
YDH - ABD'de ilan edilmemiş savaşların sıradan bir durum haline geldiğini ifade eden Yargıç Andrew Napolitano, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve askeri durumu ele aldı. Napolitano, hükümetin önleyici savaş adı altında yürüttüğü saldırgan askeri politikaların Amerikan halkı tarafından sessizce kabul edilmesini eleştirdi.
Meşru olmayan güç kullanımının sıradanlaştığını dile getiren Napolitano, gerçekten özgür bir toplum inşa edebilmek için öncelikle hükümetlerin uyguladığı bu sistematik zorbalığın anlaşılması ve reddedilmesi gerektiğini vurguladı.
Thomas Jefferson’ın en az yöneten hükümetin en iyi hükümet olduğu yönündeki tarihi sözünü hatırlatan Napolitano, hükümetin haksız olduğu durumlarda haklı çıkmanın tehlikeli bir hal aldığını belirtti.
Yargıç Andrew Napolitano, Özgürlüğü Yargılamak adını taşıyan programının dünkü özel yayınında, Amerikan ekonomisindeki dalgalanmaları ve küresel belirsizlikleri de ele aldı.
Aşırı para basımı, yüksek enflasyon ve jeopolitik krizlerin değerli metallere olan talebi tarihin en yüksek seviyesine ulaştırdığını belirten Napolitano, altın ve gümüşün tüm zamanların rekorunu kırdığını bildirdi.
Jeopolitik kaos ve hayat pahalılığının yanı sıra Amerikan dolarının küresel piyasalarda değer kaybetmesinin dünya genelindeki merkez bankalarını altın rezervlerini artırmaya yönelttiğini aktaran Napolitano, finans analizlerinin altının ons fiyatının 6 bin dolara, gümüşün ons fiyatının ise 200 dolara ulaşabileceğini öngördüğünü kaydetti.
Ünlü yatırım kuruluşu Morgan Stanley yatırım şirketinin bile geleneksel yatırım portföyü dağılımlarını değiştirerek kaynaklarının yüzde 20’sini değerli metallere yönlendirdiğini hatırlatan Napolitano, Lear Capital değerli metal şirketi gibi güvenilir kurumlardan danışmanlık alınması tavsiyesinde bulundu.
Yargıç Andrew Napolitano, programın ana gündem maddesine geçmeden önce, Temsilciler Meclisinde Anayasa'yı savunan ve savaş karşıtı duruşuyla bilinen liberteryen Kongre Üyesi Thomas Massie’nin ön seçim sonuçlarına dair yaptığı konuşmanın videosunu izleyicilerle paylaştı.
Massie, Washington’daki siyasi odakların uzun yıllardır kendi oyunu satın almaya çalıştığını ancak bunu başaramadıklarını ifade etti.
Seçim yarışının bu kadar pahalı hale gelmesinin sebebinin ilgili koltuğu doğrudan parayla satın alma girişimi olduğunu belirten Massie, bu durumun rakipleri için mali açıdan son derece yüksek bir bedele mal olduğunu dile getirdi.
Napolitano, Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde Massie’nin mağlubiyeti kabul etmek zorunda kaldığı bu yarışın yaklaşık 35 milyon dolara mal olduğunu ve bu finansmanın neredeyse tamamının Siyonist milyarderler tarafından karşılandığını vurguladı.
Bu gelişmeyi değerlendiren eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) görevlisi ve siyasi analist Phil Giraldi, seçim sonuçlarının son derece karamsarlık verici olduğunu ve gün boyunca bu durumun üzüntüsünü yaşadığını ifade etti.
Giraldi, "Sabah uyandığımda tam tersi bir tabloyla karşılaşmayı umuyordum fakat harcanan paralar ortada. ABD'de artık işlerin bu şekilde yürümesi tam bir trajedi" şeklinde konuştu.
Durumun tek olumlu yanının gerçeklerin artık gizlenemez hale gelmesi olduğunu belirten Giraldi, "Mızrak artık çuvala sığmıyor. Siyasi bilinci açık olan herkes, Siyonist milyarderlerin siyasi sistemimizi ve medya ağlarımızı yabancı bir devlet adına nasıl manipüle ettiğinin farkında" ifadelerini kullandı.
