
YDH - Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) analisti Larry Johnson, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) bir nükleer enerji tesisine insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının ardından yükselen bölgesel tansiyonu ve olası bir çatışmanın sonuçlarını değerlendirdi.
Johnson, Mario Nawfal’a verdiği mülakatta, saldırının İran’dan bir uyarı niteliğinde olabileceğini belirtirken, İsrail’in bölgede yürüttüğü gizli operasyonlara ve sahte bayrak saldırı ihtimaline dikkat çekti.
BAE’deki nükleer tesise yönelik saldırıyı yorumlayan Johnson, üç İHA’nın tesisi hedef aldığını ve birinin jeneratörde yangına yol açtığını hatırlattı.
İHA’ların batı yönünden, muhtemelen Irak, Yemen ya da İran üzerinden Suudi Arabistan hava sahasını kullanarak geldiğini aktaran Johnson, saldırıyı şu sözlerle değerlendirdi:
“Benim görüşüme göre bu, İran’dan bir uyarı atışı gibi. Şöyle bir mesaj veriyor: ‘Aklınızdan bile geçirmeyin, çünkü bu sefer tırmanma merdivenini adım adım çıkmayacağız. Bize tekrar saldırırsanız eldivenler çıkacak.’ Ben böyle gördüm.”
Johnson, Suudi Arabistan’a yönelik olduğu bildirilen ve Irak kaynaklı olduğu değerlendirilen sonraki İHA girişiminin de benzer bir çerçevede ele alınabileceğini ifade etti.
Johnson, “İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e, savaş yeniden başlarsa bunun eskisi gibi olmayacağı mesajını veriyor. Bunu daha önce de söylediler” diye konuştu.
Eski analist, İran’ın birkaç hafta önce Körfez’deki enerji altyapısını, Babülmendep Boğazı’ndaki ticareti ve deniz altındaki internet kablolarını tehdit ettiğini de sözlerine ekledi.
Mülakatın ilerleyen bölümlerinde söz, İsrail’in Irak topraklarında kurduğu gizli askeri yapılanmaya geldi. Johnson, New York Times gazetesinde aynı gün yayımlanan bir habere atıfta bulunarak şu bilgiyi paylaştı:
“Irak’ta bir değil, iki gizli İsrail üssü olduğu ortaya çıktı. New York Times, Irak’ın batı çölünde ikinci bir gizli üssün varlığını bildiriyor. Üst düzey Iraklı bölgesel yetkililer bunu Wall Street Journal’a doğruladı. En az bir tanesi, Bağdat’ın haberi olmadan, 2024’ün sonlarından beri sessizce faaliyet gösteriyormuş ve en az bir tanesi geçen Haziran ayında İran’a karşı yürütülen 12 günlük savaş sırasında kullanılmış.”
Bu bilginin, saldırıların kaynağına ilişkin farklı bir senaryoyu gündeme getirdiğine işaret eden Johnson, İsrail’in daha önce de sahte bayrak saldırılar düzenlediğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
“İran’ın şu anda kendi inisiyatifiyle Suudi Arabistan’a, Katar’a ve hatta BAE’ye saldırmaya başlamayacağını düşünüyorum. Çünkü diplomatik inisiyatifi ellerinde tutuyorlar ve buna ihtiyaçları yok. Barutu kuru tutuyorlar. Öte yandan, Rusya ve Çin’in Pakistan üzerinden yürüttüğü diplomatik çabalarla Körfez’de yeni bir güvenlik mimarisi oluşturulmaya çalışılıyor. Suudileri ve Katarlıları İran’la aynı hizaya gelmekten alıkoymanın bir yolu, onların İran’dan geldiğine inanacakları saldırılar düzenlemektir.”
Eski CIA analisti, İsrail’in geçmişteki operasyonlarına atıfta bulunarak, bu tür bir senaryonun akla yatkın olduğunu dile getirdi.
Johnson, “İran’mış gibi göstermek için bu tür operasyonlar yürüttüğü ihtimalini göz ardı edemezsiniz. İran, saldırıya uğraması ve durumun tırmanması halinde kitlesel biçimde misilleme yapacağını çok net bir şekilde ortaya koydu” dedi.
Sunucu Mario Nawfal’ın, BAE’nin doğrudan bir çatışmanın içine çekilmeye çalışıldığı yönündeki endişelerini paylaşması üzerine Johnson, şu yorumu getirdi:
“Eğer bu bir sahte bayrak saldırısıysa, niyet oldukça açık. İsrail yeniden savaşı tetiklemeye ve BAE’yi İran’la doğrudan bir çatışmaya sokmaya çalışıyor. BAE’nin burada kullanıldığından gerçekten endişe ediyorum. Savaşın ilk günlerinde çok ilginç bir şey oldu. Kanal 12, BAE’nin İran’daki bir su arıtma tesisini vurduğunu bildirdi. Biz bunu yayımladık ve BAE derhal ‘Biz yapmadık, neler oluyor?’ açıklaması yaptı. Onlarla görüşmelerim oldu, savaşın içine sürüklenmekten büyük endişe duyuyorlardı.”
Johnson, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun BAE’ye yaptığı bir ziyareti, Abu Dabi yönetiminin açıkça paylaşılmaması talebine rağmen, iç siyasi kazanç uğruna ifşa etmesini de bu güven bunalımının bir göstergesi olarak aktardı.
