
YDH- İbranice yayın yapan Maariv'e göre, düzenli ve yedek kuvvetlerde yaşanan ağır askeri kayıplar ile muharebe yıpranması nedeniyle ordu mevcudunda acil alarm seviyesine geçildiğini duyurdu.
Askeri komuta kademesi, yasal düzenlemelerin derhal hayata geçirilmemesi durumunda yıl sonuna kadar tugaylarda binlerce muvazzaf asker açığı yaşanacağını ve mevcut askeri personel gücünün (SDAK) bir anda çökme riskiyle karşı karşıya kalacağını açıkladı.
Analist Avi Aşkenazi'nin aktardığı Genelkurmay raporlarına göre ordu, zorunlu hizmet süresinin uzatılması ve ultra-Ortodoks (Haredi) kesimin silah altına alınmasını içeren yasal paketlerin mecliste hızlandırılmasını talep ediyor.
İsrail ordusunun insan gücü krizine dair endişe verici bir tablo çizen İnsan Kaynakları Dairesi’nden kıdemli bir subay, yedi ayrı muharebe bölgesinde yürütülen operasyonların düzenli birlikleri tükettiğini, yedek askerlerin ise yılda 80 ila 100 gün boyunca sahada kalmak zorunda bırakıldığını belirtti.
Ağır iş yükü ve kayıplar nedeniyle askerlerin muharebe rollerini terk etmeye başladığına dikkat çeken kıdemli subay, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
"Güvenlik ihtiyacı büyük ve acil, kayıplarımız ise çok fazla. Askerler normal görev tanımının iki katı süreyle sahada kalıyor. Eskiden bir asker dört ay cephede görev yapar, ardından dört ay eğitim ve dinlenme evresine geçerdi. Bugün ise izin yok, eğitim yok, kesintisiz cephe görevi var. Yedek askerlerden savaştan önceki döneme kıyasla on kat daha fazla çaba sarf etmeleri isteniyor."
Mevcut yasal mevzuat ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçuruma değinen askeri yetkili, savaştan önce yürürlükte olan Yedek Kuvvetler Kanunu'nun üç yılda bir 21 gün hizmet öngördüğünü, ancak günümüzde yedeklerin üç yılda en az 240 gün silah altına alındığını açıkladı.
İlk etapta yılda 42 gün olan bu sürenin, "Harry" savaşının patlak vermesinin ardından beş yıllık geçici bir emirle 70 güne çıkarılmasının tartışıldığını hatırlatan subay, gelinen noktada sıfırdan silah altına alınan yedeklerin yılda 80 ila 100 gün arasında cepheye sürüldüğünü bildirdi.
Yedek subay ve savaşçıların motivasyonunun yüksek olmasına rağmen, cephedeki zayiat oranının çok yüksek olması sebebiyle ordu mevcudunun bir türlü artırılamadığı vurgulandı.
Ocak 2024'te zorunlu askeri hizmet süresini 36 aya çıkarmayı öngören yasa tasarısının meclisteki ilk okumada kabul edildiğini belirten kıdemli subay, tasarının o tarihten bu yana Dışişleri ve Güvenlik Komitesi'nde bilinçli olarak bekletildiğini ifşa etti.
Komite üyelerinin bu düzenlemeyi dindar Haredilerin askere alınması tartışmalarıyla ilişkilendirdiğini ve bu nedenle müzakereleri kilitlediğini aktaran subay, ordunun operasyonel ihtiyaçlarının katlanarak artmasına rağmen sistemin siyasi engellere takıldığını söyledi.
Beş yılın ardından hizmet süresini geçici olarak 32 aya indirme kararının alındığı, savaş sonrasında ise mevcut askeri personel gücünün düzenli ve yedek unsurları üzerindeki yükün taşınamaz bir boyuta ulaştığı kaydedildi.
Hizmet sürelerinin kısaltılmasının ordu kadrolarında yaratacağı tehlikeye dikkat çeken subay, Temmuz 2024'te silah altına alınanların 30 aylık görev sürelerinin Ocak 2027'de dolacağını ancak yeni askerlik döngüsünün Mart ayına kadar başlamayacağını aktardı.
