
YDH - ABD Senatosundaki Cumhuriyetçi milletvekilleri, Amerikan ordusunun halihazırda İran ile meşgul olduğunu vurgulayarak Başkan Donald Trump'ı Küba'ya yönelik saldırı emirleri vermemesi konusunda uyardı.
Cumhuriyetçiler, seçmenlerin İran’daki savaştan duyduğu memnuniyetsizliğin sandığa yansıdığı bir ara seçim yılında, Trump yönetiminin ordu için yeni bir cephe açmayı düşünmemesi gerektiğini belirtti.
Senatörler, hem ülkenin hem de yönetimin önceliğinin İran savaşını bir sonuca ulaştırmak olması gerektiği görüşünde birleşti.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Küba hükümetini devirmeye yönelik olası bir ABD askeri operasyonu hakkındaki soruya yanıt vererek İran ile yaşanan çatışmanın en üst düzey ulusal güvenlik önceliği olduğunu ifade etti.
Thune, "Şu an odak noktamızın bulunduğumuz yer olduğunu ve bunun da Hürmüz Boğazı'nı açmaya çalışmak olduğunu düşünüyorum" dedi.
Trump yönetimi üyelerinin uzun süredir Küba'yı hedef aldığı bilinirken, yetkililer Havana'ya yönelik adımların atılabileceğine dair defalarca beyanlarda bulundu.
Başkan Trump, bu ayın başında yaptığı açıklamada ABD kuvvetlerinin Küba'yı "neredeyse anında" ele geçireceğini söylemiş ve ada açıklarına bir uçak gemisi grubu konuşlandırma olasılığını gündeme getirmişti.
Son günlerde ABD Deniz ve Hava Kuvvetlerinin Küba kıyılarında istihbarat toplama uçuşlarını artırması, Trump'ın Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun kaçırılmasıyla sonuçlanan operasyona benzer bir baskın emri verebileceği yönündeki spekülasyonları yeniden canlandırdı.
Buna karşın Cumhuriyetçi milletvekilleri, kargo trafiğinin durma noktasına gelmesiyle dünya genelinde enerji fiyatlarının fırlamasına ve ABD'deki akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesine neden olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına odaklanılması gerektiğini vurguladı.
Senatör Thune, Küba'daki sosyalist hükümetin devrilmesini desteklediğini ancak bunun askeri müdahale yerine, sıkılaştırılan ABD yaptırımları ve deniz ablukasının yaratacağı ekonomik baskı ile "doğal yollarla" gerçekleşmesini tercih ettiğini belirtti.
Thune, "Küba'da rejim değişikliğini hepimiz görmek isteriz. Belki bu, olayların zorlamasıyla gerçekleşir. Dünya genelinde yaşananların bu tür diktatörlükle yönetilen hükümetler üzerindeki baskıyı artırdığını düşünüyorum. Belki orada kendiliğinden bir şeyler gelişir" değerlendirmesinde bulundu.
Bazı Cumhuriyetçi meslektaşlarının federal akaryakıt vergisinin askıya alınması yönündeki önerisine mesafeli duran Thune, dünya petrol arzının yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın açılmasının çok daha iyi bir seçenek olduğunu kaydetti.
Senato Cumhuriyetçi Konferansı Başkan Yardımcısı James Lankford da Küba'ya yönelik bir askeri harekata destek vermeyeceğini açıklayarak Başkan’a, sertleştirilmiş ekonomik yaptırımların Havana üzerindeki etkisini göstermesi için zaman tanıma çağrısı yaptı.
Lankford, operasyon ihtimaline ilişkin, "Ekonomik baskının Küba üzerinde tek başına büyük bir fark yaratabileceği pek çok alan var" ifadesini kullandı.
Cumhuriyetçilerin temel çekincesini, Trump’ın başlangıçta dört ila beş hafta süreceğini tahmin ettiği ancak çok daha uzun süren İran operasyonlarının Amerikan kuvvetlerini aşırı yayması oluşturuyor.
