
YDH- Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) yeni raporuna göre, ABD İran'la 39 gün süren savaş sırasında o kadar çok kritik saldırı ve savunma mühimmatı kullandı ki, bazı stokların savaş öncesi seviyelere yeniden ulaşması üç yıl veya daha uzun sürebilir.
Amerikan savunma ve teknoloji odaklı yayın kuruluşu The War Zone’a (TWZ) göre, Mark F. Cancian ve Chris H. Park tarafından hazırlanan rapor, kritik mühimmatların hızla tükenmesine ve bunun Çin’e karşı olası gelecekteki bir çatışmayı nasıl etkileyebileceğine ilişkin Amerikan kamuoyundaki “kaygılara” dikkat çekiyor.
ABD askeri liderleri, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) 2027 yılına kadar Tayvan’ı işgal edecek kadar kendine güvenebileceği bir konuma ulaşabileceğini öne sürüyor.
TWZ, ABD’nin mühimmat stoklarına ilişkin “uyarı ışığının” “Destansı Öfke Operasyonu”ndan çok önce yanıp sönmeye başladığını kaydetti.
Özellikle Standard Missile-3 (SM-3) ve THAAD önleyici füze stoklarının, Ensarullah’la Kızıldeniz bölgesinde bir yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar ve “İsrail’i savunmaya yönelik çeşitli girişimler” nedeniyle “ciddi şekilde” azaldığı belirtildi.
Bu arada ABD’nin Ukrayna’ya verdiği desteğin de Patriot hava savunma önleyici füze stoklarını tükettiği kaydedildi.
CSIS raporundaki mühimmat kullanım rakamlarının yalnızca “Destansı Öfke Operasyonu”nu kapsadığı, ABD’nin Ortadoğu’daki önceki angajmanlarını içermediği ifade edildi.
CSIS’e göre, ABD envanterindeki “en büyük kayıp” Tomahawk Kara Saldırı Seyir Füzeleri (TLAM) ile THAAD ve Patriot önleyici füzelerinin kullanımında yaşandı.
Düşünce kuruluşunun mühimmat kullanım rakamlarını kurum içi bir analizden elde ettiği belirtildi.
Tomahawk füzeleri
Tomahawk füzelerinin tam stok miktarı gizli tutuluyor. Ancak CSIS araştırmacıları, 28 Şubat’ta “Destansı Öfke Operasyonu” başlamadan önce ABD’nin yaklaşık 3 bin 100 Tomahawk Kara Saldırı Seyir Füzesi’ne (TLAM) sahip olduğunu hesapladı.
CSIS, tahminlerini 2027 Mali Yılı Pentagon bütçe belgelerine dayandırdığını belirtti.
CSIS’e göre, ABD güçleri çatışma sırasında İran’a 1.000’den fazla TLAM fırlattı. Bu miktarın, düşünce kuruluşunun değerlendirmesine göre toplam envanterin yaklaşık “üçte birine” karşılık geldiği ifade edildi.
Bu stokların yeniden doldurulmasının zaman alacağı belirtildi.
CSIS, Tomahawk tedarikinin “son 10 mali yılda (2015–2026) ortalama 86 füze seviyesinde gerçekleştiğini ve siparişlerin büyük bölümünün Donanma’dan geldiğini” kaydetti.
Füzeleri üreten RTX Corporation’ın yılda 1.000’den fazla Tomahawk üretme kapasitesine ulaşmayı hedeflediği belirtildi. Ancak düşünce kuruluşuna göre, “geçmişte verilen düşük sayıdaki siparişler nedeniyle son yıllık üretim oranı 200’ün altında kaldı.”
CSIS, “Mevcut siparişler İran savaşı sırasında kullanılan 1.000’den fazla Tomahawk’ın yerine yenilerini koymaya başlayacak, ancak envanterleri savaş öncesi seviyelere tamamen geri getirmeye yetmeyecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca Japonya, Avustralya ve Hollanda’ya yapılması planlanan yaklaşık 800 füzelik yabancı askeri satışların da dikkate alınması gereken bir diğer unsur olduğu ifade edildi.
THAAD
CSIS, savaş başlamadan önce ABD’nin yaklaşık 400 adet THAAD önleme füzesine sahip olduğunu ve savaş sırasında Amerikan ve “müttefik çıkarlarını” korumak amacıyla bunların “190 ila 290’unun” kullanıldığını tahmin etti.
The Washington Post gazetesine göre ise bunların “yaklaşık 200’ü özellikle İsrail’in savunulmasında kullanıldı.”
