Emekli Albay MacGregor: Trump kendi yarattığı çözümsüz açmazın içinde sıkıştı

06 Haziran 2026

ABD'li emekli Albay Douglas MacGregor, katıldığı yayında ABD'nin İran politikalarını ve Ortadoğu'daki askeri mevcudiyetini değerlendirerek bölgede askeri bir çözümün bulunmadığını vurguladı.

YDH - ABD'li eski yargıç Andrew Napolitano, sunduğu programda ülkenin önde gelen askeri stratejistlerinden emekli Albay Douglas MacGregor'ı konuk ederek gündemdeki askeri ve ekonomik gelişmeleri masaya yatırdı.

Programın açılışında konuşan Napolitano, beyan edilmemiş savaşların sıradan hale geldiğini belirterek hükümetin önleyici savaş adı altındaki saldırgan eylemlerine Amerikan halkından bir tepki gelmemesini eleştirdi. Hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışıldığını ifade eden Napolitano, özgür bir toplum için güce başvurma fikrinin reddedilmesi gerektiğini belirtti.

Napolitano, sunumunun ardından emekli Albay Douglas MacGregor'ı yayına davet ederek ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürütülen savaşta bir çıkış yolu bulup bulamadığını sordu.

MacGregor, Trump'ın henüz bir çıkış yolu bulamadığına inandığını belirterek, "Aslında kendisinin şu anda bir kaçış çantası aradığı ve Fars Körfezi'nden olabildiğince hızlı bir şekilde uzaklaşmak için motorlu bir kayığa binmeye çalıştığı izlenimine sahibim." ifadelerini kullandı.

"Fars Körfezi'ndeki sorun için askeri bir çözüm bulunmuyor"

Douglas MacGregor, ABD yönetiminin bölgede içine düştüğü ikilemi değerlendirirken askeri seçeneklerin yetersizliğine vurgu yaptı.

Geçmiş yıllarda katıldığı televizyon programlarında İran ile bir savaşın yaşanıp yaşanmayacağı yönündeki sorulara evet yanıtını verdiğini hatırlatan MacGregor, bu durumun sonuçlarının iyi olmayacağını o dönemde de öngördüğünü kaydetti.

Stratejik hataların bugünkü krize yol açtığını belirten MacGregor, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Soruna hiçbir zaman objektif bir şekilde bakmadık ve bu durum sonunda gelip bizi yakaladı. Dolayısıyla askeri bir çözüm bulunmuyor. Eğer askeri bir çözüm yoksa, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak ne yaparsınız? Bence şu anda karanlık bir odada oturuyor. Odadan çıkan bazı kapılar var ama o bunları göremiyor, elleriyle arıyor. Umarım birini bulur ancak istediği şeyi, yani koşulsuz teslimiyeti ya da Hürmüz Boğazı'nın uluslararası topluma devredilmesini kesinlikle elde edemeyecek. Bu gerçekleşmeyecek."

"İran için bu mücadele varoluşsal bir nitelik taşıyor"

Program sunucusu Napolitano'nun, İranlılar ile Amerikalıların zorluklara dayanma kapasitesini karşılaştırmasını istemesi üzerine MacGregor, bu sorunun yanıtının açık olduğunu ifade etti.

İran halkının daha düşük bir yaşam standardına alışkın olduğunu belirten emekli Albay, "Daha düşük yaşam standartlarına alışkın olan ve bu savaşı varoluşsal bir mücadele olarak gören İranlıların dayanma kapasitesi çok daha yüksek. Unutmayın, bu savaş bizim için hiçbir zaman varoluşsal bir nitelik taşımadı. İran'a saldırmak için gerçek bir nedenimiz yok." dedi.

Washington'daki karar alıcıların İsrail merkezli tezleri sürekli tekrarladığını kaydeden MacGregor, geçmişte Saddam Hüseyin yönetimini İran'a karşı desteklemek için harcanan kaynakları hatırlattı.

ABD'nin o dönemde Irak askeri gücünü finanse ettiğini ve bu durumun yüz binlerce İranlının ölümüne yol açtığını belirten MacGregor, kimyasal silah üretim süreçlerinin kolaylaştırılmasında da ABD mali desteğinin ve yönlendirmesinin belirleyici olduğunu dile getirdi.