Bahsi geçen yabancı devletin her gün savaş suçu işlediğini kaydeden Giraldi, ABD Başkanı’nın nasıl yönlendirildiğini bile fark edemeyecek durumda olduğunu söyledi.
Eski istihbaratçı, Amerikan halkının ayağa kalkıp bu duruma müdahale etmemesi halinde karar vericilerin artık her türlü hukuksuzluğu yapabileceğini dile getirdi.
Yabancı bir hükümetin Amerikan seçimlerini etkilemeye çalışmasının federal bir suç olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Phil Giraldi, yabancı bir ülkenin veya grubun çıkarları doğrultusunda organize şekilde hareket etmenin yasal olarak sınırlandırıldığını belirtti.
Giraldi, 1938 yılında yürürlüğe giren Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası gereğince bu tür faaliyetlerin tescil edilmesi gerektiğini hatırlattı.
İsrail lobisinin tüm bileşenlerinin bu yasa kapsamında kayıt altına alınması gerektiğini vurgulayan Giraldi, "Eğer bu yasa uygulansaydı, bu lobilerin finansal kaynakları ve İsrail hükümetiyle olan ilişkileri tamamen şeffaf olmak zorunda kalacaktı ancak onlara bu konuda hiçbir zorlama yapılmıyor" dedi.
Geçmişe yönelik tarihi bir atıfta bulunan Giraldi, "John F. Kennedy, Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesinin öncülü olan kuruluşu bu yasa kapsamında kaydettirmeye çalıştı ve bilin bakalım ne oldu? Onu öldürdüler" ifadelerini kullandı.
Programda ayrıca ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in, Thomas Massie’nin rakibi olan eski deniz komandosu Ed Galrine’in seçim kampanyasına katılması da gündeme geldi. Hegseth’in bu faaliyeti resmi görev unvanıyla yürütmesinin Hatch Yasası’nı ihlal edip etmediği tartışıldı.
Kampanyada konuşan Hegseth, avukatların uyarısı üzerine orada resmi sıfatıyla değil, sadece özel bir vatandaş ve muharip bir gazi olarak bulunduğunu iddia etti.
Galrine’in geçmiş askeri kayıtlarını çok gizli görevlerde yer aldığı gerekçesiyle sakladığını ya da imha ettiğini savunan Hegseth, seçmenden bu adaya güvenmesini istedi. Yargıç Napolitano, Hegseth’in etkinlik alanına görkemli askeri nakliye uçaklarıyla gidip gitmediğinin yasal sınırları belirleyeceğini kaydetti. N
apolitano, Hegseth’in Washington’dan askeri jetle askeri üsse uçtuğunu, oradan ise kişisel aracıyla korumalar eşliğinde etkinlik alanına geçtiğini aktardı. Phil Giraldi ise Hegseth’in beyanlarının güvenilmez olduğunu ifade ederek, "O bir yalancı ve kendisine talimat veren siyasi figürlerin her istediğini yerine getiriyor. Buna Beyaz Saray ile sürekli temas halinde olan Binyamin Netanyahu da dahildir" dedi.
Donald Trump’ın Amerikan İç Gelir Servisi aracılığıyla kendi destekçilerine aktarılmak üzere 2 milyar dolarlık bir hibeyi onaylamasını da eleştiren Phil Giraldi, bu durumu sistematik bir hırsızlık olarak nitelendirdi.
Giraldi, "Kuruluşumuzun iki yüz ellinci yıl dönümüne yaklaşırken hayal bile edemeyeceğimiz kadar kötü bir ülke haline geldik" şeklinde konuştu.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, ABD ve İsrail’in İran’da kaybetmekte olduğu savaş konusunda Trump’a bir çıkış yolu sunup sunmayacağı yönündeki soruyu yanıtlayan Giraldi, Trump’ın bu yönde bir umut beslemiş olabileceğini ancak Çin liderinin bu tuzağa düşmeyecek kadar zeki olduğunu vurguladı.
