
YDH - Jerusalem Post gazetesinin savaş muhabiri ve güvenlik analisti Yonah Jeremy Bob, Washington Post'un hafta sonunda yayımladığı ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) yetkililerinden sızdırılan değerlendirmelere dayandırılan haberin ardından İran'ın balistik füze tehdidine ilişkin tartışmaları değerlendirdi.
Washington Post'un haberinde, İran'ın balistik füze tehdidinin "önemli ölçüde azalmış olabileceği" belirtilmiş, bunun da "İsrail'in savaşta elde ettiği başlıca zafer anlatılarından birini zayıflatabileceği" ifade edilmişti.
Bob, söz konusu haberin arkasında "farklı tarafların balistik füze konusunda ne söylediğine ilişkin kapsamlı bir yanlış anlama zinciri bulunduğunu" yazdı. Analiste göre bu yanlış anlamalar, CIA'in neyi kastettiği, tehdidin niteliği ve savaş sırasında bu konuda hangi hedeflerin gerçekleştirilebileceği başlıklarında yoğunlaşıyor.
Bob, İsrail açısından bakıldığında ABD Başkanı Donald Trump'ın bu meselelerde kullandığı muğlak dilin ve rakamların, İsrail ordusunun hangi unsurları öncelikli tehdit olarak gördüğüne ilişkin belirsizliği artırdığını belirtti.
Analist, "Başlangıç noktası, İsrail askeri perspektifinden bu savaşın neden başlatıldığı sorusu" ifadesini kullandı.
Bob, İsrail ve ABD'deki siyasi çevrelerin sık sık slogan düzeyinde açıklamalara yöneldiğini ve "yaklaşan tehditler nedeniyle İran'a o anda saldırmaktan başka seçenek olmadığı" yönünde değerlendirmeler yaptığını aktardı. Ancak analist, "gerçeğin daha karmaşık olduğunu" belirtti.
Bob'a göre savaşın temel nedeni, "İran'ın balistik füze fırlatma kapasitesini azaltmak" oldu.
Jerusalem Post'un aktardığına göre İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, geçen şubat ayında İsrail ile ABD arasında alınan kritik kararlar öncesinde ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın başındaki Amiral Brad Cooper ve diğer Amerikalı yetkililere ayrıntılı bir değerlendirme sundu.
Gazete, bu değerlendirmelerin sonunda Trump'a kadar ulaştığını yazdı.
Haberde, Zamir'in değerlendirmesinde İsrail ve ABD'nin teorik olarak birkaç ay daha bekleyebileceğini kabul ettiği belirtildi. Buna göre İran henüz İsrail ordusunun başa çıkamayacağı büyüklükte bir balistik füze kapasitesine ulaşmış değildi.
Bob, "Sonuçta İsrail'in ilk planı, İran'ın balistik füze programına 2026 Haziranı ile Kasımı arasında bir tarihte saldırmaktı" diye yazdı.
Ancak Zamir'in, İran'ın "aşırı hızla ilerlediğini" söylediği aktarıldı. Jerusalem Post'un aktardığına göre İsrailli komutan, saldırının ertelenmesinin ilerideki savaş çabalarına ciddi zarar vereceğini ifade etti.
Bob'un yazısına göre İran o dönemde ayda yaklaşık 200 ila 300 ek balistik füze üretiyordu. İran'ın ayrıca sekiz ay içinde kaybettiği füzelerin yaklaşık yarısını ve kaybettiği füze rampalarının yarısını yeniden yerine koyduğu belirtildi. Bu süreçte İran'ın toplam füze sayısının 2 bin 500 seviyesine ulaştığı kaydedildi.
Haberde Zamir'in değerlendirmesine göre altı aylık ek bekleme süresinin İran'ın yaklaşık 4 bin füzeye ulaşması anlamına gelebileceği ifade edildi. Bir yıl daha beklenmesi halinde ise İran'ın 6 binden fazla füze kapasitesine ulaşabileceği belirtildi.
Bob, bu senaryonun İsrail açısından "çok daha büyük hasar" anlamına gelebileceğini yazdı. Ayrıca İsrail'in önleyici füze stoklarının çok erken aşamada ciddi biçimde azalabileceği, bunun da İsrail ile ABD'yi İran'ın füze kapasitesine ve diğer askeri imkanlarına yönelik saldırıları stratejik açıdan uygun olandan daha erken durdurmaya zorlayabileceği ifade edildi.
