
YDH - Avrupa Birliği, birliğe yeni katılacak ülkelere dış politika ve vergilendirme dahil olmak üzere kritik kararlarda geçici olarak veto hakkı tanımama seçeneğini değerlendiriyor.
İngiliz gazetesi The Guardian’ın dört farklı kaynağa dayandırdığı habere göre bu arayış, Macaristan’ın önceki dönemlerde uyguladığı veto politikalarının yarattığı tıkanıklıkların ardından bir güvenlik önlemi olarak gündeme geldi.
Avrupa Birliği içerisinde daha önce Macaristan hükümeti, bloğun aldığı birçok önemli kararı veto ederek süreci sekteye uğratmıştı.
Bu durumun en somut örneklerinden biri, Ukrayna için planlanan 90 milyar euroluk kredi paketinin onaylanma süreci sırasında yaşandı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bir Avrupalı diplomat, veto hakkının ertelenmesini, AB’nin genişleme sürecindeki zorluklara karşı geliştirilen "yaratıcı düşünce" mekanizmalarının bir parçası olarak tanımladı.
Bir diğer diplomat ise, genişleme sürecinin hem aday ülkeler hem de Avrupa Birliği için faydalı olmasını sağlamak amacıyla yeni yöntemlerin tartışıldığını ifade etti.
Avrupa Komisyonu’nun mevcut planlarına göre, Moldova ve Batı Balkan ülkeleri gibi potansiyel üyelerin, oy birliği gerektiren kararları otomatik olarak engelleme hakkına sahip olmaması öngörülüyor. Bu tartışma, 2028 yılına kadar birliğin 28. üyesi olmayı hedefleyen Karadağ özelinde büyük bir önem taşıyor.
Avrupa Konseyi Dış İlişkiler (ECFR) bünyesinde kıdemli araştırmacı olan Engjellushe Morina, veto hakkına getirilecek geçici yasağın Karadağ’ın katılım anlaşmasına dahil edilebileceğini ve bu durumun diğer aday ülkeler için bir model oluşturabileceğini belirtti.
Morina, bu girişimin, birliğe katıldıktan sonra "Rusya yanlısı" bir yönetimin seçilmesi gibi durumlarda yeni üye devletlerin politikalarını ani bir şekilde değiştirmesini engellemek adına tasarlandığını vurguladı.
Almanya, Avrupa Birliği içindeki veto sisteminin kaldırılmasına yönelik reform çalışmalarına öncülük ediyor; Berlin yönetimi, mevcut yapının karar alma süreçlerini çıkmaza sokmasından endişe duyuyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçtiğimiz hafta AB liderlerine gönderdiği mektupta, genişlemeyi "jeopolitik bir zorunluluk" olarak nitelendirdi ve Batı Balkan ülkelerinin katılımını hızlandırmak için yenilikçi çözümler üretilmesi çağrısında bulundu.
Merz, Ukrayna için "ilişkili üyelik" statüsü önerisinde bulunsa da, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski bu fikri reddederek Ukrayna’nın tam ve eşit bir üyelik hakkına sahip olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte Financial Times’ın aktardığı bilgilere göre, Fransa hükümeti Ukrayna için "entegre devlet statüsü" olarak adlandırılan farklı bir ara formül öneriyor.
Bu plana göre, Ukrayna’nın resmi katılımına kadar tarımsal sübvansiyonlara ve birliğin finansman kaynaklarına erişiminin kısıtlanması öngörülüyor. Hem Fransa hem de Almanya, bu önerilerin Ukrayna’nın tam üyeliğine alternatif olmadığını vurguluyor.
Avrupa Komisyonu, Şubat 2026’da Ukrayna’nın katılım sürecini 2027 yılına kadar tamamlamayı hedefleyen "tersine genişleme" modelini önermişti.
Söz konusu model, Ukrayna’nın önce tam üyeliğinin sağlanmasını, ardından hakların genişletilerek entegrasyonun derinleştirilmesini içeriyordu.