Batı Şeria'da demografik savaş: Hedef Filistinlileri göç ettirmek

04 Haziran 2026

İsrail, ordu baskınları, yerleşimci saldırıları, silahlı milisler, askeri kapılar ve yerleşimlerin yasallaştırılması yoluyla Batı Şeria'da "sessiz ilhak" sürecini hızlandırıyor.

YDH- Siyasi araştırmacı ve analist Numan Amr, işgal altındaki Batı Şeria'da son dönemde yaşananların münferit ihlallerin ötesine geçtiğini belirterek, bunun İsrail makamları ile yerleşimci grupların koordinasyonuyla yürütülen "beş boyutlu sistematik bir saldırı" olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Batı Şeria'daki gelişmeleri değerlendiren Amr, bu saldırının amacının "sessiz ilhak" olarak tanımladığı yeni bir fiili durum yaratmak ve Filistinlileri zorunlu göçe sürüklemek olduğunu ifade etti.

Amr'a göre bu koordineli saldırı, Batı Şeria'yı kapalı kantonlar ve yalıtılmış bölgelere dönüştüren birbirini tamamlayan çeşitli hatlar üzerinden yürütülüyor.

İlk boyutu, İsrail ordusu ve istihbarat birimlerinin uyguladığı baskılar oluşturuyor. Buna göre günlük baskınların artırılması, keyfi tutuklamalar, köy ve kasabaların girişlerinin kapatılması ile vatandaşların hareket özgürlüğünü kısıtlayan askeri kontrol noktalarının yaygınlaştırılması bu politikanın temel unsurları arasında yer alıyor.

İkinci boyut ise yerleşimci saldırıları ve hayvancılık temelli yerleşim karakollarının yayılması olarak tanımlanıyor. Amr, Batı Şeria genelinde yerleşimcilerin saldırılarının arttığını ve bunun "çoban yerleşimleri" ile yeni yerleşim noktaları kurma hedefi taşıdığını belirtti.

Araştırmacı, özellikle el-Halil vilayetinin bu genişlemenin en çarpıcı örneğini oluşturduğunu, bölgede bu tür yerleşim çiftliklerinin sayısının yaklaşık 400'e ulaştığını kaydetti.

Yerleşimci teröristler ve askeri abluka

Amr, saldırının üçüncü boyutunun yerleşimci teröristlerin kurumsallaştırılması olduğunu söyledi. Buna göre silahlı yerleşimcilerden oluşan, arazi araçlarıyla donatılmış gruplar oluşturuldu ve bu yapılar İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından doğrudan destekleniyor.

Amr, "Bu teröristler çatışmayı nüfus grupları arasındaki bir iç denetim mekanizmasına dönüştürmeye çalışıyor. Modern silahlar ve arazi araçlarıyla bir tarafın diğerine üstünlük kurduğu bu süreç, işgal ordusu ve hükümetinin tam desteğiyle yürütülüyor." dedi.

Dördüncü boyut ise kapılar ve geçiş noktaları üzerinden uygulanan kuşatma olarak tanımlanıyor. Amr, Batı Şeria'yı parçalayan 1000'den fazla askeri kapının bulunduğunu belirterek bunların üç kategoriye ayrıldığını söyledi.

Buna göre, bazı kapılar askerlerin tercihine göre sabah açılıp akşam kapatılıyor, bazıları sürekli kapalı tutuluyor, bazıları ise İsrail istihbarat görevlilerinin kararlarına bağlı olarak açılıp kapanıyor.

Beşinci boyut ise yerleşim karakollarının hukuki zemine kavuşturulması olarak gösteriliyor. Amr, İsrail parlamentosunun yerleşim noktalarını yasallaştırma sürecini hızlandırdığını ve bu doğrultuda gerekli yasal düzenlemeleri kolaylaştırdığını ifade etti.

Filistinlileri “göçe” zorlama hedefi

Amr, bu koordineli saldırının iki temel stratejik hedef taşıdığını vurguladı. Bunlardan ilkinin, yerleşim faaliyetlerini yasallaştırarak ve parlamenter destekle kalıcı hale getirerek "sessiz ilhak" sürecini tamamlamak olduğunu söyledi.

İkinci hedefin ise Filistinlileri yaşadıkları bölgelerden uzaklaştıracak bir ortam oluşturmak olduğunu belirten Amr, sistematik baskılar yoluyla halkın önce "C" bölgelerinden "B" bölgelerine, ardından "A" bölgelerine çekilmeye zorlandığını, nihai amacın ise ülke dışına göçü teşvik etmek olduğunu ifade etti.

Amr, "Bu uygulamalara günlük baskılar, sürekli şiddet, insanların topraklarına ve geçim kaynaklarına erişiminin engellenmesi eşlik ediyor. Sonuç olarak Batı Şeria gerçek anlamda yalıtılmış bölgelere, kapalı kantonlara ve büyük bir hapishaneye dönüştü." dedi.

Araştırmacı, Batı Şeria'nın artık "sürekli çatışma hali" içinde bulunduğunu belirterek İsrail'in Filistinlilere ait hayvanlar, tarım ürünleri ve araçlar dahil olmak üzere üretim araçları üzerinde tam kontrol kurmaya çalıştığını söyledi.

Amr, bu varlıklara her an el konulabildiğini ve bunun İsrail ordusunun doğrudan gözetimi ve desteği altında gerçekleştiğini sözlerine ekledi.