
YDH- ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı emrini vermesinin üzerinden geçen 14 haftanın ardından, Amerikan ordusu ne tam anlamıyla bir savaş ne de tam bir barış hali olan "yeni normal" düzenine uyum sağlamaya çalışıyor.
Ortadoğu’daki ABD üsleri ve donanma unsurları, İran ile süregelen çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki abluka gölgesinde yüksek alarm durumunu koruyor.
Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi geçişlerine büyük ölçüde kapalı olması ve taraflar arasındaki ateşkesin bir açmazı andırması, ABD birliklerini sürekli bir "tetikte olma" haline zorluyor.
Üslerin füze ve savunma sistemleriyle donatılması, drone ile uydu istihbaratının kesintisiz takibi ve İran içerisindeki hedef listelerinin sürekli güncellenmesi, saha komutanlıkları üzerinde ciddi bir operasyonel baskı oluşturuyor.
Eski CENTCOM Komutanı Joseph Votel, bu dönemi "ABD ordusu için son derece tehlikeli bir süreç" olarak nitelendirirken, birliklerin sürekli en üst düzeyde (Seviye 10) alarmda kalmasının askerlerin fiziksel ve psikolojik dayanıklılığını zorladığını belirtiyor.
Çatışmalarda bugüne kadar 400’e yakın ABD askeri yaralandı, 13 asker hayatını kaybetti.
Yaralanan askerlerin büyük kısmını travmatik beyin hasarı vakaları oluştururken, Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi'nde tedavi gören askerlerin sayısındaki artış, askeri sağlık sistemine de ek yük getiriyor.
İran'ın Amerikan gemilerine ve hava araçlarına yönelik sürekli saldırı iddiaları ile ABD makamlarının bunları zaman zaman yalanlaması, cephedeki askerlerin aileleri arasında bilgi kirliliğine ve derin bir belirsizlik endişesine yol açıyor.
Diplomatik süreçte Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı hedefleyen müzakereler tıkanmış görünüyor.
Pentagon, savaşın bir sonucu olarak azalan füze ve önleyici mühimmat stoklarını yenilemekte zorlanıyor; Savaş Bakanı Pete Hegseth, envanterin tam kapasiteye ulaşmasının yıllar alabileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, savaşın sadece mühimmatı değil, askeri teçhizatı ve personelin dayanıklılığını da tükettiğine dikkat çekiyor.
Trump’ın popülaritesini olumsuz etkileyen bu uzun süreli çatışma ortamı, ABD’nin Ortadoğu'daki askeri varlığına yönelik kamuoyu desteğini de eritiyor; son anketler, her dört Amerikalıdan yalnızca birinin bölgedeki askeri müdahaleyi "gerekli" bulduğunu gösteriyor.