CSIS, “Kara Kuvvetleri 2027 mali yılı için 857 THAAD önleme füzesi talep etti” ifadelerini kullandı. Düşünce kuruluşu, “Teslimatların 2029’un ortalarında başlamasının öngörüldüğünü ve İran savaşı sırasında kullanılan mühimmatın yerine konulmasının 2029 takvim yılının sonunda tamamlanacağını” belirtti.
Raporda, bütçe belgelerindeki teslimat takvimlerinin “THAAD üretiminin mevcut acil üretim temposuyla yılda 96 önleme füzesi seviyesinde sürdüğünü gösterdiği” belirtildi.
Lockheed Martin’in ise ek tesisler ve üretim ekipmanlarıyla kapasiteyi yılda 400 önleme füzesine çıkarmayı planladığı ifade edildi.
Raporda, bunun hem ABD’nin büyük tedarik siparişlerini hem de müttefik ülkelerin taleplerini karşılamak için gerekli bir artış olduğu kaydedildi.
THAAD önleme füzesi stokları üzerindeki baskının, İsrail ile İran arasında geçen yıl yaşanan “12 Günlük Savaş” sırasında da gündeme geldiği belirtildi.
O dönemde çıkan haberlerde, ABD Kara Kuvvetleri’nin İsrail’i korumak amacıyla yaklaşık 150 THAAD füzesi kullandığının öne sürüldüğü hatırlatıldı.
PATRIOT
CSIS’e göre, savaşın başlangıcında ABD envanterinde yaklaşık 2 bin 500 Patriot önleme füzesi bulunuyordu. Ancak rapora eşlik eden tabloda hangi Patriot varyantlarının kastedildiği belirtilmedi.
Çatışmalar sırasında ise 1.060 ila 1.430 arasında Patriot füzesinin kullanıldığı tahmin edildi. Bu rakamın hangi sistemleri kapsadığı net olarak bilinmese de, İran’la son çatışmalarda PAC-2 ve PAC-3 serisi önleme füzelerinin kullanıldığı biliniyor.
CSIS, halen üretimi süren PAC-3 MSE önleme füzelerinin yıllık üretim kapasitesinin yaklaşık 650 adet seviyesinde olduğunu öne sürdü. Raporda, üretilen füzelerin yarısının ABD’ye teslim edildiği, geri kalan kısmının ise müttefik ülkelere ve ortaklara gönderildiği belirtildi.
Ocak ayında Pentagon ile imzalanan sözleşme kapsamında Lockheed Martin, Patriot füzesinin yıllık üretimini 2 bine çıkarmayı taahhüt etti.
CSIS, “ABD’nin son on yıldaki yıllık tedarik ortalaması 225 füze olduğu için, önceki yıllardan gelen teslimatlar harcanan mühimmatın tamamını karşılamaya yetmeyecek” uyarısında bulundu.
Düşünce kuruluşu, bunun için ABD’nin Kara Kuvvetleri’nin 2027 mali yılı bütçesinde talep ettiği 3 bin 203 Patriot füzesinin teslimatını beklemek zorunda kalacağını belirtti. Bu teslimatların Mayıs 2029’da başlamasının öngörüldüğü ifade edildi.
Daha önce de belirtildiği gibi, ABD’nin kendi kullanımı, Ukrayna’ya yaptığı sevkiyatlar ve yaklaşık 20 ülkeye verdiği taahhütler nedeniyle Patriot önleme füzelerinin tedariki konusunda uzun süredir “endişeler” bulunuyor. Buna rağmen Pentagon’un, elindeki stokların yeterli seviyede olduğunu savunmayı sürdürdüğü kaydedildi.
SM-3 ve SM-6
CSIS’e göre, “Destansı Öfke Operasyonu” öncesinde ABD Donanması’nın uzayda balistik füze önleme kapasitesine sahip yaklaşık 400 adet SM-3 füzesine sahip olduğu ve bunların yaklaşık “250’den fazlasının” kullanıldığı tahmin edildi.
Raporda ayrıca, hem hava soluyan hedefleri hem de balistik füzeleri önleyebilen, ayrıca kara ve deniz hedeflerine saldırı kapasitesine sahip yaklaşık 1.250 adet SM-6 füzesinin envanterde bulunduğu belirtildi. Çatışmalar sırasında bu füzelerden 190 ila 370 arasında bir sayının ateşlendiği ifade edildi.
CSIS, bu mühimmat stoklarının savaş öncesi seviyelere yeniden çıkarılmasının yaklaşık “iki yıl” süreceğini tahmin etti.
Düşünce kuruluşu, “Her iki füzenin de üretim süresi oldukça uzun” değerlendirmesinde bulundu. Raporda, Füze Savunma Ajansı ile ABD Donanması’nın 2027 mali yılı bütçesinde 78 adet SM-3 Block IB, 136 adet SM-3 Block IIA ve 540 adet SM-6 talep ettiği belirtildi.
