Trump ailesinin 'Akdeniz projesi' Arnavutluk’u karıştırdı

08 Haziran 2026

Jared Kushner’in Arnavutluk kıyılarında planladığı 1,6 milyar dolarlık turizm projesi, çevre tahribatı, şeffaflık eksikliği ve ulusal egemenlik tartışmaları nedeniyle ülkede büyüyen protestolara yol açtı.

YDH- El-Ahbar’da yer alan makalede, ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner’in Arnavutluk kıyılarında yürüttüğü yaklaşık 1,6 milyar dolarlık turizm ve gayrimenkul projesinin, çevresel etkileri, şeffaflık eksikliği ve ulusal egemenlik tartışmaları nedeniyle ülkede giderek büyüyen bir siyasi krize dönüştüğü belirtildi.

Makalede, Ivanka Trump’ın geçen ay katıldığı bir podcast programında, Akdeniz’in ortasında bulunan ve yaklaşık 1400 hektarlık alana sahip bir adayı gördüğünü, burayı geçmiş seyahatlerinin ardından yaşamak istediği yer olarak seçtiğini anlattığı ifade edildi.

El-Ahbar’ın aktardığına göre, Ivanka Trump’ın sözünü ettiği proje, Arnavutluk’un batı kıyısındaki Narta Lagünü bölgesi ile yerleşim bulunmayan Sazan Adası’nı kapsıyor.

Projede oteller, konutlar, villalar ve yat limanı inşa edilmesi planlanırken, yatırımın arkasında Kushner’in kurucusu ve yöneticisi olduğu Affinity Partners şirketinin bulunduğu kaydedildi.

Makalede, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın projeyi ülkenin büyüyen turizm ekonomisi için bir fırsat olarak sunduğu ve yabancı yatırım çekme açısından önemli gördüğü belirtilirken, Kushner’e Trump ailesiyle olan bağları nedeniyle ayrıcalıklı muamele yapıldığı yönündeki suçlamaları reddettiği ifade edildi.

Protestoların sembolü pembe flamingo oldu

El-Ahbar, hükümetin savunmasına rağmen Arnavut kamuoyunun projeye ikna olmadığını bildirdi.

Makalede, bu ayın başında inşaat faaliyetlerinin başladığına ilişkin işaretlerin ortaya çıkmasının ardından başkent Tiran’da binlerce kişinin günler boyunca gösteriler düzenlediği belirtildi.

Göstericilerin "Defol Edi Rama" yazılı pankartlar taşıdığı, bazı protestocuların ise Başbakan Rama’nın ada anahtarlarını Ivanka Trump’a teslim ettiğini gösteren karikatürler kullandığı aktarıldı.

Haberde, koruma altındaki bölge yakınlarında bir güvenlik görevlisinin bir kişiyi darp etmesinin ve sahilde iş makineleri ile hazırlık çalışmalarını gösteren görüntülerin yayılmasının ardından protestoların daha da büyüdüğü kaydedildi.

El-Ahbar, yerel medyanın dikkat çektiği ilginç bir ayrıntıya da yer verdi. Buna göre Kushner’in karşısına çıkan yeni ve beklenmedik rakip "pembe flamingo" oldu.

Göstericilerin taşıdığı flamingo maketlerinin, çevre hareketinin ve protestoların sembolüne dönüştüğü belirtildi.

Yolsuzluk ve yasa değişikliği iddiaları soruşturuluyor

Makalede, Arnavutluk Özel Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı'nın (SPAK) projeye ilişkin resmî ve cezai soruşturma başlattığı bildirildi.

Soruşturmanın, hükümetin 2024 yılında hedef bölgenin "çevresel koruma alanı" statüsünü kaldırmak ve arazilerin Kushner’e tahsisini kolaylaştırmak amacıyla yaptığı yasal düzenlemeleri kapsadığı ifade edildi.

El-Ahbar, hükümete yönelik eleştirilerin merkezinde "kişiye özel yasa hazırlanması", yolsuzluk, şeffaflık eksikliği ve kamuya açık ihale süreçlerinin bulunmaması gibi suçlamaların yer aldığını kaydetti.