"Körfez ülkeleri harabeye dönme riskiyle karşı karşıya"

MacGregor, İran'ın askeri kapasitesi ve bölgedeki caydırıcılığı hususunda dikkat çekici uyarılarda bulundu. İran yönetiminin bugüne kadar ilan ettiği askeri adımları kararlılıkla uyguladığını belirten MacGregor, Fars Körfezi'nin batı kıyısındaki tüm yapıların harabeye çevrilebileceği yönündeki tehditlerin gerçekçi olduğunu ifade etti.

Bölgedeki Arap emirliklerinin kökenine ve bölge halklarının bu yapılara yönelik bakış açısına değinen MacGregor, şu ifadeleri kullandı:

"Ortadoğu bölgesindeki pek çok insan, bu emirlikleri İngiliz emperyalizminin mirası olarak görüyor. Bizim tarafımızdan yapay şekilde hayatta tutulduklarına inanıyorlar. Bu yapıları her türlü kötü etkinin, yolsuzluğun, insan kaçakçılığının ve İsrail gücünün Truva atı olarak nitelendiriyorlar. Dolayısıyla birçok kesim bu emirliklerin ortadan kaldırılmasını olumlu karşılayacaktır. Kısa vadede en büyük zararı İranlılar görse de uzun vadede bu savaşın küresel etkileri çok daha sarsıcı olacaktır."

MacGregor, ABD'nin askeri planlarında küresel ölçekte geri adım atmaya başladığını, Alman basınında çıkan haberlerin de bunu doğruladığını aktardı.

ABD'nin NATO bünyesindeki askeri varlığını, savaş uçağı filolarını, keşif uçaklarını, tanker uçaklarını ve insansız hava araçlarını önemli ölçüde azaltmayı planladığını belirten MacGregor, ülkenin artık küresel hegemonya rolünü mali olarak taşıyamadığını savundu.

"Askeri teknolojideki dönüşüm müttefiklerimizi koruyamadığımızı gösterdi"

Gelişen askeri teknolojilerin küresel savunma dengelerini değiştirdiğini belirten MacGregor, istihbarat, gözetleme ve keşif sistemlerinin karadaki, denizdeki ve havadaki vuruş platformlarıyla entegre edilmesinin yeni dönemin belirleyici unsuru olduğunu kaydetti.

İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerin doğru yatırımlarla kendilerini her türlü dış tehdide karşı savunabileceğini anlayan devletlerin, topraklarında Amerikan üssü barındırmanın risklerini sorgulamaya başladığını ifade etti.

Ortadoğu'daki 50 bin civarındaki ABD askerinin durumuna ilişkin konuşan MacGregor, bu gücün sadece 15 bin kadarının muharip birliklerden oluştuğunu, geri kalanının ise danışman ve karargah personeli olduğunu açıkladı.

Bölgedeki askeri üslerin İran'ın eylemlerini engelleyemediğini ve birçoğunun zarar gördüğünü belirten emekli Albay, ABD güçlerinin bölgeden çekilmek zorunda kalacağını öngördü.

"Stratejik petrol rezervlerini tükenme noktasına getirdik"

Ekonomik verilere ve küresel enerji arzına değinen MacGregor, ABD'nin stratejik petrol rezervlerini yapay fiyat baskılaması uğruna tüketmek üzere olduğunu bildirdi.

Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük ortalama 106,9 milyon varil petrol geçtiğini hatırlatan MacGregor, bu miktarın günümüzde yüzde 10'un altına gerilediğini aktardı.

Boğazın yeniden ulaşıma açılması durumunda bile lojistik zincirlerin eski haline dönmesinin aylar alacağını belirten MacGregor, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Petrol, jet yakıtı ve diğer enerji ürünlerinin varil maliyetlerini yapay yöntemlerle düşük tutmaya çalışıyoruz. Ancak bunu daha fazla sürdüremeyiz çünkü elimizde bu imkanı sağlayacak rezerv kalmadı. Fiyatların gerçek dışı beklentiler ve duygusal faktörlerle geçici olarak bastırılması gerçeği değiştirmiyor. Trump yönetimi piyasaları sakinleştirmeye çalışsa da kaynak kısıtlamaları ve sermaye yatırımı gereksinimleri konusunda Wall Street çevrelerinin gerçek bir fikri bulunmuyor."

