
YDH- İsrail ordusu dün Güney Lübnan’daki yerleşim birimlerine yönelik saldırılarını tırmandırdı.
Sayda’dan başlayarak başkent Beyrut’un güneyindeki Ciyyeh ve Sadiyat’a kadar uzanan sahil şeridi boyunca bir dizi suikast operasyonu düzenlendi.
Bu saldırılar, Hizbullah'ın işgal altındaki bölgenin kalbinde gerçekleştirdiği nitelikli bir operasyonla aynı saate denk geldi.
Söz konusu operasyon, İsrail’in doğrudan ateşi ve kesintisiz hava takibi altında olmasına rağmen, direnişin bu hatların gerisinde konuşlanıp faaliyet yürütebildiğini kanıtlaması açısından stratejik bir önem taşıyor.
Bölge pratikte tamamen İsrail’in ateş gücü ve istihbarat kıskacında bulunsa da sahada dengelerin değiştiği görülüyor.
Washington’daki üçüncü tur doğrudan müzakerelerin hemen öncesinde, İsrail’in kıyı şeridinde yoğunlaştırdığı hava saldırıları, sahada bir "oldu bitti" yaratarak bunu siyasi bir koz haline getirme çabasını açıkça ele veriyor.
Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivil kayıplara yol açan bu saldırılar, yalnızca askeri bir hamle değil, aynı zamanda çok daha derin mesajlar içeriyor.
İsrailli liderlerin son haftalarda dilinden düşürmediği tehditlerle örtüşen bu tablo, saldırıların menzilini Beyrut’a kadar genişletme niyetini ortaya koyuyor.
Operasyonel açıdan bakıldığında bu hava akınları; İsrail’in Güney Lübnan, Beyrut ve dağlık bölgeler arasındaki bağı kopararak ülkeyi coğrafi bir felce uğratma ve geniş kitlelere güvensizlik aşılama stratejisinin bir parçasıdır.
İşgal güçleri bu saldırıları Hizbullah’ın ikmal hatlarını vurma bahanesiyle gerekçelendirse de, özellikle Salı günkü operasyonların yoğunluğu ve zamanlaması farklı bir gerçeğe işaret ediyor: Direnişin tırmanan eylemlerinin yarattığı askeri ve moral yıkımı perdeleme çabası.
Nitekim Salı günkü çatışmalar, son dönemin en şiddetli çarpışmalarından biri olarak kayıtlara geçmiş ve İsrail saflarında ağır insan ve teçhizat kaybına yol açmıştı:
• Direniş güçleri dün; roketler, güdümlü füzeler ve İHA’larla geniş çaplı bir taarruz başlattı.
• Operasyonda askeri yığınak noktaları, tanklar, zırhlı araçlar ve yeni tahkim edilen mevziler hedef alındı.
• Vadi el-Uyun ve el-Kuzah’taki askeri birlikler ile Balat bölgesindeki yeni mevziler yoğun bombardımana tutuldu.
• Vadi el-Uyun’da Namera tipi bir zırhlı araç imha edildi.
• İHA operasyonları kapsamında Deyr Siryan’da bir D9 buldozeri vuruldu.
• Raşaf’ta bir askeri araç, Bint Cübeyl’de Musa Abbas külliyesi çevresindeki birlikler ve Ainata’daki bir Merkava tankı hedef alındı.
Raşaf ile Hadesa arasında kurulan pusu; direnişin istihbarat kapasitesini ve yüksek ateş baskısı altındaki bölgelerde hareket kabiliyetini ortaya koydu.
Söz konusu operasyon, sıradan bir cephe çatışmasından ziyade; sürekli devriye altındaki bir hatta planlanan çok aşamalı ve koordineli bir pusu modeli olarak değerlendiriliyor.
Operasyonun askeri yönden en çarpıcı tarafı pusu mahallidir.
Raşaf köyü, İsrail varlığının en yoğun olduğu ve çatışmaların durmadığı bir nokta.
Dolayısıyla köyden Hadesa'ya uzanan güzergah; İHA’lar, kara keşif timleri ve topçu gözlemcileriyle örülü bir istihbarat ablukası altında.
Buna rağmen Direniş, taş ocağı bölgesindeki pusu alanına sızmayı başararak İsrail kuvvetlerinin ateş hattına girmesini sabırla bekledi.
Ardından patlayıcıların infilak ettirilmesiyle başlayan süreç; hafif ve orta sınıf silahlar ile roketatarların kullanıldığı doğrudan bir çatışmaya dönüştü.
Bu taktikle yalnızca düşman unsurları etkisiz hale getirilmekle kalınmadı, aynı zamanda ilk darbenin ardından işgal güçlerinin toparlanıp yeniden mevzilenmesi de engellendi.
Yaşanan bu çatışma, sahaya dair üç kritik gerçeği tescilledi:
1- Direniş, İsrail’in tam kontrol sağladığını iddia ettiği ateş hatlarının gerisinde bile hareket kabiliyetini koruyor.
2- Operasyon stratejisi, uzaktan hedef almaktan ziyade doğrudan temas ve saha hakimiyeti gerektiren yakın mesafe pusu taktiğine evrilmiş durumda.
3- Sahip olduğu tüm teknolojik ve hava üstünlüğüne rağmen İsrail kuvvetleri, ağır kayıplar vermeden veya taktiksel sürprizlerle karşılaşmadan Güney köylerinde güvenli bir kara harekatı yürütmekte hâlâ ciddi zorluk çekiyor.