
YDH- Foreign Policy’de yayımlanan bir analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Pekin’de düzenlenen zirvede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’den Washington ile Tahran arasında bir barış anlaşmasına aracılık etmesini beklediği, ancak bu girişimin “sonuçsuz” kaldığı belirtildi.
Analizde, Çin’in de savaşın sona ermesini istediği, ancak İran’daki yeni liderliğin, karşı tarafın geri adım atma eğilimini dikkate alarak “riskli bir strateji” izlediği ifade edildi.
Analizde, Tahran yönetiminin savaşın ABD açısından giderek daha ağır sonuçlar doğurduğuna ilişkin gelişmeleri yakından izlediği belirtilirken, “Bu savaş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Trump, ABD ve küresel ekonomi üzerindeki etkileri uzun süre hissedilecek” değerlendirmesine yer verildi.
"Askeri kazanımlar sınırlı kaldı"
İran’a yönelik saldırıların ardından ülkenin üst düzey isimlerinin hedef alındığı belirtilen analizde, hava ve deniz kuvvetlerinin ciddi kayıplar yaşadığı ve füze kapasitesinin zayıflatıldığı iddia edildi. Ancak bunun ötesinde beklenen sonuçların “alınamadığı” vurgulandı.
The New York Times’ın ABD istihbarat değerlendirmelerine dayandırdığı haberine atıf yapılan analizde, İran’ın savaş öncesi füze stokunun yüzde 70’ini, mobil füze rampalarının yüzde 70’ini ve Hürmüz Boğazı çevresindeki füze tesislerinin yüzde 90’ından fazlasına erişimini koruduğu aktarıldı.
Bu durumun, İran’ın gelecekte Hürmüz Boğazı trafiğini etkileme kapasitesini sürdürdüğüne işaret ettiği belirtildi. Ayrıca, İran’ın İsrail ve Körfez’deki ABD müttefiklerini hedef alabilecek füze kabiliyetini koruduğu, en dikkat çekici unsurun ise “yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun” varlığını sürdürmesi olduğu ifade edildi.
Analizde, “Eğer savaşın amaçlarından biri İran’ın nükleer silah geliştirme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaksa, bu hedefe ulaşılamadı.” denildi.
ABD’nin maliyeti büyüyor
Analize göre, ABD Savunma Bakanlığı da savaşın yarattığı kayıpların bilançosunu çıkarmaya başladı.
Washington Post’un araştırmasına atıfta bulunulan analizde, İran’ın Ortadoğu’daki 15 ABD askeri tesisinde toplam 217 yapıya zarar verdiğinin tespit edildiği kaydedildi.
CNN’in ise Bahreyn, Kuveyt, Irak, BAE ve Katar’daki en az dokuz ABD üssünün İran saldırılarında “önemli ölçüde hasar gördüğünü” bildirdiği belirtildi.
Bu tesislerin yeniden inşasının yıllar sürebileceği ve milyarlarca dolarlık maliyet doğuracağı ifade edilirken, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nin (CSIS) verilerine göre, ABD’nin Patriot hava savunma füzelerinin yüzde 50 ila 60’ını ve Tomahawk füzelerinin yaklaşık üçte birini İran’a karşı yürütülen savaşta kullandığı aktarıldı.
Analizde, bu mühimmatların yeniden üretiminin dört yıla kadar sürebileceği belirtilerek, “ABD Tayvan gibi başka bir cephede harekete geçmek zorunda kalırsa ciddi biçimde zayıflamış bir kapasiteyle karşı karşıya kalabilir.” değerlendirmesi yapıldı.
ABD tarafında şu ana kadar resmi verilere göre en az 13 askerin öldüğü ve 400’den fazla askerin yaralandığı bilgisi de paylaşıldı.
Enerji krizi ve küresel etkiler
Analizde savaşın enerji piyasaları üzerindeki etkilerinin de hızla büyüdüğü belirtildi. ABD’de benzin fiyatlarının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 50 arttığı, ticari taşımacılıkta kullanılan dizel yakıt fiyatlarının ise yüzde 59 yükseldiği kaydedildi.
Bu artışın temel nedeninin Hürmüz Boğazı’ndaki kriz olduğu belirtilirken, Avrupa ve Asya’nın etkileri daha ağır hissettiği ifade edildi. Pakistan ve Filipinler’in enerji tasarrufu amacıyla kamu çalışma sürelerini azaltma kararı aldığı, Hindistan’ın ise halkına yakıt kullanımını azaltma çağrısında bulunduğu aktarıldı.
Analizde ayrıca, Çin’in rezervlerini kullanması ya da ABD’nin petrol ihracatını azaltması halinde enerji fiyatlarının çok daha sert yükselebileceği belirtildi.
Bunun yanında Hürmüz Boğazı’nın yalnızca petrol ve doğalgaz değil, küresel gübre arzının beşte biri ile helyum arzının üçte birini de etkilediği ifade edildi. Ekonomistlerin önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyonlarında “küresel gıda krizi” ve yarı iletken üretiminde darboğaz ihtimalinin yer aldığı bildirildi.
"Küresel büyüme de baskı altında"
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) daha önce küresel büyüme tahminini yüzde 3,4’ten yüzde 3,1’e düşürdüğü hatırlatılan analizde, mevcut şartlar sürerse yeni bir aşağı yönlü revizyonun kaçınılmaz olabileceği ifade edildi.
IMF’nin enerji piyasalarının normale dönmemesi halinde büyümenin gelecek yıl yüzde 2’ye kadar gerileyebileceğini öngördüğü aktarıldı.
Analizde, dünya ekonomisinin 1980’den bu yana yalnızca dört kez yüzde 2’nin altında büyüdüğü, küresel resesyonun ise yalnızca 2008 mali krizi ve 2020 Covid-19 salgını sırasında yaşandığı kaydedildi.
Bu nedenle İran savaşı kaynaklı yeni bir küresel ekonomik şokun ortaya çıkması halinde bunun “Trump ve ABD açısından tarihi ölçekte bir kendi kalesine gol” anlamına gelebileceği yorumuna yer verildi.
Müttefiklerde rahatsızlık büyüyor
Analizde, savaşın ABD’nin ittifak ilişkileri üzerinde de baskı yarattığı ifade edildi.
Trump’ın NATO ülkelerinden Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için destek istediği, ancak beklenen karşılığı alamadığı belirtildi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in ABD’nin İran karşısında “küçük düşürüldüğünü” söylediğinin aktarıldığı analizde, bu açıklamaların Washington-Berlin hattındaki gerilimi artırdığı ifade edildi.
Körfez ülkelerinde de benzer kaygıların oluştuğu belirtilirken, ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkelerin artık bu tercihin sonuçlarını sorgulamaya başladığı kaydedildi. Katar ekonomisinin bu yıl yüzde 8,6 daralmasının beklendiği aktarıldı.
Buna karşın analizde, Çin’in ABD ordusunun yıpranmasından memnuniyet duyabileceği, Rusya’nın ise savaşın başlamasından bu yana petrol gelirlerini ikiye katlayarak sürecin en büyük kazananlarından biri haline geldiği ifade edildi.
Analizin sonunda Trump’ın savaşı daha da genişletme seçeneğini değerlendirdiği ancak bunun “daha fazla maliyet ve daha büyük belirsizlikler” yaratabileceği belirtildi.
Yazı, “Eğer Pekin’in lideri siz olsaydınız, rakibiniz böylesine büyük bir stratejik hata yaparken onu durdurmak ister miydiniz?” sorusuyla sona erdi.