
YDH- El-Ahbar’da yer alan habere göre, Lübnan'daki “işgalci otorite”, Amerikan hamisinin kollarına doğru hızla ilerlerken, Washington, Lübnan hükümetini Direniş’e karşı yürütülen açık mücadelede İsrail düşmanının “güvenlik ortağı” konumuna kademeli olarak itti.
Buna karşılık Beyrut’taki yönetimin, saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi ya da istikrarın tesis edilmesine dair hiçbir somut güvence elde edemediği kaydedildi.
Haberde, yürütülen müzakerelerin Lübnan’ın egemenliğini koruma yönünde bir çizgiye işaret etmediği, aksine “İsrail’in önceliklerine hizmet eden güvenlik düzenlemelerine” yöneldiği belirtildi.
Sürecin “sakinleştirme” ve “gerilimi tırmandırmama” başlıkları altında yürütüldüğü, ancak Güney Lübnan’ın İsrail saldırılarına açık kalmaya devam ettiği ifade edildi. Aynı zamanda Tel Aviv’e, ABD şemsiyesi altında askeri operasyonlarını sürdürmesi için geniş bir hareket alanı tanındığı vurgulandı.
ABD’den 45 günlük uzatma ve Pentagon’da güvenlik süreci
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, Lübnan ve İsrail arasında yürütülen “son derece verimli görüşmelerin” ardından ateşkesin 45 gün süreyle uzatıldığı bildirildi.
Açıklamada ayrıca, 29 Mayıs’ta ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) merkezinde, Lübnan ve İsrail’den askeri heyetlerin katılımıyla bir güvenlik sürecinin başlatılacağı ifade edildi.
Haberde, bu gelişmeyle birlikte Lübnan’ın, İsrail ile yeni bir güvenlik koordinasyon çerçevesini ABD aracılığıyla kabul ettiği kaydedildi. Bu modelin, işgal altındaki Filistin topraklarında uygulanan ve Ramallah yönetiminin İsrail’le güvenlik koordinasyonuna dahil olduğu yapıya benzediği belirtildi.
Beyrut’tan sızan bilgiler: Amerikan-İsrail mutabakatı masaya taşındı
Beyrut’ta “ilerleme kaydedildiği” yönündeki sızıntıların yoğunlaştığı, ancak bunun büyük ölçüde Amerikan tarafınca da desteklendiği ifade edildi.
Buna karşın, perşembe ve cuma günkü oturumlar öncesinde tamamlanan Amerikan-İsrail müzakerelerinin sonuçlarının Lübnan heyetine sunulduğu kaydedildi.
Bu çerçevede İsrail’in önerisinin şu maddelerden oluştuğu belirtildi:
Birinci madde: Düşmanlık halinin sona erdirilmesi ve boykot yasası
Lübnan’ın İsrail ile düşmanlık halini sona erdirmesi, bunun bir yasa ile Meclis’ten geçirilmesi, boykot yasasının kaldırılması ve İsraillilerle iletişimin suç olmaktan çıkarılması öngörüldü.
İkinci madde: Hizbullah’ın “yasa dışı örgüt” ilanı
Lübnan hükümetinin 2 Mart’ta aldığı karar doğrultusunda Hizbullah’ın askeri ve güvenlik kanatlarının “yasa dışı örgütler” olarak kabul edilmesi ve bu yapıların devletin askeri, yargı ve güvenlik kurumları aracılığıyla tasfiye edilmesi talep edildi.
Üçüncü madde: Silahların devlet tekeline alınması
Lübnan’ın devlet otoritesini tesis etmesi ve tüm topraklarda silahların devlet tekeline alınmasına yönelik planı uygulaması istendi. Bu sürecin ABD ve İsrail ile koordinasyon içinde ve “mekanizma” komitesi gözetiminde yürütüleceği ifade edildi.
