Responsible Statecraft: Netanyahu Lübnan’ı siyasi can simidi yaptı

29 Mayıs 2026

Analist Elfadil İbrahim, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun siyasi çıkmazdan kurtulmak ve ABD-İran uzlaşısını baskılamak için Lübnan’daki gerilimi tırmandırdığını belirtti.

YDH- Ortadoğu ve Afrika analisti Elfadil İbrahim, Responsible Statecraft mecrasında kaleme aldığı analizinde, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun hem iç siyasetteki varlığını korumak hem de bölgedeki diplomatik izolasyonunu kırmak için Lübnan’ı stratejik bir koz olarak kullandığını öne sürüyor.

İbrahim, Netanyahu’nun mevcut hareket tarzını "köşeye sıkışmış bir liderin hayatta kalma çabası" olarak nitelendiriyor.

Yazar, ABD ile İran arasında gelişen uzlaşı sürecinin Netanyahu için siyasi bir felaket anlamına geldiğine dikkat çekiyor.

İbrahim’e göre, İsrail’in oyun dışı bırakıldığı bir barış zemininde Netanyahu’nun siyasi geleceğini sürdürmesi imkânsız görünürken, analist durumu şu sözlerle özetliyor: 

"Netanyahu’nun içinde bulunduğu çıkmaz daha da belirginleşiyor. İran’ın kapasitesini zayıflatan ancak Tahran’ı dize getiremeyen bir savaş başlattı. Çatışmanın sonucuna ilişkin müzakerelerin dışında bırakıldı ve şimdi Eylül ayı kadar erken bir tarihte sandık başına gitmesi beklenen bir seçmen kitlesiyle karşı karşıya."

Koalisyonun "maksimalist" baskısı

Analize göre Netanyahu, kabinesindeki aşırı sağcı isimler Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’in ideolojik baskısı altında hareket ediyor.

Bu isimlerin sadece koalisyon ortağı olmadığını, aynı zamanda Netanyahu’nun başbakanlık yolunu açan "maksimalist" figürler olduğunu belirten İbrahim, hükümetin içine düştüğü kırılgan durumu şöyle aktarıyor:

• Siyasi kriz: Ultra-ortodoks Yahudilerin askerlik muafiyetinin kaldırılması sonrası koalisyonun güven kaybı yaşadığı ve hükümetin düşme riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulanıyor.

• Seçim baskısı: Muhalefetin "Birlikte" (Beyachad) çatısı altında birleşmesi ve Netanyahu’yu doğrudan hedef alan seçim vaatleri, Başbakan’ı daha radikal adımlar atmaya zorluyor.

• Lübnan’ın rolü: Netanyahu’nun Lübnan’daki saldırıları yoğunlaştırması, hem aşırı sağcı ortaklarına "İsrail öncelikli" bir duruş sergilediği mesajını veriyor hem de ABD-İran görüşmelerine karşı örtülü bir "veto" aracı işlevi görüyor.

Diplomasiyi "havaya uçurma" riski

İbrahim, İsrail’in İran ile yapılacak olası bir anlaşmaya "Lübnan’da harekat özgürlüğü" maddesini dahil ettirmek için bastırdığını ifade ediyor.

Yazar, bu stratejinin temel amacının Washington’a veya Tahran’a diz çöktürmekten ziyade, müzakere masasında bir taviz koparmak ya da anlaşmayı bütünüyle çıkmaza sokmak olduğunu belirtiyor.

Analist, Netanyahu’nun kişisel siyasi bekasını devlet politikalarının önüne koyduğunu şu ifadelerle destekliyor: 

"Amaçlanan mesaj nettir: Washington ile Tahran arasında ne imzalanırsa imzalansın, siyasi kimliğini 'Bay Güvenlik' olmak üzerine inşa eden adam, İsrail’in sınırları üzerindeki harekat özgürlüğünün başkaları tarafından pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyecektir."

Sonuç olarak İbrahim, Lübnan’ın bu süreçte sadece askeri bir saha değil, Netanyahu’nun hem Washington’a hem de kendi kamuoyuna sesini duyurmak için kullandığı tehlikeli bir pazarlık masasına dönüştüğü uyarısında bulunuyor.