CSIS’e göre, Kongre’nin bütçe onayını vermesinin ardından bu siparişlerin teslimatlarının başlaması 36 ila 39 ay sürecek.
Raporda ayrıca, “Önceki siparişlerin düşük miktarda olması nedeniyle, çatışmalarda kullanım görece sınırlı kalsa da stokların savaş öncesi seviyelere dönmesi 2029’un başını bulacak” ifadelerine yer verildi.
Daha önce yayımlanan değerlendirmelerde, özellikle SM-3 stoklarının yeterliliğine ilişkin kaygıların, bu füzenin ilk kez Nisan 2024’te İran’ın İsrail’e yönelik geniş çaplı füze ve İHA misillemesinde kullanılmasının ardından ciddi biçimde arttığı belirtilmişti.
SM-3 füzelerinin söz konusu saldırıda “oldukça başarılı” performans göstermesi üzerine, ABD Donanması’nın en üst düzey yetkilisinin Mayıs 2024’te üretimin artırılması çağrısında bulunduğu kaydedildi. Bu çağrının, bazı varyantların üretiminin daha önce azaltılmış olmasına rağmen yapıldığı vurgulandı.
O dönemde Pentagon’a bağlı Füze Savunma Ajansı’nın, SM-3 Block IB varyantlarının tedarikini 2024 sonuna kadar durdurmayı ve takip modeli olan Block IIA alımlarını 2029 mali yılına kadar yılda yalnızca 12 adetle sınırlamayı planladığı ifade edildi.
Ekim 2023’ten 2025’in başlarına kadar Ensarullah’a karşı yürütülen savaşın da hem SM-3 hem de SM-6 stokları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.
Ayrıca, söz konusu “12 Günlük Savaş” sırasında “İsrail’in savunulması amacıyla” yaklaşık 80 adet SM-6 füzesinin daha kullanıldığı ve bunun stokları “daha da azalttığı” kaydedildi.
JASSM füzeleri
Savaş öncesinde ABD envanterinde 4 binden fazla düşük görünürlüklü havadan karaya “Joint Air-to-Surface Standoff Missile” (JASSM) bulunduğu tahmin edilirken, ABD uçaklarının çatışmalar sırasında bunlardan 1.100’den fazlasını kullandığı belirtildi.
Ancak CSIS raporunda, yoğun kullanıma rağmen “son dönemde verilen büyük siparişlerin teslimatlarının devam ettiği” ve bu nedenle stokların diğer bazı mühimmat türlerine kıyasla daha hızlı toparlanabileceği ifade edildi.
Düşünce kuruluşu, “ABD kuvvetleri bu operasyona önemli büyüklükte bir JASSM envanteriyle başladı” değerlendirmesinde bulundu.
Raporda, ABD Hava Kuvvetleri’nin 2000’li yıllardan bu yana bu uzun menzilli seyir füzelerinden büyük miktarlarda tedarik ettiği, son on yılda yıllık ortalama yaklaşık 500 adet satın aldığı belirtildi.
CSIS’e göre, mevcut üretim kapasitesi diğer bazı mühimmat türlerinin aksine zaten “yüksek üretim temposu” seviyesine ulaşmış durumda. Ayrıca JASSM’lerin operasyonlarda ilk kez 2018’de kullanılmaya başlanmasının da stokların nispeten yüksek kalmasına katkı sağladığı ifade edildi.
Raporda, “1.100’den fazla JASSM kullanılmasına rağmen, geçmiş siparişlerin teslim edilmesiyle ABD stokları görece hızlı şekilde toparlanacaktır” denildi.
PrSM füzeleri
Karadan fırlatılan Precision Strike Missile (PrSM), ABD Kara Kuvvetleri’nin ATACMS taktik balistik füze sisteminin daha uzun menzilli yeni nesil halefi olarak tanımlanıyor. Bu füzenin “Destansı Öfke Operasyonu” sırasında ilk kez kullanıldığı belirtildi.
CSIS, PrSM stoklarının sınırlı olduğuna dikkat çekerek, sistemin “nispeten yeni bir platform olması ve teslimatların ancak 2023’te başlaması” nedeniyle savaş öncesinde envanterde 100’den az füze bulunduğunu tahmin etti.
Düşünce kuruluşuna göre, çatışmalar sırasında bu füzelerden 40 ila 70 arasında bir sayı kullanıldı.
Raporda, Lockheed Martin şirketinin PrSM üretimini artırdığı ve geçen yıl yıllık 400 adetlik üretim hedefi belirlediği ifade edildi. Ayrıca Trump yönetimiyle yapılan çerçeve anlaşması kapsamında üretim kapasitesinin daha da artırılacağının duyurulduğu kaydedildi.