Dördüncü madde: ABD destekli yeni askeri birlik
ABD’nin Lübnan ordusunda yeni bir tugayı finanse edip donattığı, bu birliğin personel seçimine katıldığı ve Hizbullah’a yakınlığı şüpheli kişilerin dışlandığı bildirildi. Bu yapının silahsızlandırma sürecinin askeri ayağını üstleneceği ve tüm tesislere giriş yetkisine sahip olacağı aktarıldı.
Beşinci madde: İsrail ile doğrudan koordinasyon
Lübnan hükümetinin ABD aracılığıyla İsrail ordusuyla doğrudan koordinasyon mekanizmasını kabul ettiği ve bunun İsrail’e, Hizbullah’ın askeri bir güç olarak varlığını sürdüremeyeceğine dair güvence sağlayacağı ifade edildi.
Görüşmeler: Ön hazırlık niteliği ve “niyet beyanı”
Haberde, Washington’daki görüşmelerin bağlayıcı bir anlaşma değil, ön hazırlık niteliğinde olduğu belirtildi.
ABD’nin açıklayacağı “niyet beyanı” ile tarafların çerçeveyi kabul ettiği ve daha sonra siyasi ve askeri bir müzakere sürecine geçileceği aktarıldı.
İsrail’in müzakere heyetini eski bakan Ron Dermer’in yöneteceği, Lübnan’ın da temsil düzeyini artırmaya hazırlandığı kaydedildi.
En kritik başlık: Ateşkes silahsızlanmaya bağlandı
İsrail’in, herhangi bir ateşkes veya çekilme takvimini Lübnan’daki silahsızlanma sürecine bağladığı ifade edildi. İsrail tarafının geçmiş deneyimlere güvenmediğini açıkça dile getirdiği aktarıldı.
Bu nedenle ABD gözetimindeki mekanizmaların önerildiği, ancak bunun pratikte Lübnan resmi makamları ile İsrail işgal makamları arasında direnişe karşı doğrudan bir işbirliği modeline dönüştüğü yorumuna yer verildi.
Cumhurbaşkanı Aun ve Nebih Berri diyaloğu
Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un süreci “büyük bir başarı” olarak sunmaya çalıştığı ve Washington görüşmelerinin “ateşkes anlaşmasına kapı araladığını” ifade ettiği kaydedildi.
Ancak ABD ve İsrail tarafının “Hizbullah’ın anlaşmaya uyup uymayacağını kim garanti edecek?” sorusunu gündeme getirdiği belirtildi.
Bunun üzerine Aun’un, Nebih Berri ile temas kurarak aynı soruyu yönelttiği aktarıldı.
Berri’nin ise önce kapsamlı bir ateşkesin sağlanması, tüm saldırıların durması, işgal altındaki bölgelerdeki yıkımın sona ermesi ve İsrail’in çekilmesine dair bir takvim sunulması halinde Hizbullah’ın ateşkese uyabileceğini söylediği bildirildi.
Üç tarafın açıklamaları
ABD Dışişleri Bakanlığı, görüşmelerde İsrail ve Lübnan arasında “yapıcı müzakereler” yürütüldüğünü, egemenlik ve toprak bütünlüğünün karşılıklı tanınmasını hedefleyen bir çerçevede uzlaşı sağlandığını açıkladı. Ateşkesin 45 gün uzatıldığı, güvenlik sürecinin 29 Mayıs’ta Pentagon’da başlatıldığı ve siyasi görüşmelerin 2–3 Haziran’da süreceği bildirildi.
Lübnan heyeti, müzakerelerin diplomatik ilerleme sağladığını, ateşkesin uzatıldığını ve ABD gözetiminde bir güvenlik mekanizması kurulduğunu açıkladı. Heyet, egemenliğin korunması ve kalıcı istikrar hedefini vurguladı.
İsrail heyeti ise görüşmeleri “açık ve yapıcı” olarak nitelendirerek sürecin başarı şansının “yüksek” olduğunu ifade etti.