
YDH - ABD Donanma Bakan Vekili Hung Cao, perşembe günü Senato komisyonunda yaptığı konuşmada, Kongre'nin onayladığı ancak Başkan Donald Trump'ın henüz imzalamadığı Tayvan'a yönelik 14 milyar dolarlık silah satışına ilişkin soruya yanıt verdi.
Cao, "Şu anda duraklatma uyguluyoruz" dedi. Donanma Bakan Vekili, bunun nedenini "Destansı Öfle için ihtiyaç duyduğumuz mühimmatın elimizde bulunduğundan emin olmak" şeklinde açıkladı ve "bunlardan fazlasıyla var" ifadesini kullandı.
Destansı Öfke, Trump yönetiminin 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı askeri harekatın adıydı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha sonra Destansı Öfke'nin sona erdiğini söylemişti.
Bu nedenle Cao'nun operasyon için hâlâ mühimmat ihtiyacından söz etmesi, Washington rejiminin üst düzey açıklamalarıyla çelişen yeni bir tablo ortaya koydu.
Cao'nun İran savaşı için mühimmat ihtiyacına yaptığı vurgu, rejimin resmi söylemi ile sahadaki veriler arasındaki başka bir çelişkiye de işaret etti.
Washington Post'un perşembe günü yayımladığı habere göre ABD, İran savaşı boyunca İsrail'i savunmak için İsrail'in kendisinden daha fazla gelişmiş füze savunma önleyicisi kullandı.
Gazetenin haberine göre ABD, 8 Nisan'daki ateşkese kadar geçen 40 günlük savaş süresince 200'den fazla THAAD önleme füzesi ateşledi.
Bu rakam, ABD'nin toplam THAAD envanterinin yaklaşık yarısına karşılık geliyor. ABD ayrıca 100'den fazla SM-3 ve SM-6 önleme füzesi kullandı. Buna karşılık İsrail'in 100'den az Arrow ve yaklaşık 90 Davud'un Sapanı önleme füzesi ateşlediği belirtildi.
ABD'li yetkililer kamuoyu önünde stoklara ilişkin güven mesajı vermeyi sürdürse de, analistler mühimmat stoklarındaki azalmanın Washington'ın İran'a yönelik yeni askeri seçenekleri değerlendirirken hesaba kattığı başlıklardan biri olduğunu söylüyor.
Pentagon ile İsrail, Washington Post haberinin ardından ortak füze savunma stratejisini savundu. Pentagon, mühimmat stoklarının azaldığı yönündeki kaygıları küçümseyen açıklamalar yaptı.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, balistik füze önleyicilerinin ABD hava savunma ağındaki "araçlardan yalnızca biri" olduğunu söyledi. Parnell ayrıca İsrail ile ABD'nin Destansı Öfke Harekatı'nın yükünü "eşit biçimde" paylaştığını belirtti.
Trump, savaşın ilk haftasında bile bazı kritik füze stoklarının azaldığı yönündeki kaygıları önemsemediğini göstermişti.
Bununla birlikte Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), ateşkesin ardından 21 Nisan'da yayımladığı değerlendirmede ABD ordusunun yedi kritik mühimmat türünü yoğun biçimde kullandığını bildirdi. Rapora göre bu mühimmatların dördünde savaş öncesi envanterin yarısından fazlası tüketildi.
Raporda THAAD önleme füzeleri, Patriot sistemleri ile balistik füzelere karşı kullanılan gemi konuşlu SM-3 ve SM-6 hava savunma füzeleri bu kategori içinde yer aldı.
CSIS ayrıca ABD'nin tahmini 3 bin 100 Tomahawk füzesinin binden fazlasını 21 Nisan itibarıyla kullandığını belirtti.
Raporda, "Yedi mühimmat türünde savaş öncesi seviyelere dönülmesi, üretim hattındaki füzelerin teslim edilme hızına bağlı olarak bir ila dört yıl sürecek" denildi.
Madrid merkezli Elcano Kraliyet Enstitüsü'nde savunma ve güvenlik uzmanı olarak çalışan Felix Arteaga, el-Cezire kanalına verdiği demeçte, Çin ile Tayvan konusunda yakın dönemde çatışma çıkmaması halinde ABD'nin şimdilik büyük ölçüde hazırlıklı olduğunu söyledi.
Arteaga, "Hazırlık yapmış olacaklardır çünkü planlama, alternatif planlama, acil durum planlaması ve farklı senaryolar üzerinden hesaplar yaptılar" dedi.
Doha Yüksek Lisans Enstitüsü'nde güvenlik ve askeri çalışmalar profesörü olan Ömer Aşur ise İran savaşının ABD cephaneliğini tamamen boşaltmadığını ancak en stratejik katmanları ciddi biçimde aşındırdığını söyledi.
Aşur, "Bu taktik düzeyde tükenme değil. Daha çok stratejik envanter şoku. Çünkü bu aşınma başka savaş alanlarını da etkileyecek" ifadelerini kullandı.
Aşur, Tomahawk kullanımının ciddi olduğunu ancak füze savunma sistemlerindeki azalmanın Washington açısından daha büyük stratejik sorun yarattığını belirtti.
CSIS, "makul herhangi bir senaryoda" ABD'nin İran savaşını sürdürmeye yetecek kadar mühimmata sahip olduğunu söyledi. Ancak kuruluş, "Uzun yıllar boyunca sürecek risk gelecekteki savaşlarda ortaya çıkacak" değerlendirmesinde bulundu.
