
YDH- El-Ahbar’da yer alan makalede, uluslararası diplomaside savaşların gölgesinde gerçekleşen kritik temasların, bu kez ABD ile Çin arasında yeni bir gerilim ve beklenti çerçevesinde şekillendiği belirtildi.
Makalede, Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki olası görüşmenin, küresel krizlerin gölgesinde yapıldığı ifade edildi.
Trump–Xi görüşmesi ve “rahatsız dosyalar”
El-Ahbar’ın aktardığına göre, normal koşullarda devlet liderlerinin dış savaşlara saplanmış rakipleriyle el sıkışmaktan kaçındığı, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın “gelenek dışı” tavrıyla bu diplomatik teamülleri zorladığı kaydedildi.
Makalede, Trump’ın Çin’e yapacağı Pekin ziyaretinin ikinci kez ertelenmesini “bir tür hakaret” olarak gördüğü ve bu nedenle seyahat planını sürdürmekte ısrar ettiği belirtildi.
Görüşmenin görünürde ticaret anlaşmaları ve Tayvan meselesine odaklanacağı ifade edilirken, Trump’ın ziyaret öncesinde İran konusunda “Çin’in arabuluculuğuna ihtiyaç duymadığını” söylediği aktarıldı.
Ancak analistlere göre, İran dosyasının görüşmenin “görünmez ama en ağır başlığı” olacağı vurgulandı. Makalede bu durum “filler in the room (odadaki fil)” ifadesiyle açıklandı ve herkesin bildiği ancak açıkça konuşmaktan kaçındığı bir kriz alanına işaret ettiği belirtildi.
TIME: “Somut sonuç çıkmayabilir”
El-Ahbar’ın alıntıladığı değerlendirmeye göre, TIME dergisi zirveden “herhangi bir ‘somut sonuç çıkmayabileceğini’” ifade etti.
TIME’ın değerlendirmesinde, dünyanın ciddi krizlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde bunun şaşırtıcı olabileceği, özellikle de Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına bağlı petrol sıkıntısının küresel resesyon riskini artırdığı kaydedildi. Bu kapsamda Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) uyarılarına da atıf yapıldı.
Çin’in enerji stratejisi ve Hürmüz bağımlılığı
Makalede, Çin’in petrol ve enerji güvenliğine ilişkin yapısal durumu detaylandırıldı. Buna göre, Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yarısı, sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatının yaklaşık üçte biri ve petrol ithalatının yaklaşık %13’ü doğrudan İran’dan Hürmüz Boğazı üzerinden geçiyor.
Buna rağmen Pekin’in şimdiye kadar bölgesel dalgalanmalara karşı dayanıklılık geliştirdiği, geniş petrol rezervleri ve hem fosil hem yenilenebilir enerji yatırımlarıyla riskleri dengelediği ifade edildi. Ayrıca, kara boru hatlarıyla alternatif enerji hatları kurulduğu kaydedildi.
Bu nedenle Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in mevcut durumdan genel olarak memnun olduğu ve ABD’nin müttefiklerinin yaşadığı baskı ile karşılaştırıldığında Pekin’in daha avantajlı bir konumda gördüğü aktarıldı.
Uzmanlar: “Zirveden sonuç çıkması çok düşük ihtimal”
El-Ahbar’ın aktardığına göre, eski ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi Drew Thompson, görüşmeden somut bir sonuç çıkma ihtimalini sorguladı.
Benzer şekilde Cornell Üniversitesi’nden Çin uzmanı Allen Carlson’un, “bu görüşmelerden değerli bir sonuç çıkma ihtimali sıfıra yakın” dediği belirtildi.
Makalede ayrıca, ABD’nin Çin açısından “topallayan bir dev” olarak görülmeye başlandığı yönündeki analizlere de yer verildi.
Çin’in ticaret doktrini ve stratejik direnç
El-Ahbar’a göre, Çin’in ABD’ye karşı tavrının temelinde yapısal ekonomik stratejiler bulunuyor. Makalede şu planlara dikkat çekildi: “Made in China 2025”, “China Standards 2035” ve “Çift dolaşım (dual circulation)” stratejisi.
Bu stratejilerin tamamının, Çin Komünist Partisi’nin ekonomik bağımsızlık ve kendi kendine yeterlilik hedefini güçlendirdiği belirtildi.
Bu nedenle Pekin’in, ticarette “karşılıklılık” ilkesinden ziyade büyüme ve üretim önceliğini koruduğu ifade edildi.
Washington Enstitüsü: İran yaptırımları ve Çin bağlantısı
El-Ahbar’ın aktardığına göre, Washington Enstitüsü tarafından yayımlanan bir raporda, ABD’nin İran’a yönelik en kapsamlı yaptırımlarından birinin Çin’i doğrudan etkilediği iddia edildi.
Yaptırımların Çin’e ait büyük bir rafineriyi ve İran bağlantılı yaklaşık 40 nakliye şirketini hedef aldığı kaydedildi.
Ancak raporda, bu ekonomik baskının Çin’i İran üzerinde baskı kurmaya zorlayacağının “garanti olmadığı” ifade edildi.
Çin–İran dengesi ve enerji politikası
Makaleye göre Pekin, İran’la ilişkilerinde denge politikası izliyor. Çin’in İran’dan petrol ithalatını kesmesinin, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi olarak da büyük bir kırılma anlamına geleceği belirtildi.
Ayrıca, İran’ın gelecekte Fars Körfezi’ndeki deniz taşımacılığı üzerinde daha fazla kontrol sağlayabileceği ihtimaline dikkat çekildi. Bu bölgenin Çin’in enerji güvenliği açısından kritik olduğu ifade edildi.
Bu nedenle Çin’in ABD yaptırımlarını yalnızca İran meselesi değil, aynı zamanda “ticaret savaşının” devamı olarak gördüğü aktarıldı.
Çin’den yaptırımlara karşı yeni düzenleme
El-Ahbar’a göre Çin, ABD yaptırımlarına karşı “şirketlerin bu yaptırımlara uymasını fiilen yasaklayan” yeni kurallar açıkladı. Bu adımın, Pekin’in ekonomik ve hukuki olarak karşı koyma stratejisinin bir parçası olduğu kaydedildi.
Çin’in bu süreci, gelecekte benzer baskılara karşı diğer ülkeler için de bir “test alanı” olarak gördüğü ifade edildi.
Washington: Yeni çatışma senaryosu
Makalede ayrıca, İran ile ABD arasında çatışmanın yeniden başlaması durumunda Çin’in dolaylı rolünün ABD için ciddi bir yük oluşturabileceği belirtildi.
Böyle bir senaryoda ABD donanmasının İran limanlarını kuşatma görevleri, bölgesel operasyonlar ve Çin’in olası destek kanallarının izlenmesi gibi faaliyetlerin büyük kaynak tüketimine yol açacağı ifade edildi.
Çin’den net yalanlama
Son bölümde, İsrail Başbakanı’nın Benyamin Netanyahu Çin’in İran’a füze üretimi için teknik destek sağladığı yönündeki iddialarına da değinildi.
El-Ahbar’ın aktardığına göre, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun bu iddiaları reddetti. Açıklamada, Çin’in uluslararası yükümlülüklere bağlı olduğu, çatışmaların sona erdirilmesi ve barışın teşvik edilmesi için çalıştığı vurgulandı.
Sözcü ayrıca, “asılsız suçlamaları reddediyoruz” ifadelerini kullandı.