticaret savaşında yürürlükte bulunan ateşkesin uzatılmasını ele alacağını belirtti. Böylece tarafların karşılıklı ithalat kalemlerine yeni gümrük tarifeleri getirmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Trump ile Şi, geçen yıl ekim ayında ticaret alanındaki gerilimi geçici olarak durduran bir mutabakata varmıştı. Söz konusu mutabakat, iki ülke arasındaki gümrük tarifesi artışlarını geçici olarak askıya almıştı.
ABD'li yetkililere göre Washington ile Pekin'in, ticareti kolaylaştıracak ve karşılıklı yatırımları teşvik edecek yeni mekanizmalar kurulması konusunda anlaşmaya varması bekleniyor.
Çin'in, Boeing uçakları dahil olmak üzere Amerikan ürünlerine yönelik alımlarını artırma niyetini açıklaması da bekleniyor. Tarım ürünleri ve enerji kaynakları da bu kapsamda değerlendirilen kalemler arasında yer alıyor.
Yetkililerden biri, iki ülke arasında ortak ticaret konseyi ve ortak yatırım konseyi kurulmasına yönelik teklif bulunduğunu, bu yapıların ziyaret sırasında duyurulabileceğini söyledi.
ABD'li yetkililer, liderlerin görüşmesinde Çin'den ABD'ye nadir toprak elementleri akışını da değerlendireceğini belirtti.
Pekin yönetimi, ileri teknoloji sanayisinde kullanılan nadir toprak elementlerinin ihracatına yönelik kısıtlamaları sürdürüyor. ABD ise otomobil üreticileri, uçak motoru üreticileri, silah sanayisi ve veri merkezleri için kritik kabul edilen bu hammaddelerde tedarik güvenliğini artırmaya çalışıyor.
Washington yönetimi, Çin'in küresel nadir toprak elementleri piyasasındaki hakimiyetini siyasi baskı aracı olarak kullandığını değerlendiriyor.
İran dosyasında Trump'ın, Şi Cinping üzerinde Tahran'ın nükleer programına ilişkin anlaşmaya yönelmesi için baskı kurmaya çalışması bekleniyor.
Trump yönetimi daha önce Çin'den, İran üzerindeki nüfuzunu kullanarak Tahran'ı Washington ile anlaşmaya yönlendirmesini talep etmişti. Bu süreç, ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşın ardından hız kazanmıştı.
Çin, İran ile yakın ilişkilere sahip ülkeler arasında yer alıyor. Pekin aynı zamanda İran petrolünün en büyük alıcılarından biri konumunda bulunuyor.
Bazı istihbarat değerlendirmeleri ise Çin'i İran'a silah ve askeri ekipman sağlamakla suçluyor.
İran dosyasına ilişkin müzakereler, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka sürerken yürütülüyor. ABD güçleri, Çin'e yönelen petrol tankerlerini durdurup denetliyor. Çin, İran ham petrolünün en büyük ithalatçısı konumunda bulunuyor.
Trump ile Şi'nin görüşmelerinde Tayvan ve nükleer silahlar konularının da ele alınması bekleniyor. Bu başlıklar, Washington ile Pekin arasındaki en önemli gerilim alanları arasında görülüyor.
Çin yönetimi, ABD'nin Tayvan'a verdiği siyasi ve askeri destekten rahatsızlık duyuyor. Pekin, Tayvan'ı kendi toprağının parçası olarak değerlendiriyor.
Çin, son yıllarda Tayvan çevresindeki askeri varlığını artırmıştı. Washington ise ada yönetimine siyasi ve askeri destek sağlamayı sürdürüyor.
ABD uzun süredir Çin ile nükleer silahlar konusunda müzakere başlatmaya çalışıyor. Ancak Pekin yönetimi, nükleer cephaneliğine ilişkin görüşmelere girmeyi reddediyor.
Bir ABD'li yetkili, Çin hükümetinin Washington'a gayriresmi kanallardan "herhangi bir nükleer silahların sınırlandırılması görüşmesine ya da benzer bir sürece şu aşamada ilgi duymadığını" bildirdiğini söyledi.
ABD'li yetkililer, iki liderin görüşmesinde yapay zeka başlığının da gündeme geleceğini belirtti. Washington yönetimi, yapay zekanın giderek daha fazla güvenlik boyutu taşıyan teknoloji alanlarından biri haline geldiğini değerlendiriyor.
ABD'li yetkililer, Çin'in geliştirdiği ileri düzey yapay zeka modellerine ilişkin kaygılarını da dile getirdi. Yetkililer, bu teknolojilerin kullanımından kaynaklanabilecek olası anlaşmazlıkları önlemek amacıyla iki ülke arasında bir "iletişim kanalı" kurulmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Yetkililerden biri, "Bu kanalın nasıl şekilleneceği henüz netleşmedi. Ancak liderler zirvesini diyalog başlatmak ve yapay zeka meselelerinde iletişim mekanizması kurulması ihtimalini değerlendirmek için fırsat olarak görmek istiyoruz" dedi.