
YDH - NATO istihbarat servisleri, Rusya Kuzey Filosu'nun deniz tabanına nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip füzeler konuşlandırma girişimlerine işaret edebilecek faaliyetlerini bir süredir takip ettiğini öne sürdü.
Almanya'nın önde gelen bölgesel kamu yayıncıları WDR ve NDR tarafından yürütülen araştırmaya dayandırılan ve Tagesschau gazetesinin aktardığı bilgilere göre, "Skif" kod adını taşıyan gizli projenin birkaç yıldır uygulanmakta olduğu tahmin ediliyor.
Yayıncı kuruluşlar son aylarda uydu görüntülerini analiz ederek, Rus bilimsel veri tabanları ile tarihi belgeleri inceleyerek ve askeri yetkililer ile istihbarat kaynaklarından bilgi edinerek söz konusu füze projesi üzerinde çalıştı.
Deniz tabanına yerleştirilecek fırlatma rampalarının, tespit edilmesinin ve imha edilmesinin son derece zor olması nedeniyle olası bir savaş durumunda NATO için ciddi bir tehdit oluşturacağı değerlendiriliyor.
Nükleer güçlerin nükleer silahları dünya okyanuslarının derinliklerinde gizlemesine yönelik endişeler Soğuk Savaş dönemine kadar uzanıyor.
Bu doğrultuda 1970 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler kararıyla, nükleer silahların ve diğer kitle imha silahlarının deniz ve okyanus tabanlarına konuşlandırılmasını yasaklayan Deniz Yatağı Silah Kontrolü Antlaşması yürürlüğe girdi.
Söz konusu antlaşmayı o dönem Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere yaklaşık 80 ülke imzaladı.
Ancak mevcut durumda, "Skif" projesi kapsamındaki füzelerin Kuzey Buz Denizi'ndeki Rusya egemenlik sahasında konumlandırılması planlanıyor.
Batılı istihbarat kaynakları, bu füzelerin deniz tabanında özel olarak tasarlanmış kuyularda veya konteynerlerde, bazı durumlarda ise birkaç yüz metre derinlikte bulunabileceğini aktarıyor.
Füzelerin konuşlandırılmaları durumunda buralarda uzun süre kalabileceği ve ihtiyaç halinde uzaktan komutla fırlatılabileceği belirtiliyor.
NATO kaynakları, fırlatma kuyularının konuşlandırılması için Severodvinsk merkezli olan ve ağır askeri teçhizatın deniz yoluyla taşınması amacıyla inşa edilen Zvezdoçka askeri nakliye gemisi ile muhtemelen Sarov adlı özel denizaltının kullanılacağını iddia ediyor.
Almanya Donanması subayı ve Alman Uluslararası Politika ve Güvenlik Enstitüsü konuk araştırmacısı Helge Adrians, bu projeyi nükleer füzelerin fırlatılması için kullanılan denizaltılar gibi son derece karmaşık ve maliyetli platformlara olan bağımlılığı azaltma girişimi olarak değerlendiriyor.
Adrians, Rusya'nın denizaltı fırlatma kuyuları sayesinde sınırlı mali kaynaklara rağmen nükleer potansiyelini koruyabileceğini öngörüyor.
Araştırmacıya göre, kıtalararası balistik füzelerin deniz tabanına konuşlandırılması iki temel avantaj sağlıyor:
Birincisi, bu sistemlerin tespit edilip etkisiz hale getirilmesinin son derece yüksek maliyetler gerektirmesi önem taşıyor. İkincisi, bu yöntem denizaltılardan ve mürettebat ihtiyacından tasarruf edilmesini sağlıyor.
Rusya, halihazırda insanlı denizaltılarla elde ettiği caydırıcılık etkisini, nispeten daha az çaba ve maliyetle bu sistemler üzerinden sağlayabiliyor.
Ancak Adrians, projenin bazı teknik dezavantajları ve zorlukları olduğuna da dikkat çekiyor.
Okyanus akıntıları ve fırlatma kuyularının çamurla kaplanması gibi doğal engellerle mücadele edilmesi gerektiğini belirten uzman; füzelerin konuşlandırılması, enerji tedariki ve veri alışverişi gibi teknik açıdan son derece karmaşık sorunların çözülmesi gerektiğini kaydediyor.
Adrians, bu zorlukların söz konusu teknolojinin yaygın şekilde kullanılmasının önünde bir engel teşkil edeceği değerlendirmesinde bulunuyor.