İran istihbaratı: Trump Netanyahu’ya yeniden boyun eğebilir

23 Mayıs 2026

İran ile ABD arasındaki diplomatik süreç, Pakistan’ın yoğun arabuluculuğuyla hareketlenirken, tarafların üzerinde uzlaştığı bir metin hâlâ ortaya çıkmadı.

YDH - El-Ahbar gazetesine konuşan diplomatik bir kaynak, nükleer başlıklardan Hürmüz Boğazı’na uzanan temel anlaşmazlıkların sürdüğünü ve henüz nihai bir taslak ya da ilkeler üzerinde mutabakat sağlanmadığını bildirdi.

Kaynağa göre masadaki dosyalar arasında anlaşmanın kapsamlı mı yoksa aşamalı mı olacağı, İran’ın ülke içinde kalmasını şart koştuğu zenginleştirilmiş uranyum stokunun durumu (Washington transfer edilmesini istiyor), uranyum zenginleştirmenin askıya alınma süresi, yaptırımların hangi aşamalarla ve hangi kapsamda kaldırılacağı ve Hürmüz Boğazı’nın nasıl yönetileceği yer alıyor.

Kaynak, İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi’nin Tahran ziyaretleriyle hız kazanan diyaloğun sürdüğünü, ancak uzlaşmazlıkların tam anlamıyla aşılamadığını belirtti.

Pakistan İçişleri Bakanı Nakvi bir hafta içinde iki kez Tahran’a gelerek Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile peş peşe görüştü. İkinci ziyaret çarşamba günü başladı ve Nakvi ABD’nin en güncel önerisini İran’a taşıdı; Tahran da kendi görüş ve çekincelerini Pakistanlı konuğa iletti.

İslamabad’ın arabuluculuk çabalarına askerî düzlemde de ağırlık kazandıracak şekilde Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir dün akşam saatlerinde Tahran’a ulaştı. Munir’in bugün Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

İran’ın yarı resmî ajansı Tesnim ise “Pakistan genelkurmay başkanının gelişi, ilk çerçeve konusunda nihai ya da teyit edilmiş bir mutabakat anlamına gelmez” uyarısında bulundu.

CBS’e konuşan üst düzey bir Pakistanlı yetkili, Nakvi’nin görüşmelerinin müzakereleri önemli bir patikaya soktuğunu, Munir’in de bu yüzden sürece katıldığını söyledi. Ö

te yandan Katar da Washington’la koordinasyon hâlinde Tahran’a bir müzakere ekibi göndererek Pakistan’ın çabalarına destek verdi.

“Tarafların kapsamlı savaşa dönme ihtimali hâlâ kuvvetle muhtemel seçenekler arasında değerlendiriliyor.”

Müzakere trafiğine rağmen taraflar arasındaki gerilim özellikle denizde, Hürmüz Boğazı’nda canlı kalmaya devam ediyor. Her iki tarafın yığınak ve hazırlıkları sürerken, bölgeyi topyekûn savaşa sürükleme ihtimali masadaki en güçlü senaryolardan biri olarak görülüyor.

Bu tabloyu besleyen en kritik etken ise savaş seçeneğini tercih eden İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump üzerinde kurduğu nüfuz. Trump’ın damadı Jared Kushner’in daimi aracı olarak yer aldığı neredeyse günlük telefon görüşmeleriyle Netanyahu, ABD karar alma sürecinde etkisini giderek artırıyor.

El-Ahbar'ın ulaştığı bir İran istihbarat değerlendirmesine göre Netanyahu, olası bir anlaşmada kırmızı çizgilerini şöyle belirledi; zenginleştirilmiş malzemenin İran’dan tamamen çıkarılması, İsrail’in her türlü taahhüdün dışında tutulması ve İran’a ekonomik nefes aldırılmaması.

Trump elverişli bir askerî senaryoya sahip olmasa da Netanyahu’nun baskılarına uzun süre direnemeyebilir. Değerlendirmede, ABD’nin bu aşamada nükleer dosyanın detaylarını müzakere etmemeyi kabul etmesi, Hürmüz Boğazı’nda İran’ın egemenliğini tanıması ve Lübnan’da ateşkes sağlanması dâhil olmak üzere temel başlıklarda adım atmaması hâlinde müzakerelerin ilerlemeyeceği vurgulanıyor.