İsrail medyası: Hizbullah, İsrail askerlerine cenazelerinin provasını yaptırıyor

20 Mayıs 2026

Analist Ben-Ephraim, Haaretz’te yayımlanan asker tanıklıklarına dayanarak, Lübnan’daki İsrail operasyonlarının hedefsizliğin, disiplin çöküşünün, savaş suçlarının ve ağır psikolojik yıkımın ortasında “kanlı bir hata”ya dönüştüğünü savundu.

YDH- Jeopolitika analisti Shaiel Ben-Ephraim, Twitter/X hesabı üzerinden kaleme aldığı analizinde, İsrail'in Liberal Siyonist çizgideki Haaretz gazetesinde yayımlanan ve Lübnan'da görev yapmış işgal askerlerinin tanıklıklarına dayanan çarpıcı bir makaleyi gündeme taşıdı.

Söz konusu Haaretz makalesi, Lübnan’daki askeri harekatın yönetim biçimini ele alarak, operasyonların net bir hedeften yoksun olduğunu ve askeri personelin büyük bir belirsizliğe sürüklendiğini sert bir dille eleştiriyor.

Jeopolitika analisti Shaiel Ben-Ephraim, gazetenin aktardığı askeri tanıklıklara dayanarak, sahadaki disiplinin ciddi ölçüde zedelendiğine dikkat çekiyor.

Cephe gerisinde lojistik hatların ganimet taşıma amacıyla suistimal edildiğini belirten yazar, komuta kademesinin bu duruma göz yumduğunu ileri sürüyor.

Ben-Ephraim, sivil mülklere yönelik yağma ve talan eylemlerinin, ordunun kurumsal yapısında 'ahlaki bir çöküşe' yol açtığı yönündeki iddiaları paylaşıyor.

Haberleştirilen mülakatlarda, askerlerin karşı karşıya kaldığı psikolojik yıpranmanın da ordu tarafından ihmal edildiği savunuluyor.

Ben-Ephraim, cephedeki personelin ruh sağlığı desteği taleplerinin geçiştirildiğini ve sistematik bir tedavi yerine yüzeysel yöntemlerle askerlerin hızla yeniden çatışma alanlarına gönderildiğini aktarıyor.

Analizinde harekatın stratejik boyutuna da değinen Ben-Ephraim, askeri misyonun herhangi bir direnişle karşılaşılmayan boş köylerde bile bir "bina yıkma" faaliyetine dönüştüğünü ileri sürüyor.

Sivil altyapının ve kamu binalarının yıkılmasının birer "başarı kriteri" ve kota olarak ordu kayıtlarına işlendiği iddiasının altını çiziyor.

Modern harp teknolojilerinin, özellikle de Kamikaze İHA’ların (İnsansız Hava Araçları) cephedeki askerler üzerinde yarattığı ağır çaresizlik hissiyatına değinen analist, ordunun bu tehdide karşı sunduğu çözümlerin sahada yetersiz kaldığını ifade ediyor.

Jeopolitika analisti Shaiel Ben-Ephraim, geleneksel cephe savaşlarının aksine İHA saldırılarının askerlere kendilerini hedef tahtasına oturtulmuş çaresiz birer av gibi hissettirdiğini belirtiyor.

Ordunun bu ölümcül tehdide karşı çözüm diye sunduğu ve saatlerce gökyüzünü dikizleyen "hava gözlemcileri" uygulamasının ise cephede tam bir alay konusu olduğunu vurguluyor.

Ben-Ephraim'in aktardığına göre, Tomer'in takımındaki askerler vasiyetlerini yazmış, hatta kendi cenaze törenlerinin provasını bile yapmış durumdalar.

Analist, içinde bulundukları cinnet halini tarif eden bir askerin, "Haberlerde 'ateşkes' diye bağırıyorlar; ama tepemize kaç tane ölüm makinesi saldıklarından haberleri var mı? Bu lanet şey henüz bitmedi!" şeklindeki isyanına dikkat çekiyor.

Genel manzaranın Vietnam Savaşı'nın bir karbon kağıdı gibi olduğunu savunan Ben-Ephraim; net bir hedefin olmayışının ve askerlerin birer birer toprağa düşmesinin cephede tam bir paranoya iklimi doğurduğunu ifade ediyor.

Ordunun bütünüyle disiplinden koptuğunu ileri süren analist, bu savaşın İsrail için baştan aşağı kanlı bir hata olduğunu sözlerine ekliyor.

Ben-Ephraim, net bir stratejik hedefin bulunmamasının askerler arasında bir paranoya iklimi doğurduğunu belirterek analizini şu çarpıcı cümlelerle sonlandırıyor:

"Bu savaş, baştan aşağı kanlı bir hataydı. Muazzam savaş suçları işleniyor, askerler evlerine ceset torbalarında dönüyor ve bu kirli savaşın hiçbir kazananı bulunmuyor."