Prof. Pape: İran artık savaş öncesi statükoyu kabul etmeyecek

10 Haziran 2026

Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü ve uluslararası güvenlik uzmanı Robert A. Pape, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği mülakatta İsrail ile İran arasındaki çatışmanın tarafları "tırmanma tuzağı" olarak tanımladığı bir çıkmaza sürüklediğini söyledi.

YDH - Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü, uluslararası güvenlik ve savaş stratejileri uzmanı Robert A. Pape, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği mülakatta İran ile İsrail arasındaki çatışmanın giderek daha karmaşık bir güvenlik denklemine dönüştüğünü belirterek, her iki tarafın da çıkması zor bir "tırmanma tuzağı" içinde bulunduğunu söyledi.

Pape, son günlerde yaşanan gelişmelerin özellikle İran'ın bölgedeki müttefikleri üzerindeki konumunu güçlendirdiğini berlirtti.

Pape, İran'ın Hizbullah üzerindeki nüfuzuna dikkat çekerek, "İran, Hizbullah'ın yaptıklarına katılmadığında onu geri çekebilir. Bu nedenle İran'ın Hizbullah üzerindeki etkisi, ABD'nin İsrail üzerindeki etkisinden daha fazladır" dedi.

Nawfal'ın İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin son gelişmelerden nasıl etkilendiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Pape, İran'ın kendisini Hizbullah'ın koruyucusu olarak daha güçlü biçimde konumlandırdığını belirtti.

"İran, Hizbullah nezdinde daha fazla güvenilirlik kazandı"

Pape, son günlerdeki gelişmelerin İran'ın Hizbullah nezdindeki itibarını artırdığını ifade ederek, "Şu anda olan şey, İran'ın kendisini Hizbullah'ın koruyucusu olarak ortaya koymasıdır ve bunu ciddi biçimde yapmaktadır. Son birkaç gün içinde İran, Hizbullah nezdinde daha fazla güvenilirlik kazandı" diye konuştu.

İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin yalnızca ideolojik bir bağ olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu savunan Pape, şu ifadeleri kullandı:

"İnsanlar İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin tamamen ideolojik olduğunu, tarafların birbirleri için ölmeye hazır olduğunu düşünüyor. Bence bu yaklaşım ideolojinin gücünü olduğundan fazla yorumluyor. Burada olan ve onlarca yıldır yaşanan şey, son derece temel bir güç dengesi siyasetidir. İsrail'in düşman olarak görüldüğü bir ortam var ve diğer aktörler buna karşı birlikte hareket ediyor. Bu işbirliği her zaman çok sıkı ve tam koordineli olmayabilir ancak ortaya çıkan tablo budur."

Pape, İran ile İsrail arasında şekillenen ilişkinin giderek bir savaş ortaklığına dönüştüğünü savunarak, "Ortaya çıkan İran savaşıyla birlikte gelişen süreç, fiili bir savaş ortaklığına dönüşüyor. Bekleneceği üzere bu aktörler giderek daha fazla birlikte hareket ediyor" dedi.

"İsrail de kendi tırmanma tuzağının içinde"

İsrail'in içinde bulunduğu stratejik durumun giderek zorlaştığını söyleyen Pape, "İsrail bir tuzağın içinde. Daha büyük bir tırmanma tuzağının parçası olan kendi tırmanma tuzağının içinde bulunuyor" ifadelerini kullandı.

Pape, İsrail'in karşı karşıya olduğu ikilemi şöyle anlattı:

"Bir an için düşünün. Eğer karşılık vermezlerse bu İran'ın İsrail üzerindeki baskıyı sürdürmeyeceği anlamına mı gelir? Hayır. Karşılık vermezlerse kamuoyu güven kaybına uğrayacak ve İsrail daha zayıf görünecek. Karşılık verirlerse de tuzaktan çıkmış olmayacaklar. Her iki durumda da çıkış yolu olmayan bir durumla karşı karşıyalar."

Savaşın maliyetinin azaltılmasına yönelik beklentilerin gerçekçi olmadığını söyleyen Pape, devletlerin ticari şirketler gibi hareket edemeyeceğini belirtti:

"İnsanlar bu savaştan daha düşük bir maliyetle çıkılmasını sağlayacak sihirli bir çözüm arıyor. Sanki kötü bir ticari anlaşmanın içindeymişsiniz de zararı kabul edip çıkabiliyormuşsunuz gibi düşünüyorlar. Devletler böyle davranamaz. Bir ticari anlaşmayı sonlandırıp başka bir işe geçebilirsiniz ama devletler coğrafya tarafından birbirlerine bağlanmıştır. İşte bu yüzden bu bir tuzaktır."

"İran artık savaş öncesindeki İran değil"

Nawfal'ın, İran'ın son dönemde daha cesur davrandığı yönündeki değerlendirmesine katılan Pape, savaş öncesi dönemde İran'ın doğrudan çatışmadan kaçınmaya çalıştığını ancak bugün farklı bir noktada bulunduğunu söyledi.