Makalede ayrıca, Arnavutluk’un Aralık 2024’te projeye ilk onayı verdiği, ancak çevresel ve hukuki kaygıların o tarihten itibaren devam ettiği belirtildi.

Bu çerçevede el-Ahbar, The New York Times gazetesinin görüştüğü Arnavut Kuş Bilimi Derneği Başkanı Taulant Bino’nun değerlendirmelerine de yer verdi.

Bino’nun, projeye yönelik muhalefetin artık yalnızca çevre aktivistleriyle sınırlı kalmadığını, farklı siyasi görüşlerden vatandaşların da itirazlara katıldığını söylediği aktarıldı. Özellikle Ivanka Trump’ın Sazan Adası’nı "özel ada" olarak tanımlamasının, Arnavutluk’un ulusal egemenliğine yönelik küçümseyici bir yaklaşım olarak görüldüğü ve kamuoyunda tepki yarattığı ifade edildi.

Bino’nun ayrıca, böylesine büyük bir kalkınma projesi için gerekli olan çevresel etki raporlarının kamuoyuna açıklanmadığını belirttiği kaydedildi.

El-Ahbar’ın aktardığına göre, çevre aktivistleri, Nisan ayının sonlarından itibaren Zvernec Yarımadası’nda planlanan inşaat alanlarında toplanmaya başladı.

Flamingolar ve pelikanlar da dahil olmak üzere çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapan bölgede ağır iş makinelerinin kumulları sökmeye başladığı yönündeki gözlemlerin protestoları tetiklediği ifade edildi.

Bino’nun, son günlerde dikenli tel çitlerin kurulmasının ardından protestoların daha da yoğunlaştığını söylediği belirtilirken, meselenin yalnızca çevre mevzuatıyla ilgili olmadığını, aynı zamanda genel anlamda bir "şeffaflık sorunu" oluşturduğunu vurguladığı aktarıldı.

Sazan Adası'nın stratejik konumu tartışmaları büyütüyor

El-Ahbar’ın analizinde, projenin kapsadığı Sazan Adası’nın tarihsel ve stratejik özelliklerine de dikkat çekildi.

Makalede, adanın 1946-1991 yılları arasındaki komünist dönem boyunca askerî üs olarak kullanıldığı, bugün bile çok sayıda sığınak, tünel ve savunma yapısının bölgede bulunduğu belirtildi.

Uzmanların değerlendirmelerine göre adada yaklaşık 16 kilometrelik tünel ağı ve yaklaşık 3 bin 600 askerî siper bulunuyor. Bu yapıların geçmişte olası bir işgal veya gerilla savaşı senaryosu için inşa edildiği ifade edildi.

Kushner’in daha önce yaptığı açıklamada, bu askerî yapıların bir bölümünün korunacağını ve yeni turizm projesine entegre edileceğini söylediği kaydedildi.

El-Ahbar, Sazan Adası’nın Vlora Körfezi girişinde ve Otranto Boğazı yakınında yer alması nedeniyle stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Adanın Adriyatik ve İyon denizleri arasındaki geçiş noktasını kontrol eden konumunun, tarih boyunca sıkı askerî denetim altında tutulmasının başlıca nedeni olduğu ifade edildi.

Makalede son olarak, sosyal medyada bazı kullanıcıların Başbakan Edi Rama’yı adayı Trump ailesine "satmakla" suçladığı belirtildi. Bazı paylaşımlarda projenin yalnızca turizm amaçlı olmadığı, Kushner’in İsrail’deki sağ siyasi çevrelerle ilişkileri nedeniyle daha geniş jeopolitik hedeflere hizmet edebileceği yönündeki iddiaların dile getirildiği aktarıldı.

El-Ahbar, bu iddialar arasında bölgenin ileride Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik planlarla ilişkilendirildiğine dair görüşlerin de bulunduğunu, ancak Edi Rama’nın Ocak 2025’te İsrail basınında çıkan ve Arnavutluk’un Gazze nüfusunun taşınmasına ilişkin planlarda rol üstlenebileceğini öne süren haberleri "asılsız" ve "yanlış" olarak nitelendirdiğini hatırlattı.