
YDH - Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeler sırasında Japonya konusunda tepki gösterdiği ve sesini yükselttiği bildirildi.
Financial Times’ın görüşmelerin içeriğine aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre Japonya meselesi, Çin ve ABD heyetleri arasındaki temasların en gergin başlığı oldu.
Habere göre Şi Cinping, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’yi ve Tokyo yönetiminin savunma harcamalarını artıran politikasını eleştirdi.
Kaynakların aktardığına göre Japonya konusu, iki ülke arasındaki görüşme gündeminde yer almıyordu.
Donald Trump ise Şi’ye verdiği yanıtta, Kuzey Kore’den kaynaklanan tehdidin artması nedeniyle Tokyo’nun savunma alanında daha sert bir tutum benimsemesi gerektiğini söyledi.
Financial Times’a konuşan kaynaklar, Japonya başlığının Trump ile Şi arasındaki görüşmelerin en hararetli safhasına dönüştüğünü belirtti.
Trump, 13-15 Mayıs tarihlerinde Çin’i ziyaret etti. Bu ziyaret, Trump’ın 2017’den bu yana Çin’e yaptığı ilk ziyaret oldu.
İki lider arasındaki ilk görüşme 14 Mayıs’ta yapıldı ve iki saatten uzun sürdü. Trump ile Şi Cinping görüşmede Washington ile Tahran arasındaki gerilimi, ticaret kısıtlamalarını ve Tayvan meselesini ele aldı.
Trump’ın Çin ziyaretinin üçüncü günü olan 15 Mayıs’ta iki lider, Şi Cinping’in resmi devlet konutunda yeniden bir araya geldi. Görüşmenin ardından Trump, tarafların "fantastik ticaret anlaşmaları" yaptığını açıkladı.
Çin ile Japonya arasındaki gerilim 2025 yılında yaşanan diplomatik krizle birlikte yükseldi. Gerginliğin merkezinde Çin’in deniz tatbikatları sırasında yaşanan olaylar yer aldı.
Japon yetkililer, Çin savaş uçaklarının Japon askeri uçaklarına radar kilidi attığını açıkladı. Pekin ise bu suçlamaları reddetti. Çin tarafı, Japon uçaklarının birkaç kez Çin gemilerine yaklaştığını ve uçak gemilerinden yürütülen eğitim uçuşlarını engellediğini bildirdi.
Daha sonra Çin, Japonya’yı tatbikatları sekteye uğratmakla suçladı. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi de Tokyo’nun Çin’i askeri eylemlerle tehdit ettiğini söyledi.
İki ülke arasındaki ilişkiler, Sanae Takaichi’nin Tayvan konusunda yaptığı açıklamaların ardından daha da gerildi. Takaichi, Çin’in Tayvan’a yönelik askeri adımlarının Japonya’nın güvenliğini tehdit etmesi halinde Tokyo’nun buna karşılık vereceğini açıklamıştı.
Japon hükümeti Aralık 2025’in sonunda rekor düzeyde savunma bütçesini onayladı. 2026 mali yılı bütçe tasarısının toplam büyüklüğü 122,31 trilyon yen, yani yaklaşık 785 milyar dolar oldu.
Savunma harcamalarındaki artış, Takaichi’nin kasım ayında yaptığı açıklamaların ardından geldi. Japon başbakanı, Çin’in Tayvan’a saldırmasının ülkesi açısından "hayatta kalma tehdidi" oluşturabileceğini söylemişti.
Reuters mart ayında yayımladığı haberde, Tokyo yönetiminin Çin ile ilişkileri tanımlamak için kullandığı ifadeyi değiştirmeyi planladığını aktardı.
Habere göre Japonya, ilişkileri artık "en önemli ilişkilerden biri" yerine "stratejik" ve "karşılıklı fayda temelinde" tanımlamayı değerlendiriyor. Reuters, bunun Asya’nın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerde artan soğumaya işaret ettiğini yazdı.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise 17 Nisan’da Japonya’yı, bir savaş gemisini Tayvan Boğazı’na göndermesi nedeniyle ikili ilişkileri daha da kötüleştirmekle suçladı.
Tayvan, 1949 yılında bağımsızlığını ilan etti. Çin, adayı kendi toprağının ayrılmaz parçası olarak görüyor. Pekin yönetimi, yabancı heyetlerin ziyaretleri dahil olmak üzere Tayvan yönetimine verilen dış desteği egemenliğin ihlali sayıyor.
Tayvan ise Çin’in 1980’lerden bu yana gündemde tuttuğu "tek ülke, iki sistem" modelini reddediyor.
ABD’nin Tayvan yönetimiyle resmi diplomatik ilişkisi bulunmuyor. Buna rağmen 1979’dan beri yürürlükte olan yasa çerçevesinde Washington, Tayvan’a silah sağlayabiliyor.