Pape, "Savaştan önceki İran, tam kapsamlı bir çatışmadan kaçınmak için elinden geleni yapıyordu. Şimdi ise neredeyse 'haydi gelin' der gibi bir tavır sergiliyor" dedi.

Bu değişimin temelinde güvenlik kaygılarının bulunduğunu savunan Pape, ABD'nin ve Trump yönetiminin geçmişte farklı bir yol izleme şansına sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

"Trump 27 Şubat'ta farklı bir tercih yapabilirdi"

Pape'e göre kritik dönüm noktası 27 Şubat'ta Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te yapılan görüşmeydi:

"ABD'nin 27 Şubat'ta bir seçeneği vardı. Bu, çevreleme stratejisiydi. Kusursuz olmayacaktı ama mümkün bir seçenekte. Bu, Trump'ın hoşlanmadığı nükleer anlaşmanın bir versiyonu olabilirdi ancak yine de bunu savunabilirdi."

Trump'ın çevreleme yerine geri püskürtme stratejisini tercih ettiğini savunan Pape, "O gün Trump anlaşma yönünde ilerlemek yerine geri püskürtme yolunu seçti. Bugün ise İran'ın nükleer hedeflerini sınırlamaya dayanan eski çevreleme düzenine dönmeye çalışıyor gibi davranıyor" ifadelerini kullandı.

Ancak İran'ın artık böyle bir düzeni kabul etmeyeceğini söyleyen Pape, bunun nedenini ayrıntılı biçimde açıkladı:

"Eğer savaş öncesi düzene geri dönmek mümkün olsaydı elbette bu tercih edilebilirdi. Fakat bunu ilk reddedecek taraf İran olacaktır. Çünkü İran çevrelenmek istemiyor. İran, çevreleme politikasının zayıflığını gördü. İran'ın çevrelenmesi, İsrail'in ve ABD'nin çevrelenmesine yol açmadı. Bu iki taraflı bir düzen değildi. Tek yönlü bir sistemdi."

Pape, İran'ın mevcut davranışlarının ideolojiden değil güvenlik hesaplarından kaynaklandığını vurgulayarak şunları söyledi:

"Bu durumun nedeni İran'ın dini değil. Devrim Muhafızları'nın liderliği değil. Yeni dini lider de değil. Bunun nedeni İran'ın hayatta kalma mücadelesidir. İran'ın güvenlik mantığı şunu söylüyor: Ya büyüyecek ya da tekrar tekrar saldırıya uğrayacak."

"Trump'ın Netanyahu üzerindeki etkisi hızla azalıyor"

Mülakatta Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkilere de değinen Pape, ABD Başkanı'nın İsrail Başbakanı üzerindeki nüfuzunun belirgin şekilde azaldığını kaydetti:

"Son birkaç günde gördüklerimize bakarsak Trump'ın Netanyahu üzerindeki etkisinin oldukça hızlı biçimde azaldığını düşünüyorum. Netanyahu seçim sürecine giriyor ve bu konu kampanyasının merkezinde olacak."

Netanyahu'nun yine de Trump'ın desteğini korumak istediğini belirten Pape, bunun özellikle ABD'deki siyasi ve mali destek açısından önemli olduğunu söyledi:

"Netanyahu Trump'ın desteğini çok istiyor çünkü Trump ona ABD'de bağış toplama konusunda yardımcı olabilir. Ayrıca İsrail'e yönelik güçlü Evanjelik desteği de hesaba katmak gerekiyor. Netanyahu gerçek bir kopuş yaşamak istemiyor."

Buna rağmen Netanyahu'nun da kendi siyasi ve stratejik baskıları altında hareket ettiğini savunan Pape, iki lider arasında yaşanan son gerilime değindi.

"Telefon görüşmesinin ayrıntılarını kamuoyuna açıklayan taraf Trump'tı, Netanyahu değil. Netanyahu hemen medyaya çıktı ve 'Biz bir aileyiz. Bu aile içinde Şükran Günü yemeğinde yaşanan bir tartışma gibi. Sonuçta yine bir araya geleceğiz' dedi. Sanki ikinci evin çatı masrafını kimin ödeyeceği konusunda anlaşmazlık yaşıyorlarmış gibi konuştu. Oysa yaşanan bundan çok daha farklı."

"Trump'ın İsrail'e desteği kesmesi beni şaşırtır"

Pape, Trump'ın İsrail'e verilen maddi desteği kesmesinin mevcut siyasi koşullarda olası görünmediğini de belirtti:

"Trump'ın İsrail'e sağlanan maddi kaynakları gerçekten kesmesi beni şaşırtır. Böyle bir adım denklemi tamamen değiştirirdi. Ancak ara seçimlere giderken bunun gerçekleşmesi oldukça düşük bir ihtimal."

Trump'ın böyle bir karar almasının Evanjelik seçmen desteğini zayıflatabileceğini kaydeden Pape, bu nedenle Washington ile Tel Aviv arasındaki gerilimlerin süreceğini düşündüğünü söyledi.

