
YDH- İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakere sürecinde, Pakistanlı arabulucu aracılığıyla yürütülen mesaj trafiği yoğun bir şekilde devam ediyor.
Görüşmelerde belirli konularda ilerleme kaydedilse de, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve savaşın sona erdirilmesi gibi kritik başlıklarda ciddi görüş ayrılıkları sürüyor.
Tahran yönetimi, müzakerelerin ilk aşamasında dondurulmuş varlıkların önemli bir kısmının serbest bırakılmasını ve geri kalan sürecin şeffaf bir şekilde işletilmesini şart koşuyor.
İran tarafı, geçmişte ABD'nin "varlıklar serbest bırakıldı" açıklamalarına rağmen yaşanan tıkanıklıkları anımsatarak, aynı hataların tekrarlanmaması konusunda kesin tavır alıyor.
ABD'nin süregelen talepleriyle örtüşmeyen bu yaklaşım, uzlaşma ihtimalini zorlaştırıyor.
İran'ın stratejisi, nükleer dosya ile savaşın sona erdirilmesi süreçlerini birbirinden kesin çizgilerle ayırmaya dayanıyor.
Tahran, İran'ın belirlediği şartlar doğrultusunda tüm cephelerde (özellikle Lübnan'da) savaş durdurulmadan nükleer başlıkların müzakere edilmeyeceğini vurguluyor.
Buna karşın ABD tarafı, nükleer tesislerin kapatılması ve zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi gibi maddeleri içeren metinlerle Tahran'dan erken tavizler koparmaya çalışıyor. İran ise bu talepleri kategorik olarak reddediyor.
Görüşmelerde öne çıkan diğer başlıklar arasında, 19 Nisan tarihinde açıklanan 10 maddelik güvenlik çerçevesinin uygulanması yer alıyor.
Bu çerçeve kapsamında, ABD muharip güçlerinin İran çevresinden çekilmesi ve savaş tazminatlarının ödenmesi gibi konular, Tahran'ın kırmızı çizgileri arasında bulunuyor.
ABD tarafı, özellikle tazminat ve operasyonel geri çekilme konularında direnç göstermeye devam ediyor.
Müzakere sürecinde, ihtilafların aşılması durumunda ilk etapta bir ön mutabakat zaptı (MOU) imzalanması ve ardından nükleer meselelerin konuşulacağı 30 veya 60 günlük bir müzakere süreci başlatılması planlanıyor.
Ancak İran, diplomasi sürecinin savaş tehdidini tamamen ortadan kaldırmaması veya haklı taleplerin karşılanmaması halinde anlaşma masasına oturulmayacağının altını çiziyor.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin olası bir başarısızlık senaryosuna karşı hazırlıklı olduğu ve tüm savunma stratejilerinin "B Planı" dahilinde güncellendiği belirtiliyor.