
YDH- İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Salı günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı ile ilgili herhangi bir Birleşmiş Milletler kararının, İran'ın maruz kaldığı saldırganlığı, ablukayı ve askeri güç tehditlerini kabul etmesi gerektiğini vurguladı.
Garibabadi, bazı hükümetlerin yasadışı eylemlerinin sonuçlarını uluslararası sistemin diliyle yeniden yorumlamaya çalıştığını söyledi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD ve bazı bölgesel müttefiklerinin BM Güvenlik Konseyi'ne Hürmüz Boğazı konusunda bir karar tasarısı sunma hamlesini, sorunun kökeninden kaçınmaya yönelik yeni bir girişim olarak nitelendirdi.
Yetkili, bu adımın askeri saldırganlığın ve yasadışı ablukanın sonuçlarını, tehdit edilen, baskı altına alınan ve saldırıya uğrayan bir ülkeye karşı bir dava haline getirme çabası taşıdığını ifade etti.
Garibabadi, X platformundaki resmi hesabından yaptığı paylaşımda, "Denizcilik özgürlüğü saygın bir hukuk ilkesi kabul ediliyor ancak bu kavram seçici, politik ve BM Şartı'ndan bağımsız bir şekilde yorumlanamıyor" diye yazdı.
İranlı diplomat, bölgedeki deniz güvenliğine yönelik hiçbir girişimin; güç kullanımını, deniz ablukasını, sürekli tehdidi ve Amerika ile Siyonist oluşumun krizi yaratmadaki doğrudan rolünü görmezden gelerek tarafsızlık veya yasal meşruiyet iddiasında bulunamayacağını aktardı.
Asıl sorunun gemilerin boşlukta seyretmesi olmadığını belirten Garibabadi, bazı hükümetlerin yasadışı eylemlerinin etkilerini uluslararası sistemin diliyle yeniden çerçevelemeye çalıştığını anlattı.
Bakan Yardımcısı, bu yaklaşımın ne gerilimi azaltmaya ne deniz güvenliğine ne de çok taraflı mekanizmaların güvenilirliğine herhangi bir katkı sağlamadığını savundu.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Hürmüz Boğazı'nın statüsünü söz konusu saldırganlık ve ablukalara, güç kullanma tehdidine ve İran'ın meşru savunma haklarına değinmeden formüle etmeye çalışan her metnin eksik, taraflı ve siyasi bir nitelik taşıdığını, bu nedenle baştan başarısızlığa mahkum olduğunu belirtti.