ABD sonrası Ortadoğu: Eski düzenin sonu, yeni dengelerin doğuşu

27 Mayıs 2026

Prof. Dr. Hasan Ünal ve araştırmacı yazar Alptekin Dursunoğlu, Harici platformunun "Stratejik Pusula" adlı programında, küresel hegemonya çağının bittiğini ve Ortadoğu'nun kendi dengelerini yeniden kurma sürecine girdiğini deşifre etti.

YDH- Prof. Dr. Hasan Ünal ve araştırmacı yazar Alptekin Dursunoğlu, Harici'nin "Stratejik Pusula" programında,  ABD ile İran arasında gündeme gelen "mutabakat zaptı" üzerinden Ortadoğu'da yeni bir dönemin başladığını ilan etti.

Prof. Dr. Ünal, söz konusu mutabakatı "soğuk bir barış" olarak tanımlarken, anlaşmanın nükleer ve bölgesel vekil güçler gibi İran'ın temel güvenlik parametrelerini dışarıda bırakmasını stratejik bir esneme olarak okudu.

Alptekin Dursunoğlu ise İran iç siyasetindeki direnişçilerin bu sürece dair şüphelerini dile getirerek, Batı ile yapılan müzakerelerin ancak sahada somut askeri maliyetler ödettirildikten sonra anlam kazandığını belirtti.

İkili, ABD'nin "anlaşma özürlüsü" bir yapıya sahip olduğunu ve başarısız olduğu savaşlarda diplomasiyi "teslimiyet aracı" olarak kullandığını vurguladı.

Özellikle Bender Abbas’taki askeri çatışmalar ile diplomatik masanın kronolojik çelişkisine dikkat çeken konuşmacılar, Batı medyasının bölgedeki operasyonel başarısızlıkları örtmek için yapay zeka destekli manipülatif görseller kullandığını ifade etti.

Dursunoğlu, İran'ın askeri anlamda bir "tırmandırma hakimiyeti" kurduğunu ancak bunu bir stratejik iletişim zaferine dönüştürmekte zorlandığını savundu.

Prof. Ünal, İsrail işgal rejiminin ise bu kırılgan ateşkesi bozmak için Lübnan cephesini bir sabotaj aracı olarak kullandığını, ancak İsrail'in askeri kapasitesinin bölgeyi domine etmeye yetmeyeceğini ifade etti.

İkili, bölge dışı güçlerin yerleşik prestijinin ve askeri varlığının geri dönülemez bir şekilde çöktüğünü, geleceğin "Amerikasız ve İsrailsiz bir kolektif güvenlik mimarisi" üzerine kurulacağını öngördü.

Dursunoğlu, İran'ın "zafer sarhoşluğuna" kapılmadan bölgesel bütünleşmeye odaklanması gerektiğini belirtirken, Ünal bu noktada Türkiye'nin Avrupa Birliği hatalarından arındırılmış ekonomik bir entegrasyon modelinin başrolü oynayabileceğini ekledi.

Yunanistan ve Kıbrıs yönetimine de İsrail'in askeri zayıflığı üzerinden stratejik bir uyarıda bulunan konuşmacılar, programı "bölgenin kendi kaderini tayin edeceği" mesajıyla sonlandırdı.

İkili, İsrail’in mevcut fanatizminin bölgedeki jeopolitik realiteyle örtüşmediğini ve bu tür maceracı politikaların İsrail'in varlığını tehlikeye attığını savundu.

İran'ın müzakere masasında perişan bir görüntü vermemesini devlet aklının bir göstergesi olarak değerlendiren konuklar, bölgede artık "yerel kolektif güvenliğin" tek çözüm yolu olduğu konusunda uzlaştı.