
YDH- İsrail’in İran ile süregelen çatışma sürecinde Beyrut’a yönelik "dokunulmazlık" statüsünün devam etmesi, Tel Aviv’deki güvenlik çevrelerinde "İran’ın iradesini İsrail’e kabul ettirdiği" şeklinde yorumlanıyor.
İsrail güvenlik kaynakları, Beyrut’un lojistik ve karar alma merkezi olarak statüsünü korumasının, Tel Aviv için kabul edilemez bir "güvenlik açığı" oluşturduğunu vurguluyor.
İsrail ordusu, Tahran ile yaşanan çatışma döneminin kalıcı bir huzurdan ziyade "kırılgan bir ateşkes" aşaması olduğunu değerlendiriyor.
Walla haber sitesinin aktardığına göre, İsrail askeri doktrini, Beyrut üzerindeki askeri hareket özgürlüğünün yeniden kazanılmasını bir öncelik olarak tanımlıyor.
Tel Aviv’deki üst düzey yetkililer, Tahran-Beyrut eksenindeki bağı koparmayı hedefleyen üçlü (İsrail-Lübnan-ABD) anlaşmanın yeterli olmadığını savunurken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgedeki operasyonel faaliyetleri sınırlandırma eğilimi İsrail'de ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Diplomatik cephede ise sular durulmuyor.
İsrail Kanal 12’ye konuşan ABD Başkanı Donald Trump, Başbakan Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin detaylarını paylaşarak, İsrail'in askeri saldırılarını genişletmesinin tehlikeli sonuçlarına dikkat çekti.
Trump, Netanyahu’ya hitaben kullandığı "Çok dikkatli olsan iyi olur, çünkü çok yakında kendini İran ile tek başına karşı karşıya bulabilirsin" ifadeleriyle, Tel Aviv’e bölgesel yalnızlık uyarısında bulundu.
İsrail Yayın Kurumu (KAN), güvenlik birimleri arasında İran'ın misilleme yapıp yapmayacağı konusunda derin görüş ayrılıkları olduğunu rapor etti.
İran ve Washington arasındaki diplomatik trafik, Tel Aviv’in "İran sahasından ziyade Lübnan cephesine odaklanma" stratejisini daha da karmaşıklaştırıyor.
İsrail yönetimi, bir yandan İran ile Washington arasındaki olası anlaşmaların stratejik çıkarlarını zedelemesinden korkarken, diğer yandan Beyrut banliyölerine yönelik saldırıların getirdiği "yeni güvenlik denklemi" ile mücadele etmeye çalışıyor.