
YDH- İsrail'in Kanal 12 televizyonunda konuşan analistler, İran ve Lübnan'a karşı yürütülen savaşın mevcut aşamasına ilişkin hâlâ belirsizliğini koruyan çok sayıda sorun ve soruyu ele aldı.
Analistler, "İsrail Beyrut'taki kırmızı çizgi karşısında nasıl hareket edecek?" sorusunu gündeme getirirken, aynı bağlamda "Dahiye testi" olarak adlandırdıkları meseleye de dikkat çekti.
Analistler, "İsrail bir kez daha İran'ın koyduğu denkleme boyun mu eğdi?" sorusunu yöneltti.
"Trump'ın baskısı İsrail'in hareket alanını daralttı"
Kanal 12'nin askeri işler analisti Nir Dvori, söz konusu belirsizliğin doğrudan ABD Başkanı Donald Trump'ın, Washington ile Tahran arasında ateşkes sağlanması ihtimali nedeniyle İsrail'in adımlarını "dizginlemesinden" kaynaklandığını söyledi.
Dvori, İran'ın Beyrut'u açık bir şart olarak ortaya koyduğunu ve burada gerçekleştirilecek herhangi bir saldırıya müsamaha göstermeyeceğini “net biçimde” açıkladığını belirtti.
Trump'ın uyguladığı baskının pazartesi günü İran'a yönelik ateşi durdurduğunu ifade eden Dvori, ancak bunun Lübnan'daki faaliyetleri "belirsizlik bulutu altında" bıraktığını söyledi.
Dvori, Trump'ın İranlılarla bir anlaşmaya varamaması durumunda bile İsrail ordusuna baskı yapmaktan ve bu kısıtlamaları dayatmaktan çekinmediğini kaydetti.
Bu çerçevede Dvori, temel sorunun "Beyrut konusundaki bu belirsizlik İran'ı yeniden denklemin içine mi sokacak?" olduğunu söyledi.
Analist, çatışmaların yeni turlarla yeniden başlaması ihtimali sürerken bu temel sorunların hâlâ "çözülmeden kaldığını" ifade etti.
Dvori ayrıca İsrail'in İran ile Lübnan dosyalarını birbirinden ayırma girişimi yürüttüğünü, ancak bunun “ciddi zorluklarla” karşılaştığını kabul etti.
Bu durumun iki hedefi açık bıraktığını belirten Dvori, bunlardan ilkinin İsrail'in Hizbullah ve Lübnan hükümeti üzerinde baskı kurarak bir anlaşmaya ulaşma hedefi olduğunu söyledi.
İkinci hedefin ise İranlıları bir anlaşmaya çekmek olduğunu belirten Dvori, bunun tamamen Trump'a bağlı olduğunu ifade etti.
"İran yeni bir stratejik denklem oluşturuyor"
Kanal 12'nin Filistin ve Arap işleri analisti Ohad Hemo da İran'ın pazartesi günü saldırıların durdurulması için öne sürdüğü şartın, İsrail ordusunun Güney Lübnan'a yönelik saldırılarını da kapsadığını belirtti.
Hemo, bu noktada "İran verdiği sözü tutacak mı?" sorusunu gündeme getirdi.
İran'ın, görüldüğü üzere verdiği sözü yerine getirdiğini söyleyen Hemo, bu nedenle yaşananların sona erdiğini söylemenin zor olduğunu ifade etti.
Analist, İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırılarının sürdüğüne dikkat çekti.
Hemo, İran'ın yeni bir stratejik doktrini yerleştirmeyi başardığını kabul ederek, bu anlayışın artık İsrail'in Hizbullah'ı vurduğu ve İran'ın kenarda durduğu bir durumun “sona erdiği” anlamına geldiğini söyledi.
Hemo, "Şu ana kadar sahada gördüğümüz durum tam olarak budur." dedi.
Bu nedenle mevcut olayların sona erdiğini söylemek için henüz erken olduğunu belirten Hemo, özellikle son saatlerde artan soru işaretleri nedeniyle yaşananların kapandığını söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.
"İsrail İran karşısında yeni turlara sıkıştı"
İran'ın ortaya koyduğu denklemler ve pazartesi günkü tırmanış ışığında Kanal 12'nin diplomatik işler analisti Dana Weiss da dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Weiss, İran'ın ortaya koyduğu denklemler ve pazartesi günkü tırmanış ışığında, İsrail'in Haziran 2025'teki savaşla yetinmesi halinde durumunun bugün "daha iyi" olacağını kabul etti.
Weiss, İsrail'in şimdi ise İran'a karşı yeni çatışma turlarının içine "sıkışıp kaldığını" söyledi.
Lübnan dosyasına da değinen Weiss, İsrail'in Mart 2026'da Lübnan'a yönelik bir operasyona hedeflerinin ne olduğunu bilmeden girdiğini kabul etti.
Weiss, bu noktada temel sorunun şu olduğunu söyledi: "Mevcut askeri operasyon Hizbullah'ı dağıtma ve etkisiz hale getirme kapasitesine sahip mi, değil mi?"