
YDH - ABD Başkanı Donald Trump, Ankara Büyükelçisi ve yakın dostu Thomas Barrack'ın bölgedeki diplomatik yetki alanını Suriye ve Lübnan'ın ardından Irak'ı da kapsayacak şekilde resmi olarak genişletti. Şam'daki geçiş döneminde etkin bir rol üstlenen Barrack, Türkiye ile eşgüdüm halinde hareket ederek Kürt gruplara verilen desteğin kesilmesini sağladı ve yeni yönetim ile Körfez sermayesi arasında ekonomik köprüler kurmaya çalıştı. El-Ahbar gazetesi yazarı Amir Ali'nin değerlendirmesine göre temelinde İsrail’i Sünni Arap dünyasıyla entegre ederek İran nüfuzunu sınırlamayı hedefleyen bu geniş kapsamlı Ortadoğu stratejisi, ABD Dışişleri Bakanlığının tam desteğiyle yürütülüyor.
Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) yönetimi ele almasından bu yana ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack’ın Şam’da üstlendiği rol, Suriye dosyası üzerinde sıradan bir gözetim faaliyetinden ibaret kalmadı.
Suriye meselesinin idaresine son derece müdahil olan Barrack, eski cumhurbaşkanı Beşar Esed rejiminin devrilmesiyle fiilen gerçekleşen siyasi dönüşümün güvenceye alınmasının ardından, kendisini ülkenin ekonomik dönüşümünün de mimarı olarak konumlandırmaya çalıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 74 yaşındaki bu iş insanı ve yakın dostunu, başlangıçta ülkesinin Türkiye ile ilişkilerini sağlamlaştırmak amacıyla görevlendirmişti.
Nitekim Trump, Ankara'yı bölgede önemli bir ortak olarak görüyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hayranlık duyuyor ve Esed’in devrilmesini onun hanesine yazıyordu.
Tam da bu çerçevede, Barrack’ın Türkiye Büyükelçiliği görevinin yanı sıra Suriye Özel Temsilciliğine atanması anlaşılır bir adımdı.
ABD bu yolla, Ankara ile rekabete girmeden, doğrudan onun açtığı kapıdan geçerek Suriye dosyasını kendi kontrolü altına almayı hedefliyordu.
Dolayısıyla Barrack’ın, Türkiye’nin taleplerini karşılamaya ve düne kadar Washington için güvenilir sayılan müttefik ve ortaklara baskı uygulamaya eğilim göstermesi şaşırtıcı değildi.
Nitekim Barrack, Suriye’deki yeni geçiş hükümetine destek verme karşılığında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik yardımları kesti.
Bu durum, Kürtleri her zamanki Amerikan desteğinden mahrum bırakarak dengesiz bir mücadeleyle baş başa bıraktı. Oluşan güç boşluğu Özerk Yönetim'in sonunu getirdi ve Kürtleri yeni rejimle birleşme anlaşması imzalamak zorunda bıraktı.
Barrack, geçiş yönetiminin nüfuzunu pekiştirmesine yardım etmenin yanı sıra Suriye ile Körfez ülkeleri arasında ekonomik ve siyasi bir denge kurmaya çalıştı.
Bu ülkelerle bağları, geçmişte Körfez sermayesinin de büyük rol oynadığı yatırımlarına dayanıyordu. Bu doğrultuda Barrack, Suriye'de düzenlenen Körfez yatırım konferanslarının hamiliğini üstlendi ve geçiş yönetimiyle imzalanan büyük yatırım anlaşmalarına önayak oldu.
Ancak yabancı yatırımların önündeki tek engel olarak sunulan yaptırımların kaldırıldığının defaatle duyurulmasına rağmen bu anlaşmalar henüz hayata geçebilmiş değil.
Esasen Suriye'deki duruma daha geniş bir pencereden bakıldığında, asıl sorunun yabancı yatırımcıları cezbedecek güvenli, hukuki ve finansal altyapının yokluğundan kaynaklanan daha derin krizlerde yattığı görülüyor.
Geçen yılın mayıs ayında (Mayıs 2025) Suriye Özel Temsilciliğine atanan ve ardından faaliyet alanı Lübnan'ı da kapsayacak şekilde genişletilen Barrack -ki kendisi kökenlerinin Lübnan'ın Zahle kentine dayandığını belirtiyor- Trump'ın imzalamak istediğini ilan ettiği yeni İbrahim Anlaşmaları"'nın öncülerinden biri olarak lanse edilmişti.
Bu girişim, 2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan ile başlayan normalleşme dalgasını tamamlamayı amaçlıyordu.
Ne var ki İsrail’in, geçiş hükümetiyle normalleşmeye giden yolu açacak bir güvenlik anlaşması imzalamaya yanaşmaması sebebiyle bu çabalar da şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Tüm bunlara rağmen Barrack, İbrahim Anlaşmaları'nın, İran nüfuzuna karşı koymak amacıyla İsrail’i Sünni Arap ülkeleriyle örülü ekonomik ve güvenlik ağlarına entegre edecek daha geniş bir Ortadoğu bölgesel düzeni tasarımının parçası olduğunu savunuyor.
Bu yaklaşım, Trump'ın önceki gün gerçekleştirdiği ve Barrack'ın yetkilerini resmi olarak Türkiye, Suriye ve Lübnan'ın yanı sıra Irak'ı da kapsayacak şekilde genişlettiğini duyuran hamlesini açıklıyor.
Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı paylaşımda Barrack'ın performansından övgüyle bahsederek, onun hem Suriye hem de Irak Özel Temsilcisi olarak Dışişleri Bakanlığının tam desteğiyle çalışmaya devam edeceğini vurguladı.
Trump'a göre bu yeni görevler, aynı zamanda Ankara Büyükelçisi olan Barrack'ın her iki ülkenin hükümetleriyle gelişen ilişkileri güçlendirme çabalarının bir parçası. ABD Başkanı, yönetiminin Barrack'ın gayretini ve hizmete hazır oluşunu büyük bir takdirle karşıladığını belirtti.
Dikkat çekici bir diğer nokta ise bu duyurunun, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Barrack'ın Suriye Özel Temsilciliği görevinin resmi süresinin dolduğuna işaret eden açıklamalarından hemen bir gün sonra gelmesiydi.
Rubio, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Barrack, Suriye Özel Temsilcimiz olarak paha biçilmez bir rol oynadı. Bu resmi unvanın süresi dolmuş olsa da kendisi Trump yönetiminde hem Suriye hem de Irak için merkezi bir rol üstlenmeye devam edecektir" ifadelerini kullanmıştı.
Rubio ayrıca, Barrack’ın edindiği deneyim ve bölgedeki geniş ilişki ağının, yönetimin önümüzdeki dönem Ortadoğu stratejisinde onu mihver bir aktör kılacağını eklemişti.
Çeviri: YDH