
YDH- İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, yaptığı açıklamada Tahran’ın Umman Sultanlığı ile Hürmüz Boğazı konusunda koordinasyon yürüttüğünü belirtti. Bekai, iki tarafın teknik ekiplerinin bu çerçevede görüşmeler gerçekleştirdiğini ifade etti.
Bekai, Hürmüz Boğazı’na ilişkin “yeni düzenlemelerin güvenli geçişi garanti altına almayı ve İran’ın egemenlik ile doğal haklarını korumayı amaçladığını” söyledi.
Ayrıca İran’ın, “son haftalarda güvenliğin bozulmasına yol açan gelişmelerin tekrarını önleyecek mekanizmalar oluşturmayı hedeflediğini” kaydetti.
Bölge ülkeleriyle “iyi komşuluk” vurgusu
Bekai, İran’ın Körfez ülkeleriyle ilişkilerine de değinerek Tahran’ın bölgedeki hiçbir ülkeye, “Birleşik Arap Emirlikleri dahil olmak üzere, düşmanlık beslemediğini” belirtti.
İran’ın Suudi Arabistan ve Katar dahil bölge ülkeleriyle temaslarını “iyi komşuluk” temelinde sürdürdüğünü ifade etti.
Bekai, bölgesel güvenliğin “yalnızca ortak bir bölgesel mekanizma ile sağlanabileceğini” vurgularken, bazı bölge aktörlerinin güvenliği zedeleyen adımlar attığını söyledi.
ABD varlığına eleştiri: “Bölgeyi risk altına sokuyor”
Bekai, bölgedeki ABD varlığını eleştirerek bunun “bölgeyi sürekli bir tehlike altında tuttuğunu” belirtti. ABD’yi “deniz korsanları gibi davranmakla” suçladı.
Tahran’ın, “topraklarını, imkânlarını ve hava sahasını saldırganlara açan ülkelerden” rahatsızlık duyduğunu da ifade etti.
İran’ın tehditler karşısında çekinmediğini belirten Bekai, ülkesinin “kendi gücüne inandığını ve gerekli karşılık planlarını yaptığını” söyledi.
Müzakereler, nükleer dosya ve yaptırımlar
Bekai, müzakerelere ilişkin değerlendirmesinde İran’ın bu aşamada nükleer konuya girmediğini, önceliğin “savaşın sona erdirilmesi” olduğunu belirtti.
Uranyum zenginleştirme hakkının “müzakereye kapalı” olduğunu vurgulayan Bekai, İran’ın müzakere sürecinde ilkelerine bağlı hareket ettiğini ifade etti. ABD’ye yönelik olarak ise “derin bir güvensizlik” bulunduğunu söyledi.
İran’ın hiçbir ekonomik baskı veya tehditle haklarından vazgeçmeyeceğini belirten Bekai, “hata yapılması halinde karşılık verileceğini” dile getirdi.
Ayrıca, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve yaptırımların kaldırılmasının “meşru hak” olduğunu ifade etti.
“Zararların tazmini” ve hukuki süreç
Bekai, İran’ın uğradığı zararların tazmin edilmesinin de “hukuki ve meşru bir talep” olduğunu söyledi. Saldırılardan sorumlu tarafların hesap vermesi gerektiğini belirtti.
İran’ın saldırı suçlarını belgelediğini ve bunları uluslararası hukuk sürecine hazırladığını ifade eden Bekai, “Menab okulu olayı gibi uluslararası insancıl hukuk ihlallerinin kayıt altına alındığını” kaydetti.
Ayrıca, İran’a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tasarılarını “kabul edilemez ve skandal” olarak nitelendirdi.
Bölgesel ilişkiler ve stratejik vurgular
Bekai, Irak ile ilişkilerin “güçlü ve hükümet değişimlerinden etkilenmeyen” bir yapıda olduğunu söyledi. Kuveyt’in İranlı bir tekneye yönelik müdahalesini ise “uygunsuz ve akılcı olmayan bir davranış” olarak değerlendirdi.
Çin ile ilişkilerin “stratejik ve uzun vadeli” olduğunu belirten Bekai, Tahran’ın Pekin ile görüş ayrılığı yaşamadığını ifade etti.
Bekai son olarak, İran’a yönelik baskıların yalnızca siyasi değil, aynı zamanda “İran’ın medeniyetine ve kültürüne yönelik bir saldırı” niteliği taşıdığını söyledi.
Açıklamasının sonunda ise İran diplomasisinin “akıllı ve kararlı” olduğunu vurgulayarak, “karşı tarafın çelişkili tutumlarına kapılmayacağını” ifade etti.