"Ekonomik kriz tarafları yumuşatmayacak"

Küresel ekonomik sorunların ABD iç siyasetine etkisini de değerlendiren Pape, ekonomik sıkıntıların savaş yanlısı ve savaş karşıtı kesimleri birbirine yaklaştırmayacağını belirtti:

"Bence insanlar yükselen küresel kriz ve ekonomik kriz karşısında şaşıracak. Çünkü bu durum tarafları yumuşatmak yerine kendi pozisyonlarına daha sıkı sarılmaya yöneltecek."

Uzun yıllardır cezalandırma stratejileri üzerine çalıştığını belirten Pape, "Cezalandırma çoğu zaman tutumları sertleştirir" dedi.

Mevcut durumda halkın yüzde 36'sının savaşı desteklediğini söyleyen Pape, "Dünya krizinin derinleşmesiyle bu desteğin yüzde 28'e düşmesini beklemiyorum. Belki yüzde 33'e iner ama hatta daha da sağlamlaşabilir" ifadelerini kullandı.

Savaşa karşı çıkan kesimlerin de pozisyonlarını sertleştireceğini belirten Pape, "Savaşa karşı olan yüzde 60'tan fazla kesim de neden galonu 6 dolarlık yakıt ödemek zorunda kaldığını anlamayacak. Çünkü onlar bu savaşın başından beri kaybedilmiş bir savaş olduğunu düşünüyor" dedi.

"İsrail'de 7 Ekim korkuları yeniden canlanıyor"

Mülakat sırasında Nawfal, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda bir Apache helikopterini düşürmüş olabileceğine ilişkin haberler bulunduğunu ancak soruşturmanın sürdüğünü belirtti. Nawfal, ayrıca İsrail'de söylemlerin hızla sertleştiğini ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in herkesin silahlanması gerektiğine yönelik açıklamalar yaptığını söyledi.

Bunun üzerine Pape, İsrail'in yakın zamanda misilleme yapmasının muhtemel olduğunu belirtti:

"Bu konuda haklısınız Mario. Bir hafta önce olduğu gibi Trump geçici bir geciktirme için telefon açabilir ve bu baskı 48 saat kadar etkili olabilir. Ancak siz de görüyorsunuz ki 7 Ekim korkularını yeniden canlandıran gelişmeler yaşanıyor."

Pape, güvenlik politikalarının yalnızca rasyonel hesaplarla açıklanamayacağını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

"Bu sadece mantıksal bir hesaplama değil. Duygular da sürecin bir parçası. Ben askeri hareketlerle siyasetin etkileşiminden söz ederken bunu kastediyorum. Bu sadece bir satranç tahtası değil. Halklar son derece duygusal davranabilir."

ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesini örnek gösteren Pape, "11 Eylül saldırıları yaşanmamış olsaydı ABD Irak'ı işgal etmezdi. Bunun nedeni parlak bir stratejik hamle olması değildi. Kamuoyu son derece duygusaldı ve intikam talep ediyordu" dedi.

"Füze önleyicilerin tükenmesi savaşı bitirmez"

Mülakatın son bölümünde Nawfal, ABD'nin son İran saldırılarında İsrail'e yönelen füzeleri engellemediğine ilişkin haberleri hatırlatarak bunun Washington ile Tel Aviv arasında bir uzaklaşmanın işareti olup olmadığını sordu.

Pape ise bu durumun daha önemli bir askeri sonucu bulunduğunu belirtti:

"Herkes artık elimizdeki savunma sistemlerinin ve önleyici füzelerin azaldığını biliyor. Ancak asıl stratejik sonucun ne olduğu yeterince tartışılmıyor."

Uzun yıllar ABD Hava Kuvvetleri personeline ders verdiğini hatırlatan Pape, önleyici füze stoklarının azalmasının orduların davranış biçimini değiştireceğini söyledi:

"Eğer gelen füzeleri engelleme kapasiteniz azalırsa oturup saldırıyı beklemezsiniz. Bunun yerine savunmacı hava kontrolünden saldırgan hava kontrolüne geçersiniz."

Pape bu stratejiyi ayrıntılı biçimde şöyle anlattı:

"Bu durumda füzeleri fırlatılmadan önce vurmayı, komuta merkezlerini hedef almayı, sığınakları imha etmeyi ve saldırı kapasitesini daha ortaya çıkmadan yok etmeyi amaçlarsınız. Bunun sonucu daha fazla önleyici saldırıdır."

Pape, önleyici füze stoklarının azalmasının savaşın sonuna gelindiği anlamına gelmediğini vurgulayarak, "İnsanlar 'Önleyici füzeler tükeniyor, o halde savaş bitecek' diye düşünüyor. Ordular böyle düşünmez. Orduların refleksi saldırgan hava kontrolüne geçmektir. Bu da daha az değil, daha fazla saldırıyı teşvik eder" dedi.