Fransa, AB için yeni bir nükleer caydırıcılık planı hazırlıyor

30 Mayıs 2026

Fransa'nın Avrupa Birliği için önerdiği nükleer caydırıcılık planının, nükleer silahların kalıcı olarak konuşlandırılmasını ve NATO benzeri bir işbirliği modelini dışladığı bildirildi.

YDH - Fransa'nın Avrupa genelinde uygulamayı önerdiği nükleer caydırıcılık planının detayları netleşiyor. Spiegel dergisinin Fransız resmi kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Paris'in teklif ettiği nükleer caydırıcılık planı, Avrupa topraklarında nükleer silahların kalıcı olarak konuşlandırılmasını öngörmüyor.

Haberde, kalıcı bir yerleşim yerine, nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip savaş uçaklarının müttefik ülkelerin hava sahasını seçici olarak kullanmasının daha olası bir seçenek olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Derginin ulaştığı bilgilere göre, Fransa'nın girişimi NATO bünyesinde uygulanan nükleer işbirliği modelini de kapsamıyor. NATO modelinde, ABD'ye ait taktik nükleer silahların taşınmasından örneğin Alman savaş uçakları sorumlu tutulurken, bu silahların kullanımına ilişkin nihai karar yalnızca ABD Başkanı tarafından verilebiliyor.

NATO'nun nükleer işbirliği, kolektif güvenlik ve nükleer silahların ortak kullanımı ilkelerine dayanıyor. Bu yapı, ABD'ye ait nükleer envanterin Avrupa'daki üslerde konuşlandırılmasını ve nükleer güce sahip olmayan ittifak üyesi ülkelerin, genel kontrol altındaki nükleer caydırıcılık misyonlarına katılımını düzenliyor.

Avrupa ülkeleri arasında nükleer silah sahibi devlet statüsünde yalnızca Fransa ile Avrupa Birliği'nden ayrılan Birleşik Krallık bulunuyor.

Bu iki ülkenin nükleer silahlara sahip olma hakkı, 1968 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) ile yasal güvence altında tutuluyor.

Fransız kaynaklar, nükleer caydırıcılık kapsamında daha olası senaryonun, Fransız savaş uçaklarının müttefik ülkelerin hava sahalarını, üslerini ve havada yakıt ikmali imkanlarını seçici olarak kullanması ile geçici konuşlandırmalar yapması olduğunu ifade etti.

Fransa, 2025 yılının sonbaharında yaşanan insansız hava aracı ihlallerinin ardından Polonya'ya nükleer silah taşıma kapasiteli Rafale savaş uçakları göndermişti. Spiegel bu adımı Polonya hava sahası ihlallerinin ardından "Rusya'ya verilmiş bir mesaj" olarak yorumlarken, Moskova yönetimi o dönemde düşürülen dronların Rus menşeli olduğuna dair Polonya tarafınca sunulmuş bir kanıt bulunmadığını açıklamıştı.

İlk temaslar Paris'te başladı

Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in güvenlik danışmanı Günter Sautter, nükleer projeye ilişkin ilk tur görüşmeler için 27 Mayıs Çarşamba günü Paris'i ziyaret etti.

Diğer Avrupa ülkelerinin de temsil edildiği bu ilk toplantının ardından, Fransız ve Alman yetkililerin yaz başlarında yeniden bir araya gelmesi planlanıyor.

Spiegel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un müzakere davetini kabul eden ülkelerin henüz sürecin başında olduğuna dikkat çekti. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Störe de hafta içinde yaptığı açıklamada, Paris'in "Fransa'ya ait nükleer silahların Avrupa güvenliğini nasıl tahkim edebileceğini daha ayrıntılı şekilde tartışması gerektiğini" belirtti.

Bulletin of the Atomic Scientists dergisinin verilerine göre Fransa, cephaneliğini genişletme kararı almadan önce yaklaşık 290 nükleer başlığa sahipti.

Buna karşılık ABD'nin yaklaşık 3 bin 700, Rusya'nın ise yaklaşık 4 bin 400 nükleer başlığı bulunuyor. Fransa'nın nükleer caydırıcılık omurgasını, her biri 10 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip 16 adet M51 füzesi taşıyabilen Triomphant sınıfı dört adet nükleer denizaltı oluşturuyor.

Ayrıca ülkenin envanterinde üç ayrı üste konuşlandırılmış nükleer füze kapasiteli Rafale savaş uçakları ve Charles de Gaulle uçak gemisi yer alıyor.

Macron, mart ayının başında Fransa'nın nükleer başlık sayısının artırılması talimatını vermiş ve ülkenin elindeki nükleer başlık miktarına ilişkin bilgilerin artık kamuoyuyla paylaşılmayacağını açıklamıştı.

Almanya eylül ayındaki tatbikata gözlemci olarak katılıyor

Spiegel'in aktardığına göre, Macron ve Merz tarafından kurulan koordinasyon grubu ortak askeri tatbikatlar gerçekleştirmeyi de planlıyor.

Bu kapsamda Alman Federal Ordusunun (Bundeswehr), Fransa'nın nükleer tatbikatlarının konvansiyonel bölümlerine katılmasına ve nükleer tesislere ziyaretler gerçekleştirmesine izin verilecek.

Almanya'nın, bu yılın eylül ayında düzenlenecek olan "Poker" adlı tatbikata ilk kez gözlemci sıfatıyla katılması bekleniyor. Gelecekte ise Bundeswehr'in, doğrudan nükleer silahlarla ilişkili olmayan ancak destek niteliği taşıyan savaş uçağı refakati veya havada yakıt ikmali gibi alanlarda katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

Buna karşın Berlin, "Fransız nükleer şemsiyesini" ancak Almanya'nın daha fazla nüfuz sahibi olduğu NATO bünyesindeki ABD caydırıcılığının bir tamamlayıcısı olarak görüyor.

Spiegel, Paris'in askeri doktrininin temel ilkelerinin değişmediğini yazdı. Buna göre Fransa Cumhurbaşkanı, nükleer silah kullanım kararını tek başına elinde tutmaya devam edecek ve müttefiklerin, Fransa'nın "hayati çıkarlarına" yönelik tehdit değerlendirmelerine müdahale etmesine izin vermeyecek.

Macron, Fransa'nın nükleer caydırıcılığa yönelik yeni yaklaşımını mart başında şu sözlerle ifade etmişti:

"Farklı tehditler karşısında nükleer caydırıcılığımızı güçlendirmeli ve egemenliğimize tam saygı göstererek, benim 'gelişmiş caydırıcılık' olarak adlandırdığım yapıyı kademeli olarak kurarak caydırıcılık stratejimizi Avrupa kıtasının derinliklerine doğru düşünmeliyiz."

Bu açıklamadan kısa süre sonra Paris ve Berlin ortak bir bildiri yayımlayarak konvansiyonel silahlar, füze savunması ve Fransa'nın nükleer kapasitesi konularında istişarelerde bulunmak üzere bir nükleer yönetim grubu oluşturduklarını duyurmuştu.

Diğer yandan Almanya Başbakanı Merz, şubat ayında yaptığı açıklamada Almanya'nın kendi nükleer silahını geliştirme seçeneğini değerlendirmediğini belirtmişti.

Merz, bunun yerine Fransa ve Birleşik Krallık tarafından üretilen nükleer silahların ortaklaşa kullanılmasını alternatif bir yol olarak önermişti.