
YDH- İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğini sağlama noktasında Tahran yönetiminin egemenlik hakları çerçevesinde yeni düzenlemelere gittiğini duyurdu.
Garibabadi, bölgedeki güvenlik dengelerinin değiştiğini ve kıyı devletlerinin uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanma zorunluluğunun doğduğunu belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran gazetesinde kaleme aldığı köşe yazısında, Tahran’ın yıllardır Hürmüz Boğazı'ndaki gemi geçişlerini karşılıklı iyi niyet çerçevesinde kolaylaştırdığını hatırlattı.
Ancak mevcut konjonktürde yaşanan temel değişimlerin ve güvenlik parametrelerindeki kaymaların, İran’ı kendi egemenlik hakları temelinde yeni tedbirler almaya zorunlu kıldığını vurgulayan Garibabadi, bu adımların bir tercihten ziyade kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Garibabadi, bazı komşu ülkelerin topraklarını dış müdahalelere açarak İran'a karşı işlenen saldırganlık suçuna fiilen katıldıklarını belirtti.
Bu durumun saldırganlığın somut kanıtı sayıldığını dile getiren Bakan Yardımcısı, söz konusu eylemlerin Hürmüz Boğazı'nın ve genel bölge güvenliğinin temellerini geniş kapsamlı bir şekilde sarstığını kaydetti.
İran’ın aldığı yeni güvenlik önlemlerinin, Körfez, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'ndeki gemiler ile denizciler için oluşabilecek yeni riskleri bertaraf etmeyi amaçladığını belirten Garibabadi, güvenlik ve emniyetin sağlanmasının birincil öncelik olduğunu yineledi.
Garibabadi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni bölgesel istikrarı sağlama noktasında başarısız olmakla eleştirerek, kıyı devletlerinin karasuları üzerindeki egemenlik haklarının uluslararası deniz hukukunun temel taşlarından biri olduğunu vurguladı.
İran’ın boğazdaki geçişleri kolaylaştırma taahhüdünün, seyrüsefer güvenliğinin ve kamu düzeninin bozulmadığı koşullara bağlı olduğunu kaydeden yetkili, hiçbir ülkenin "geçiş hakkı" iddiasını, bir başka kıyı devletinin güvenliğini ihlal etmek veya askeri saldırı zemini oluşturmak için kullanamayacağının altını çizdi.
Hürmüz Boğazı'ndaki transit yönetim düzenlemelerinin uluslararası hukuka ve yerel yasalara uygun olduğunu belirten Garibabadi, İran'ın 1958 tarihli Bölgesel Deniz ve Bitişik Bölgeler Sözleşmesi'ne veya Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olmadığını hatırlattı.
Tahran'ın bu sözleşmelerin hükümlerine hukuken bağlı olmadığını belirten yetkili, boğazdaki geçişlerin yasal çerçevesinin "masum geçiş" hakkıyla düzenlendiğini açıkladı.
Garibabadi, kıyı devleti olarak İran'ın seyrüsefer hizmet bedeli toplama, savaş gemilerinin geçişi için önceden bildirim veya izin talep etme ve güvenliği sağlamak amacıyla gerekli her türlü önlemi alma hakkına sahip olduğunu ifade etti.