Bu durumun her yeni celp döneminde muharip personel sayısında dramatik bir düşüşe yol açacağını belirten subay, "Ordunun adeta kalp atış hızında bir yavaşlama yaşanacak, cephedeki asker mevcudumuz bir anda ve önemli ölçüde eriyecektir" uyarısında bulundu.
Ordu yönetiminin hizmet süresini herkes için uzatmak istediği, süresi uzatılan muhariplere aylık en az 9 bin Yeni İsrail Şekeli (NIS) tutarında tazminat ve yüksek tasarruf ödemeleri planlandığı ancak bu adımın hukuki itirazlara ve yasal komplikasyonlara gebe olduğu bildirildi.
Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı'nın kalıcı bir 36 ay zorunlu hizmet talebine karşı çıktığı, bu nedenle sürecin ancak geçici emirlerle yürütülebildiği ifade edildi.
İnsan gücü açığını kapatmakta kadın askerlerin oynadığı kritik role değinen kıdemli subay, kadınların muharebe görevlerine katılımının artırılmaması durumunda ordunun görevlerini yerine getiremeyeceğini itiraf etti.
2012 yılında cephede yalnızca 547 kadın muharip bulunurken, 2025 yılına gelindiğinde bu sayıya 5 bin 200 kadının daha eklendiğini açıklayan subay, karma taburların kurulmasıyla sayısal eşiğin aşıldığını ve şimdi bu alımı daha da artıracak yeni organizasyonel modeller aradıklarını belirtti.
Savaş hatlarının genişlemesi üzerine işgal ordusu, muharebe organizasyon yapısını büyütmek zorunda kaldı.
Muharebe mühendisliği alanındaki yoğun talebi karşılamak amacıyla "607" numaralı yeni bir mühendislik taburunun kurulduğu ve bu birimin yedek mühendislik unsurlarına destek sağlayacağı açıklandı.
Ayrıca, zırhlı tugaylarda üçüncü bölüklerin kurulmasına karar verilirken, Genelkurmay eski Başkanı Aviv Kohavi döneminde kapatılan zırhlı "yardım bölükleri" yeniden aktif hale getirildi.
Bunun yanı sıra iki toplama bölüğü, beşinci bir sınır taburu ve 9 yeni zırhlı bölüğün kurulması kararlaştırıldı. Ancak subay, zırhlı birliklere yönelik askeri motivasyonun çok düşük olduğunu ve bu alandaki insan kaynağını yönetmenin ordu için büyük bir zorluğa dönüştüğünü saklamadı.
Dindar Haredi nüfusun orduya katılım oranlarını da paylaşan subay, askere alınan Haredi sayısının son dört yılın en yüksek seviyesine ulaşarak iki katına çıktığını, yeni kurulan Haşmonai Tugayı'nın iki bölüğü bünyesine katmaya hazır olduğunu belirtti.
Buna rağmen dindar Haredi liderliğinin askeri üsleri ziyaret ederek sistemdeki sorunları görmezden geldiğini savundu. İstatistiklere göre 2019-2022 yılları arasında yılda ortalama 1.700 Haredi askere alınırken, bu sayı 2023'te 2.200'e, 2024'te 2.811'e yükseldi; 2025'in ilk yarısında ise 3.200 eşiğinin aşılacağı öngörülüyor.
Savaş atmosferinin yanı sıra Haredi gençlere uygulanan yurt dışına çıkma yasağı, rastgele tutuklamalar ve hukuk eğitimi engeli gibi yaptırımların bu artışta etkili olduğu belirtildi.
Üst düzey yetkili, dindarlar için çıkarılan celp emirlerinin yürürlüğe girmesinden yaklaşık iki ay sonra, tutuklanma riskiyle karşı karşıya kalacak firari Haredi sayısının 90 bini aşacağını vurgulayarak sözlerini tamamladı.