Hizbullah'tan mektup: 'Savaş meydanına ateş ekiyoruz; hasadımız İsrail askerlerinin cesedi olacak'

20 Mayıs 2026

Cephedeki Hizbullah direnişçileri, Genel Sekreter Naim Kasım’a gönderdikleri mektupta İsrail’e karşı savaşın “işgal sona erene dek” süreceğini ilan ederek, “ya zafer ya şehadet” vurgusuyla kararlılıklarını duyurdu.

YDH- Hizbullah direnişçileri, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’a mektup göndererek İsrail işgal güçlerine karşı cephe hatlarındaki direnişi ve kara mukavemetini kararlılıkla sürdüme sözü verdi.

Hizbullah liderliğine ulaşan mektupta direnişçiler, Şeyh Naim Kasım’ın savaş sürecinde sergilediği stratejik duruşu, taktiksel çıkışlarını ve kendilerine yönelik beyan ettiği samimi takdir hisleri ile derin muhabbetini büyük bir hürmetle karşıladıklarını belirtti.

Cephe hattındaki savaşçılar, Genel Sekreter'in bu mesajına, inançla örülen, omurgasını cihadın oluşturduğu, nihayeti ise mutlak askeri zafer ya da şehadet olan sarsılmaz bir bağlılıkla karşılık verdiklerini bildirdi.

Direnişçiler kaleme aldıkları askeri deklarasyonda, direniş saflarında canlarını feda ederek şehadete yürüyen tüm komutan ve savaşçıların aziz ruhlarını derin bir saygıyla selamladı.

Hayatını kaybedenlerin cephede sabrın, sebatın ve sarsılmaz duruşun yaşayan abideleri olduğunu vurgulayan mücahitler, bu fedakarlıkların İsrail işgal varlığına karşı yürütülen savaşın en büyük itici gücünü oluşturduğunu kaydetti.

Lübnan'ın vefakar halkının her zaman en büyük dayanak noktası olduğunu hatırlatan savaşçılar, sivil tabanın iç cephede kışkırtılmak istenen fitnelere karşı aşılmaz bir kale, en zorlu imtihan anlarında sarsılmaz bir dayanak ve vatan savunması meydanında direnişin en güçlü arkası olduğunu ifade etti.

Mevzilerdeki askeri duruşu tasvir eden mücahitler, daha ellerine tüfeklerini almadan önce bütünüyle Allah’ın mutlak iradesine güvendiklerini, O’nun emirlerine ram olarak ve sabırla kuşanarak savaş meydanlarına indiklerini belirtti.

Savaşçılar, güney sınırındaki her tepede ve vadide her gün düşmanı püskürten yeni kahramanlık destanları yazdıklarını, işgalci güçleri adım adım takip ederek zırhlı tanklarını imha ettiklerini ve İsrail askerlerinin kalbine büyük bir korku saldıklarını kaydetti.

Mektupta, cephe hattında savaşan birliklerin işgal ordusuna askeri hafızasından asla silinmeyecek çok ağır ve tarihi dersler verdiği vurgulandı.

Bu fedakarlıklar sayesinde Lübnan topraklarının her türlü boyunduruk, kahır ve işgal girişimine karşı bütünüyle aşılmaz bir kale olarak kalacağı ifade edildi.

Hizbullah askeri komuta kademesinin çizdiği stratejik harekat planı sayesinde düşmanın lojistik açıdan tamamen bitkin bir noktaya savrulduğu belirtildi.

İsrail ordusunun artık Güney Lübnan topraklarında kalıcı olarak konuşlanmaya ve istikrar sağlamaya cesaret dahi edemediği kaydedildi.

[video]

Mektupta düşman birliklerinin içine düştüğü taktiksel çaresizlik şu askeri ifadelerle somutlaştırıldı:

"İşgalci düşman, sınır hatlarında sürekli olarak başını gökyüzüne çevirip üzerlerine yağacak füze salvolarını ve intihar insansız hava araçlarını korkuyla beklemeyi bir alışkanlık haline getirdi. Aynı düşman ordusu, kara hatlarında ise toprağa döşediğimiz yüksek tahrip gücüne sahip patlayıcılar, mayınlar ve ölümcül pusular yüzünden başını dehşet içinde yere eğmeye mahkum oldu."

Şeyh Naim Kasım’a verdikleri askeri sözlerin arkasında olduklarını tescilleyen mücahitler, komuta kademesinin kendilerine emanet ettiği tüm emir ve talimatları harfiyen sahada uygulayacaklarını, ellerinde düşmanı durduracak çok daha fazla askeri sürpriz ve mühimmat bulunduğunu bildirdi.

İşgalci güçler Lübnan topraklarından bütünüyle yenilmiş, hüsrana uğramış ve arkasına bakmadan kaçmış bir şekilde defolup gidene kadar askeri operasyonları bir an bile durdurmayacaklarını ilan etti.

Düşman ile aralarında çok çetin bir askeri sürecin bulunduğunu ve işgalcilerin bu yıpratma savaşının süresine dayanacak nefesinin olmadığını belirten mücahitler, kendilerinin bu toprakların asıl sahibi olması sebebiyle sonsuz bir sabra sahip olduklarını vurguladı.

'Barutla ve ateşle ektikleri savaş meydanının'' çok yakın bir zamanda ''düşman ordusuna ait ceset parçaları ve yüzlerce yaralı asker hasat edeceğini'' ekledi.

Vatanların özgür nefes almasının ancak ve ancak kırmızı fedakarlıklar, yani dökülen şehit kanları vasıtasıyla mümkün olabileceğini belirten mücahitler mektuplarını şu sözlerle tamamladı:

"Güney Lübnan'ın çiğnenen onuru ve mukaddes toprakları ancak ve ancak direnişçilerin çelik bilekleri ve namluları eliyle özgürlüğüne kavuşuyor. Bu inançla, direnişin en üst komuta kademesine olan sarsılmaz bağlılığımızı, kutsal yeminimizi ve biatımızı bir kez daha en yüksek perdeden yeniliyoruz; işgal bütünüyle sona erene kadar bu mukaddes çizgide yürümeyi kararlılıkla sürdüreceğiz."