Olası yeni bir askeri harekatın sonuçlarına ilişkin soruları yanıtlayan Larry Johnson, sert uyarılarda bulundu.
Johnson, “Bu, Trump ve Netanyahu’nun isteyebileceği en aptalca şey. Zarif bir çıkış yolu bulup meseleyi orada bırakmak yerine, savaşı genişletecekler. Ve bence Batı bundan İran’dan çok daha feci şekilde zarar görecek” ifadelerini kullandı.
İran’ın halihazırda olası hedef paketlerini çoktan belirlediğini ileri süren Johnson, sürecin bilinmezliğine dair şunları söyledi:
“Saldırı paketi ateşkesten bu yana, yaklaşık beş haftadır hazır. Zaten hangi hedefleri vuracaklarını biliyorlar. Asıl bilinmeyen, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’in ABD’nin hava sahalarını ve üslerini kullanmaya devam edip etmeyecekleri. Özellikle Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde konuşlu KC-135 tanker uçakları, havada yakıt ikmali için hayati önem taşıyor. Bu işbirliği olmazsa, harekatı aynı şiddette sürdürmek çok zor, hatta neredeyse imkansız hale gelir.”
Johnson, savaşın genişlemesi durumunda enerji altyapısına yönelik tehdidin boyutlarını çarpıcı bir dille ortaya koydu.
Bir İsrailli yetkilinin, yenilenecek saldırıların İran’ın ulusal enerji altyapısını hedef alacağı yönündeki açıklamasını değerlendiren Johnson, şu uyarıyı yaptı:
“Eğer İran’ın elektrik sisteminin peşine düşerlerse şunu unutmasınlar: İran büyük ve karmaşık bir ülke. Tek bir düğüm noktasını vurup onları zora sokamazsınız. Ama aynı şey İsrail için geçerli değil. İsrail küçük bir ülke, elektrik şebekesini altüst etmek ve yok etmek çok kolaydır. Aynı şey Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri için de geçerli. Eğer ABD ve İsrail bu yola girerse, seyredin. O ülkelerde ışıklar sönecek. Çok aptalca bir karar olur.”
Eski analist, bu senaryonun Trump’ın Körfez ülkeleriyle olan ilişkisini tamamen bitirmesi anlamına geleceğini belirterek, “Eğer bu olursa, Trump Körfez’i ve Körfez’le ilişkisini çöpe atıyor demektir” dedi.
Mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı ve İran’ın işgal edileceği izlenimi uyandıran harita paylaşımı ile “İran için saat işliyor” şeklindeki tehditkar mesajları da masaya yatırıldı.
Larry Johnson, bu paylaşımların arkasındaki gerçek yazarı ifşa ederek dikkat çekici bir iddia ortaya attı:
“Şunu anlamak lazım, bunları aslında Trump yazmıyor. Geçen gün New York Times ya da Wall Street Journal’daki bir haberden öğrendiğimize göre, Harp adında genç bir kadın var. Bu metinleri o hazırlıyor, onay için Trump’a sunuyor, o da imzalıyor ve yayımlıyorlar. Yani, pek becerikli, zeki ya da deneyimli olmayan insanlar bu aptallıkları kaleme alıyor ve Trump da bunları hiçbir bağlamı kavramadan, istihbaratın tam resmini görmeden yayımlıyor.”
Trump’ın bu sert söylemle kendisini bir köşeye sıkıştırdığı ve geri adım atmasını zorlaştırdığı yorumlarına katılmadığını belirten Johnson, ABD Başkanı’nın aslında savaştan uzaklaşma niyetinde olmadığını belirtti.
Johnson, “Ne yazık ki onun yürümek istediğini düşünmüyorum. Bence o, Siyonist lobinin bir kuklası ve kurbanı. Kendi kararını verecek şekilde yalnız bırakılsa, evet, bence bundan uzaklaşır ve başka bir şeye yönelirdi. Ama İran hakkında kendisine söylenen yalanlar, ‘başka seçeneğiniz yok, bunu yapmazsanız İran bombayı ele geçirecek, zaten İran’ın sadece bir iki gün yetecek parası ve petrolü kaldı’ gibi söylemlerle yönlendiriliyor. O da hiçbir eleştirel düşünce sergilemeden, Fars Körfezi ve İran için İran’ın ölümü dışında bir vizyon ortaya koymadan bu yolda ilerliyor” şeklinde konuştu.
Müzakere masasındaki taleplere de değinen Johnson, ABD’nin İran’dan 400 kilogram zenginleştirilmiş uranyumun teslimini, tek bir nükleer tesise indirgenmesini ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmamasını istediğini; İran’ın ise tüm cephelerde ateşkes, yaptırımların tamamen kaldırılması, varlıklarının iadesi, savaş tazminatı ve Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğinin tanınması taleplerini masada tuttuğunu aktardı.
Johnson, son olarak Yemen’deki Ensarullah'ın bir ABD’ye ait MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracını daha düşürdüğünü hatırlatarak, Refah Muhafızı Harekatı boyunca toplamda 22’den fazla bu tür aracın etkisiz hale getirildiğini ve Husilerin bu konuda oldukça maharet kazandığını sözlerine ekledi.
Petrol fiyatlarının 107 doların üzerine fırladığına işaret eden eski analist, stratejik rezervlerden yapılan suni salımlarla bastırılan fiyatların, olası bir savaşla kontrol edilemez seviyelere ulaşabileceğini belirtti.