Savaşın sonlandırılması konusunda İsrail'in onayının beklendiğini ifade eden MacGregor, ABD ekonomisinin iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının kaçınılmaz bir dönüm noktası oluşturabileceğini dile getirdi.

"Rusya ve Çin yaptırımların kalkmasını ve normalleşmeyi istiyor"

Küresel aktörler olan Rusya ve Çin'in mevcut kriz karşısındaki tutumlarını değerlendiren MacGregor, Çin'in petrol ithalatını azaltarak küresel piyasalardaki baskıyı hafiflettiğini, Rusya'nın ise Asya ülkelerinin enerji açıklarını kapatmak için çalıştığını söyledi. Her iki ülkenin de savaşın bir an önce bitmesini istediğini belirten MacGregor, Amerikan kamuoyundaki yaygın algının aksine, bu krizin Rusya ve Çin'e fayda sağlamadığını vurguladı.

Yaptırım rejimlerinin küresel ticarete büyük zarar verdiğini ifade eden MacGregor, ABD'nin elinde tuttuğu yabancı fonları serbest bırakmama politikasının diğer ülkeler üzerinde artık caydırıcı bir etki yaratmadığını ekledi.

"Mevcut şartlar altında nükleer silahların yayılması kaçınılmazdır"

İran'ın nükleer silah kapasitesi üzerine sorulan soruya yanıt veren MacGregor, yürütülen askeri siyasetin nükleer silahların yayılmasını hızlandıracağını kaydetti.

İran'ın nükleer teknoloji konusunda uzun yıllara dayanan bir birikime sahip olduğunu belirten emekli Albay, geçmişte Şah döneminden itibaren bu yönde girişimlerin bulunduğunu hatırlattı.

Nükleer gücün caydırıcılık boyutuna değinen MacGregor, şöyle konuştu:

"İran'ın bugün nükleer silaha sahip olup olmadığını kesin olarak bilmiyorum ancak bu yeteneğe sahip olmaları yüksek bir olasılık. Bu savaşın en önemli sonucu, sadece İran'ın değil, birçok orta ölçekli gücün nükleer caydırıcılık üretmek için yatırım yapması olacaktır. Trump'ın engellemeye çalıştığı nükleer yayılma, kendi izlediği politikalar nedeniyle hız kazanacaktır. Ancak İran'ın şu aşamada bir nükleer deneme yapması stratejik olarak hata olur. Böyle bir durumda İsrail'in elindeki tüm askeri imkanlarla İran'ın üzerine giderek ülkenin toparlanmasını engellemeye çalışacağını öngörebiliriz."

"Siyasi geleceği 1974 yılındaki Nixon dönemine benziyor"

Kongre'deki yasama hamlelerini ve ABD Temsilciler Meclisi'nin Savaş Yetkileri Yasası'nı işletme kararını değerlendiren MacGregor, bu durumun Trump'ın halk nezdindeki popülaritesinin ciddi şekilde aşındığının göstergesi olduğunu ifade etti.

Başkan Trump'ın siyasi pozisyonunu analiz eden MacGregor, konuyu şu sözlerle özetledi:

"Başkan'ın popülaritesi hızla düşüyor ve kendisi 1974 yılındaki Richard Nixon dönemine benzer bir siyasi iklimin içine sürükleniyor. Kongre'nin adımları, Trump'ın ayaklarının altındaki toprağın kaydığının kanıtıdır. İsrail lobisi ve arkasındaki milyarderler, Trump'ın artık bir kazanım değil, yük haline geldiğine karar verirlerse onu hızla görevden uzaklaştırmanın yollarını arayacaklardır. Onun yerine yönetim zincirindeki bir sonraki ismi getirmek isteyebilirler."

Emekli Albay MacGregor, krizin aşılması için insani gerekçeler öne sürülerek askeri operasyonların durdurulmasının tek çıkış yolu olduğunu, ancak istihbarat kurumlarının bölgedeki vekil güçler üzerinden gerilimi tırmandırmaya devam ettiğini belirterek sözlerini tamamladı.