Çin’in Ortadoğu’da çok güçlü çıkarları ve iyi ilişkiler kurmak için rasyonel gerekçeleri olduğunu ifade eden Giraldi, ABD ile iyi ilişkiler sürdürmek için ise Trump yönetiminde giderek daha az neden kaldığını söyledi.
Çin ve Rusya liderlerinin Pekin’deki zirvede yayımladıkları ortak bildiriye değinen Napolitano, bu bildiride İsrail ve ABD’nin İran’daki askeri faaliyetlerinin açıkça kınandığını hatırlattı.
Trump’ın Pekin ziyaretinin herhangi bir ön hazırlık yapılmadan, plansızca gerçekleştirildiğini belirten Phil Giraldi, normal diplomatik teamüllerde öncü ekiplerin tüm detayları önceden belirlemesi gerektiğini ancak bu olayda hiçbir hazırlık yapılmadığını kaydetti.
Giraldi, "Trump, kendisini sadece bir kazanan gibi göstermek arzusuyla, ne olup bittiğine dair en ufak bir fikri olmadan aslan inine girdi" ifadelerini kullandı.
Temsilciler Meclisi Üyesi Seth Moulton’ın, Amiral Bradley Cooper’ı bütçe komisyonunda sorguladığı anları değerlendiren Giraldi, askeri yetkililerin kamuoyunu yanıltmak amacıyla kelime oyunlarına başvurduğunu belirtti.
Komisyon toplantısında Kongre Üyesi Moulton’ın, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarının "tamamen yok edilmesi" ile "önemli ölçüde yıpratılması" arasındaki farkı sorması üzerine Amiral Cooper’ın yanıt vermekten kaçınması tepki çekti.
Trump’ın beş ay önce imzaladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde de aynı ifadelerin kullanıldığını hatırlatan Moulton, durum aylar öncesinden belliyse bu savaşın neden başlatıldığını sordu.
Amiral Cooper’ın bu sorular karşısında sergilediği çekingen tavrı utanç verici bulan Giraldi, "Hükümet yetkilileri, kendilerini başarılı göstermek adına tamamen kurgusal bir anlatı satıyorlar. Bir hedefe tek bir bomba atıp isabet ettirdiğinizde de o hedefi yıpratmış olursunuz" dedi.
ABD’nin hiçbir tehdit oluşturmayan ülkelere yasadışı şekilde saldırdığını belirten Giraldi, "Hükümetimiz savaşa girmek için bize sürekli yalan söylüyor. Bölgede ABD için tehdit oluşturan tek unsur İsrail’dir çünkü bizi kendi savaşlarının içine çekmek için her şeyi yapacaklar" şeklinde konuştu.
Temsilciler Meclisi Üyesi Jason Crow’un, Amiral Cooper’a askeri el kitaplarında yer alan "aman vermeme" yani esir almama yönünde beyanda bulunma yasağını sorması ve Amiralin bu yasağı doğrudan onaylamaktan kaçınarak sürekli yasalara uyacaklarını tekrarlaması da programda tartışıldı.
Phil Giraldi, bir askeri komutanın bu konudaki bilgisizliğinin kabul edilemez olduğunu belirterek, "Kariyerim boyunca hiçbir kıdemli subaydan, teslim olan düşmanın öldürüleceğine dair bir ifade duymadım. Bu savaş hukukunun açık bir ihlalidir" değerlendirmesinde bulundu.
ABD’nin Vietnam, Afganistan ve Irak’taki yenilgilerinin bir şekilde göz ardı edilebildiğini ancak İran’daki başarısızlığın neden bu kadar büyütüldüğü sorusuna da yanıt veren Giraldi, durumun tamamen İsrail ile ilgili olduğunu belirtti.
Giraldi, "Çünkü İran, İsrail için gerçek bir askeri tehdit teşkil ediyor. Eskiden Savunma Bakanlığı olan ama artık Savaş Bakanlığı haline gelen kurumumuzun attığı her adım, tamamen İsrail’in çıkarlarına ve önceliklerine dayanıyor" diyerek sözlerini tamamladı.