Geçtiğimiz hafta Çin'e giden partiler üstü Kongre heyetine liderlik eden Senatör Steve Daines, ulusal güvenlik politikasını yürütme konusunda Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya güvendiğini belirtmekle birlikte, ABD'nin dış askeri müdahalelerinin azaltılması taraftarı olduğunu vurguladı.
Daines, "Başkan'ın ve Bakan Rubio'nun içgüdülerine güveniyorum. Duruma benden çok daha yakınlar, özellikle de Bakan Rubio. Ancak Küba bizim arka bahçemizde olsa da dünyanın mevcut durumunda daha fazla çatışma yerine daha azını görmeyi tercih ederim" dedi.
Senato Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Susan Collins de Küba'ya askeri operasyon düzenlenmesine destek verip vermeyeceği sorusuna net bir şekilde "hayır" yanıtını verdi.
Senatör Rand Paul ise müdahalenin bir hata olacağı uyarısında bulunarak Küba’nın Amerikan yatırımlarıyla ekonomisini reforme etmeye açık olabileceğine işaret etti.
Paul, "Daha fazla değil, daha az savaş istiyorum. Küba ile bir savaştan yana değilim. Küba şu an abluka nedeniyle ekonomik sıkıntı çekiyor ancak bence sosyalizm nedeniyle ablukadan önce de sıkıntı çekiyorlardı" diye konuştu.
Paul, Küba büyükelçisiyle yaptığı görüşmelere atıfta bulunarak, "Müzakerelere ve daha iyi ilişkilere açık olduklarını düşünüyorum. Bana Amerikan yatırımına açık olduklarını söylediler. Toplumları dönüştürmenin yolu gerçekten budur" eklemesini yaptı.
Senato Cumhuriyetçi Politika Komisyonu Başkanı Shelley Moore Capito, Küba'ya yönelik hava saldırısı olasılığını düşük görerek yönetimin asıl odağının İran olması gerektiğini yineledi.
Capito, "Bir liste olsa bile Küba bu listenin çok alt sıralarında yer alır. Sadece İran'da olup bitenlere konsantre olmamız gerektiğini düşünüyorum" dedi. ABD ve İran arasında kırılgan bir ateşkes yürürlükte olsa da diplomatik görüşmelerde ilerleme kaydedilemedi. Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada İran'ın barış anlaşması teklifini reddederek ateşkesin "can çekiştiği" uyarısında bulundu.
Kongre yetkilileri, Küba'ya yönelik bir operasyon düzenlenmese dahi Trump yönetiminin, Pentagon'a tahsis edilen 150 milyar dolarlık kaynağın tamamını 2026 sonuna kadar harcayacağını öngörüyor.
Başlangıçta dört yıldan fazla sürmesi planlanan bu fonun hızla tükenmesi üzerine yönetimin, İran savaşının maliyetlerini karşılamak için 80 ila 100 milyar dolarlık ek savunma bütçesi talep edebileceği belirtiliyor.
Ancak kasım ayındaki ara seçimler öncesinde savunma ihtiyaçlarını karşılamak üzere üçüncü bir uzlaşma paketinin kabul edilmesine yönelik Cumhuriyetçi milletvekilleri arasındaki şüpheler artıyor.
Başkan Trump, mart ayında Miami'deki bir yatırım forumunda yaptığı konuşmada "Sırada Küba var" diyerek askeri müdahale spekülasyonlarını körüklemişti.
Cumhuriyetçiler, geçtiğimiz ay Demokratların Trump'ın Küba'ya kuvvet konuşlandırmasını yasaklayan karar tasarısını engellemişti.
Senatör Susan Collins ve Rand Paul, bu tasarı lehine oy kullanan tek Cumhuriyetçiler olmuştu; ancak askeri operasyon ihtimali güçlendikçe Cumhuriyetçi gruptaki eğilimin değişmeye başladığı gözlemleniyor.