Jerusalem Post'a göre İsrail ordusu açısından savaşın temel amacı, İran'ın mevcut ve gelecekteki balistik füze kapasitesini azaltarak "varoluşsal tehdit seviyesine ulaşmasını önlemekti".
Bob, bu nedenle savaşın esas olarak nükleer programla ilgili olmadığını ileri sürdü. Analist, İsrail ordusunun nükleer tesislerin büyük bölümünü neredeyse hiç hedef almadığını, çünkü bu tesislerin çoğunun 2025 Haziranındaki yıkımın ardından henüz yeniden inşa edilmediğini yazdı.
Bob ayrıca hedefin İran'ın balistik füze tehdidini tamamen ortadan kaldırmak olmadığını belirtti. Yazıya göre amaç, İran'ın füze cephaneliğini ciddi ölçüde küçültmek ve İsrail hava savunmasını aşabilecek ölçüde füze yığma kapasitesini birkaç yıl geciktirmekti.
Bob, şu aşamada hangi sonucun elde edildiğine ilişkin net tablo bulunmadığını belirtti.
Analist, Trump'ın İran füzelerinin yüzde 80'inden fazlasının imha edildiğine ilişkin rakamları nereden aldığının bilinmediğini yazdı. Buna karşılık CIA'in değerlendirmesinde füze rampalarının yalnızca yüzde 25'inin ve füzelerin yaklaşık yüzde 30'unun imha edildiğinin belirtildiğini aktardı.
Bob, anlaşmazlığın bir bölümünün de "kimsenin kesin olarak gerçeği bilmemesinden" kaynaklandığını ifade etti. Tarafların değerlendirmelerini hava gözetleme faaliyetleri ve uydu görüntülerine dayandırdığını belirten analist, bu yöntemlerin bazı göstergeler sağladığını ancak özellikle yer altındaki füze tesisleri konusunda kesin sonuç vermeyebileceğini kaydetti.
Haberde İran'ın, bombalanan ve molozla kaplanan yer altı füze tesislerini yeniden kazıp ortaya çıkarma hızının hem İsrail'i hem de ABD'yi şaşırttığı ifade edildi.
Bob, İsrail'in önümüzdeki yıllarda İran'a yeniden saldırma ihtiyacının doğması halinde bunun büyük olasılıkla nükleer programdan değil, geleneksel balistik füze tehdidinden kaynaklanacağını yazdı.
Analist, İran'ın nükleer programını yeniden inşa etmeye çalışıp çalışmayacağının bile net olmadığını belirtti. Ayrıca İran ile ABD arasında yapılabilecek ve on yıl ya da daha uzun süre geçerli olabilecek bir anlaşmanın nükleer tehdidi sınırlandırabileceğini ileri sürdü.
Buna karşılık Bob, İran'ın balistik füze kapasitesinin 2025 Haziranından sonra yeniden inşa edildiğini ifade etti. Yazıda, mevcut işaretlerin ABD'nin yürütülen müzakerelerde bu meseleyi büyük ölçüde göz ardı ettiğine işaret ettiği belirtildi.
Bob, Trump'ın ağırlığı daha çok nükleer meseleye verdiğini yazdı. Bununla birlikte İsrail'in en azından üçüncü taraflar aracılığıyla İran'la gayriresmi bir anlayış geliştirmesinin önemli olduğunu belirtti. Analiste göre bu anlayışın temelinde İran'ın uzun menzilli füze cephaneliğinin belirli bir seviyenin altında tutulması yer almalı.
Bob, "Bir tür anlayış ve sınır oluşmazsa İsrail iki ya da üç yıl içinde yeniden saldırı düzenlemek zorunda kalabilir" değerlendirmesinde bulundu.
İran'ın balistik füze kapasitesi, özellikle Washington ile yürütülen bölgesel ve uluslararası müzakerelerde temel gerilim başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. İsrail gibi aktörler, menzili 3 bin kilometreye ulaşan İran füzelerinin sınırlandırılmasını istiyor.
İran'ın öne çıkan balistik füzeleri arasında Hayber, Siccil ve İmad sistemleri yer alıyor.
Tahran yönetimi ise uzun süredir balistik füze programını müzakere konusu yapmayı reddediyor. İran yönetimi, "geleneksel silah edinme hakkının müzakere konusu olamayacağını" belirtiyor ve halen geniş bir füze cephaneliğine sahip olduğunu ifade ediyor.