
YDH- Middle East Eye (MEE)’nin bildirdiğine göre, İsrail makamları işgal altındaki Doğu Kudüs’te ev yıkımları ve zorla tahliyeleri hızlandırdı.
El-Bustan mahallesinin en ağır etkilenen bölgeler arasında yer aldığı, aynı zamanda protesto ve muhalefetin şiddetle bastırıldığı belirtildi. Kent genelinde yaklaşık “20 bin Filistin’e ait evin yıkım kararı altında” olduğu ifade edildi.
Artan baskı, sınırlı uluslararası desteğin azlığı ve düşük medya ilgisi karşısında Filistinlilerin giderek daha “savunmasız” hissettiği aktarıldı. İsrail’in hızlı ve cezasız ilerleyişi nedeniyle Silvan’ın yanı sıra Şeyh Cerrah ve Ras el-Amud gibi bölgelerde de Filistin topluluklarının tamamen ortadan kalkabileceği endişesinin büyüdüğü bildirildi.
MEE’nin aktardığına göre bu sürecin, Mescid-i Aksa çevresindeki demografik yapıyı köklü biçimde değiştireceği; bölgenin yerleşimci yerleşkeleri ve İncil temalı parklarla çevrilerek Filistinli nüfustan ayrıştırılmasına yol açacağı uyarısı yapıldı.
El-Bustan’da yıkım: “On kişi bu evde yaşıyorduk”
El-Bustan’da yıkımın boyutlarının her sokakta görüldüğü bildirildi. Dar sokaklarda moloz yığınları ve yıkılmış evlerin dikkat çektiği ifade edildi.
Bölge sakini Ebu Diyab, MEE’ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Eskiden eşim, çocuklarım ve torunlarımla birlikte burada yaşıyordum. On kişi bu evde kalıyorduk.”
Diyab ayrıca, “Acı sadece evin yıkılması değil; geçmişimizin, hayatımızın ve geleceğimizin yıkılmasıdır.” dedi.
1967’den bu yana sistematik yerinden etme
MEE’nin bildirdiğine göre Silvan’daki Filistinliler, İsrail’in 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal etmesinden bu yana yerleşim genişleme politikalarının hedefi altında bulunuyor.
2022 itibarıyla yaklaşık 55 bin Filistinlinin yaşadığı Silvan’ın, Eski Şehir ve Mescid-i Aksa’nın güneyinde stratejik bir konumda olduğu belirtildi. Bölgenin 12 mahalleden oluştuğu ve özellikle Vadi Hilve, el-Bustan ve Batn el-Hava’nın uzun süredir yıkım ve zorla yerinden etme kampanyalarının odağında bulunduğu aktarıldı.
Yıkımların hızlanması
MEE’nin aktardığına göre, özellikle Ekim 2023’ten sonra yalnızca el-Bustan’da 115 evden 54’ünün yıkıldığı, kalan evlerin çoğunun da tehdit altında olduğu belirtildi.
Belediyenin, sakinlere “kendilerinin yıkım yapması” yönünde baskı uyguladığı, aksi halde ağır para cezaları kesildiği ifade edildi.
“Her hafta geri gelip yıkacağız” uyarısı
İsrail insan hakları örgütü Ir Amim araştırmacısı Aviv Tatarsky, MEE’ye yaptığı açıklamada, belediye ekiplerinin bazı durumlarda “Her hafta geri gelip daha fazla ev yıkacağız^.” dediğini aktardı.
Tatarsky, sürecin “yıkıcı bir tırmanış” olduğunu belirterek Silvan halkının 20 yılı aşkın süredir evlerini savunduğunu ancak artık bunu durduramayacaklarını hissettiklerini söyledi.
Stratejik plan: Silvan’ın kimliğinin değiştirilmesi
Tatarsky’ye göre, el-Bustan’ın hedef alınması rastlantısal değil. Mahallenin yaklaşık 1.500 Filistinliye ev sahipliği yaptığı, Batı ve kuzeyde Vadi Hilve ile doğuda Batn el-Hava arasında stratejik bir konumda bulunduğu belirtildi.
MEE’nin aktardığına göre Tatarsky, el-Bustan’ın boşaltılmasının yerleşim alanları arasında “coğrafi bütünlük” oluşturacağını ve şehrin geri kalanıyla entegrasyonu kolaylaştıracağını ifade etti.
Ayrıca, el-Bustan’ın Batı Kudüs’e yakınlığı nedeniyle boşaltılması halinde bölgenin İsrail yerleşimleriyle doğrudan bağlanabileceği bildirildi.
Tatarsky, yerleşimci örgütlerin hedefinin Silvan’ı “Batı Kudüs’ün doğal bir parçası” olarak kabul ettirmek olduğunu söyledi.
“İmar ihlali” gerekçesi ve tartışmalar
MEE’nin bildirdiğine göre, İsrail makamları yıkımları çoğunlukla “imar ihlalleri” gerekçesiyle savunuyor.
İşgal rejiminin “Kudüs Belediyesi”, Filistinlilere neredeyse imkânsız olan inşaat izinleri nedeniyle evleri “yasadışı” kabul ediyor.
Eleştirmenler ise bunun siyasi bir süreç olduğunu ve yasaların seçici uygulandığını belirtiyor.
İsrail gazetesi Haaretz’e göre, bazı yıkım kararlarının, mülklerin yerleşimci gruplara satılmasının ardından durduğu aktarıldı. Buna karşın yerleşimci yapıların planlama ihlallerine rağmen faaliyet gösterebildiği ifade edildi.
“Kralın Bahçesi” projesi
Yıkımların nihai amacının “Kralın Bahçesi” adlı arkeolojik park projesi olduğu, bunun “Davut Şehri” turistik kompleksiyle bağlantılı planlandığı bildirildi.
Araştırmacı Ziyad İbhays, MEE’ye yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Burada ne mülkiyet ihtilafı ne de yasal bir gerekçe var. Amaç, yerleşik bir mahalleyi ideolojik anlatılarla şekillendirilmiş bir parka dönüştürmektir.”
İbhays ayrıca, bunun şehir planlaması değil, “uluslararası hukukla uyumlu olmayan politik bir dönüşüm projesi” olduğunu ifade etti.
“Yeni Nakba” uyarısı
MEE’nin aktardığına göre, Silvan’da faaliyet yürüten “Ateret Cohanim” ve “Elad” adlı yerleşimci örgütler, Filistinlilerin tahliyesinde başlıca aktörler olarak öne çıkıyor.
Tatarsky, bu yapıların “devletin bir uzantısı gibi çalıştığını” söyledi.
Silvan sakinlerinin mahkemelerde girişimlerde bulunduğu, alternatif şehir planları sunduğu ancak sonuç alamadığı belirtildi. Belediye ile yapılan müzakerelerin de şubat ayında sona erdiği aktarıldı.
Bölge sakini Ebu Diyab ise yaşananların toplumsal yapıyı yok ettiğini belirterek şunları söyledi: “Sosyal dokumuz ve destek sistemimiz yok edildi.”
Son olarak MEE’nin aktardığına göre, Silvan’daki gelişmelerin Mescid-i Aksa üzerinde daha geniş bir kontrol yolunu açabileceği ve müdahale olmaması halinde Kudüs’te “yeni bir Nakba” yaşanabileceği uyarısı yapıldı.