Trump son haftalarda İran'a yönelik saldırıları Körfez'deki müttefiklerinin talebi üzerine durdurduğunu söylemişti. Ancak Aşur'a göre mühimmat stoklarındaki azalma da bu kararın önemli unsurlarından biri.
Aşur, "Stoklar artık tırmanma hesabının parçası" dedi.
Profesör, "ABD yeniden saldırı başlatabilir. Ancak her yeni saldırı dalgasının fırsat maliyeti var. Soru artık 'Saldırabilir miyiz?' değil, 'Saldırırken hangi stratejik cephane rezervini tüketiyoruz ve bu diğer savaş alanlarını nasıl etkiler?' sorusu" ifadelerini kullandı.
Washington Post da İsrail'in savaşı yeniden başlatması yönündeki sürekli baskısının bazı ABD'li yetkilileri rahatsız ettiğini yazdı. Haberde, yeni çatışmaların Pentagon mühimmat stokları üzerindeki baskıyı artıracağı kaydedildi.
CSIS'in nisan ayında yayımladığı başka bir değerlendirmeye göre İran'ın savaş sırasında kullandığı füze ve insansız hava araçları, ABD'ye ait 2,3 milyar ila 2,8 milyar dolar değerindeki askeri ekipmanı imha etti. Bu durum da Washington'ın azalan askeri envanteri üzerinde ek baskı yarattı.
Trump, İran'ın füze kapasitesinin "büyük ölçüde yok edildiğini" söylemişti. Ancak ABD istihbarat değerlendirmeleri, Tahran'ın savaş öncesi füze stokunun yaklaşık yüzde 70'ini hâlâ koruduğunu gösteriyor.
Aşur, bu nedenle İran savaşının ABD'nin zayıf olduğunu göstermediğini, ancak İran'ın dayanıklılığını ortaya koyduğunu belirtti.
Profesör, "[İran] çok alanlı direniş yürütme kapasitesine sahip. Ayrıca 21 bin saldırıya ve sürekli lider kadro hedef almalarına rağmen çökmeden ayakta kalabildi. Çok az devlet ve rejim bunu söyleyebilir" dedi.
CSIS'in nisan ayındaki raporuna göre ABD'nin gelecekteki savaşlar için mühimmat stoklarını yeniden oluşturması yıllar sürebilir. Kuruluş, savaş boyunca yoğun kullanılan yedi kritik mühimmat türünde savaş öncesi seviyelere dönüşün bir ila dört yıl alacağını kaydetti.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü analisti Albert Vidal Ribe, üretim süreçlerini uzun teslim süreleri, tedarik zinciri darboğazları, iş gücü eksikliği ve hammadde erişimindeki sorunların yavaşlattığını yazdı.
Arteaga, bunun yalnızca ABD için değil, İran'ın misilleme saldırılarına karşı Amerikan yapımı savunma sistemlerine dayanan Körfez ülkeleri için de sorun yarattığını söyledi.
Uzman, bu sistemlere yönelik güvenin büyük ölçüde sürdüğünü çünkü savaş sırasında etkili olduklarının görüldüğünü belirtti. Ancak Körfez ülkelerinin aynı zamanda ABD mühimmat stoklarındaki azalmanın savaşın yeniden başlaması halinde kendilerini daha kırılgan hale getirebileceğinin farkında olduğunu söyledi.
Ribe'ye göre Trump'ın ikinci yönetimi üretimi artırmaya çalıştı. Ancak Kovid-19 salgını döneminden kalan tedarik zinciri sorunları ile yüksek enflasyon ve enerji maliyetleri nedeniyle üretim artışı beklendiği kadar hızlı gerçekleşmedi.
Arteaga durumu, "Amerikan fabrikaları üretim hatlarını artırıyor ancak tüketilen miktarı aynı ölçüde karşılayamıyor" sözleriyle özetledi.
Trump da ABD'li silah üreticilerinin mühimmat üretim hızından birçok kez rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.
Washington Post, özellikle Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere Asya'daki ABD müttefiklerinin de Amerikan önleme füzelerindeki azalmadan kaygı duyduğunu yazdı. Haberde bu ülkelerin Washington'ı Kuzey Kore ve Çin kaynaklı tehditlere karşı caydırıcılığın temel unsuru olarak gördüğü belirtildi.
Aşur, "İran savaşı, Hint-Pasifik bölgesindeki stratejik planlamacıların kaygı duyacağı tam türden bir senaryo. Çünkü bu bölgesel harekat, Çin'le olası çatışmada da gerekli olacak aynı hassas saldırı ve füze savunma envanterini tüketiyor" dedi.
CSIS, azalan mühimmat stoklarının Ukrayna'ya Patriot, THAAD ve Precision Strike Missile sevkiyatlarını da etkileyeceğini belirtti.
Aşur'a göre İran savaşı, ABD'nin yapısal dengesizliğini de görünür hale getirdi.
Profesör, "ABD ordusu yüksek yoğunluklu ateş gücünü, savunma sanayi altyapısının yeniden üretebileceğinden daha hızlı tüketebiliyor" dedi.
Aşur, sorunun yalnızca mali kaynak olmadığını söyledi. Üretim hatları, motor üretimi, nitelikli iş gücü ve nadir toprak elementleri gibi başlıkların yalnızca para harcanarak çözülemeyeceğini belirtti.
Profesör, "ABD hâlâ küresel erişime sahip. Ancak sınırsız cephane derinliğine sahip değil" ifadelerini kullandı.