CSIS raporuna ilişkin soruları yanıtlayan Pentagon ise mühimmat stoklarına dair kaygı taşımadığı mesajını verdi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, TWZ’ye yaptığı açıklamada, “Amerika’nın ordusu dünyanın en güçlü ordusudur ve başkanın belirleyeceği zaman ve yerde görevlerini yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu her şeye sahiptir” dedi.
Parnell, “ABD ordusunun halkımızı ve çıkarlarımızı koruyacak geniş bir kabiliyet envanterine sahip olmasını sağlarken, farklı muharip komutanlık bölgelerinde birçok başarılı operasyon yürüttük” ifadelerini kullandı.
Buna karşın haberde, “Destansı Öfke Operasyonu”nda yoğun mühimmat kullanımının mevcut stoklar üzerinde “zincirleme etkiler” yarattığı belirtildi.
Geçen hafta ABD Donanması Geçici Bakanı Hung Cao, Senato’da yaptığı açıklamada İran savaşı nedeniyle ABD’nin Tayvan’a yönelik bazı silah satışlarını “duraklattığını” söyledi.
Cao, Senatör Mitch McConnell’e hitaben, “Şu anda Destansı Öfke için ihtiyaç duyduğumuz mühimmatın elimizde bulunduğundan emin olmak amacıyla bir duraklatma uyguluyoruz.” dedi.
Haberde ayrıca, ABD’nin daha önce Patriot sistemleri ve diğer bazı silahların Ukrayna’ya sevkiyatını kendi stoklarına ilişkin kaygılar nedeniyle askıya almasının, Washington’un silah tedarikçisi olarak güvenilirliğine zarar verdiği belirtildi.
Benzer şekilde, diğer müttefik ülkelere yönelik teslimatlarda da gecikmelerin ve yavaşlamaların yaşandığı kaydedildi.
CSIS, Başkan’ın 2027 mali yılı için hazırladığı 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesinin “mühimmat stok derinliğine ilişkin kaygıları yansıttığını” belirtti.
Raporda, ABD Savunma Bakanlığı’nın Destansı Öfke Operasyonu”nda kullanılan mühimmatları yeniden yerine koymak ve savaş öncesi seviyelerin üzerine çıkarmak amacıyla ek mühimmat fonları içeren bir savaş bütçesi talep etmesinin beklendiği ifade edildi.
Ayrıca yönetimin, mühimmat üretim kapasitesini artırmak amacıyla savunma sanayii şirketleriyle bir dizi çerçeve anlaşması imzaladığı ve bunun gelecekte teslimat süreçlerini hızlandırabileceği kaydedildi.
Haberde, dünya genelinde artan gerilimlerin, üretim hızının artırılmasının bile kısa vadeli ihtiyaçları karşılamak için yeterli olup olmayacağı sorusunu gündeme getirdiği belirtildi.
Daha önce de dile getirildiği gibi, Çin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde Tayvan konusunda harekete geçebileceğine dair kaygılar bulunduğu ve böyle bir çatışmanın ABD’yi de içine çekebileceği ifade edildi. Ayrıca, Pasifik bölgesindeki diğer gerilim noktalarının da Çin ile olası bir çatışmayı tetikleyebileceği kaydedildi.
Bunun yanı sıra Kuzey Kore’nin askeri kapasitesini artırmayı sürdürmesinin de tehdit algısını canlı tuttuğu belirtildi. Öte yandan Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın Avrupa geneline yayılabileceğine dair “endişelerin” bulunduğu ifade edildi.
Raporda, bu senaryoların herhangi birinin — ya da henüz öngörülmeyen başka krizlerin — ABD’nin yeni bir savaşa girmesi halinde mühimmat stoklarını “daha da azaltabileceği” vurgulandı.
Haberde ayrıca, ABD ile İran arasında çatışmaların yeniden başlaması durumunda söz konusu mühimmatların “daha fazlasının” kullanılabileceği ihtimalinin tamamen göz ardı edilemeyeceği belirtildi.
Nitekim bir ABD’li yetkili, bir gece önce CENTCOM’un dört İran İHA’sını düşürdüğünü ve Bener Abbas’ta beşinci bir İHA’yı fırlatmaya hazırlanan bir yer kontrol istasyonunu hedef aldığını aktardı.
TWZ’ye göre, “kırılgan ateşkesin zaman zaman yaşanan askeri çatışmalarla zedelenmesi ve barış müzakerelerinin tıkanmış şekilde sürmesi nedeniyle, ABD’nin silah stoklarında yeni bir tükenme riski hâlâ ciddi bir olasılık olmaya devam ediyor.”