
YDH- CNN'in haberine göre, İran’ın bu hafta İsrail’e düzenlediği saldırılar, çatışmanın sınırlarını yeniden belirlemeye yönelik şimdiye kadarki en cüretkâr hamlelerdi.
Tahran, Lübnan’daki saldırılara yanıt olarak doğrudan İsrail’i hedef alarak kırmızı çizgilerinin artık kendi sınırlarında bitmediğini, liderlerininse çok daha büyük riskler almaya hazır olduğunu gösterdi.
8 Nisan tarihli ABD-İran ateşkesinden bu yana Tahran, İsrail ve Amerika'yı askeri eylemleriyle bu ateşkesi baltalamakla defalarca suçladı.
ABD, dolaylı müzakereler sürerken dahi İran hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirdi.
Bu süreçte İsrail ise başkent Beyrut dahil olmak üzere Lübnan’da yaklaşık 3 bin 500 saldırı düzenledi.
İran, Körfez'deki ABD hedeflerine karşı bir dizi ayarlanmış misillemeyle karşılık verirken, diplomasinin başarısız olması durumunda savaşı yeniden başlatabileceği ve bunu Fars Körfezi’nin ötesine taşıyarak Hint Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e ve Akdeniz’e kadar uzanan nakliye rotalarını tehdit edebileceği konusunda uyardı.
Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece, hafta başında bir ABD Ordusu helikopterinin düşürülmesinin ardından ABD ile İran arasında yaşanan çatışmalar, bölgedeki mevcut kırılganlığı bir kez daha gözler önüne serdi.
İran, İsrail-ABD’nin saldırılarına devam etmesine izin vermeyeceği konusunda ısrarcı. İran'ın bu haftaki İsrail'e yönelik saldırıları ise daha ileri bir adımı temsil ediyor.
Tahran, İsrail’in bölgesel müttefiklerine yönelik askeri eylemlerinin doğrudan bir İran yanıtını tetikleyebileceğinin sinyalini verdi.
Amaç, geçici bir barış anlaşmasına yönelik diplomatik tıkanıklığı kırmak ve İsrail saldırganlığına karşı Lübnan'a destek olmaktı.
İran’ın görüşmelerdeki baş müzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Kağıt üzerinde var olan ancak sahada defalarca ihlal edilen ateşkes denklemini tersine çevirdik,” dedi ve ekledi:
“Güven inşa etmeye yönelik gerçek bir istek olmadıkça, İran’ın yanıtı aynı kalacaktır.”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Hiçbir koşul altında ve saldırılar sürerken” müzakere ve anlaşmayı kabul etmeyeceklerini belirtti.
Bekai, Washington’un İsrail’in eylemlerinden “sorumlu olduğunu” belirtti ve bu durumun diplomatik süreci “kaçınılmaz olarak” etkileyeceği uyarısında bulundu.
Bu arada bir İsrailli askeri yetkili, ABD güçlerinin İran’a yönelik saldırılarda hiçbir rol oynamadığını, ancak gelen İran füzelerinin engellenmesine yardımcı olduklarını iddia etti.
CNN'e göre, bu hamle, yeni nesil liderlerin İslam Cumhuriyeti’nin rakiplerine yönelik stratejisini uzun süredir belirleyen temkinli ve tepkisel yaklaşımdan giderek daha fazla uzaklaştığı Tahran’daki köklü değişimi gözler önüne seriyor.
Stratejik sabır ve caydırıcılığa güvenmek yerine, artık risk almaya ve Ortadoğu’daki olayları şekillendirmek için İran’ın askeri, ekonomik ve bölgesel kozlarını kullanmaya daha istekli görünüyorlar.
Bu, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın “daha rasyonel” ve “oldukça makul” olarak tanımladığı İran liderliğinin ta kendisi.
Eski ABD Ortadoğu barış müzakerecisi Aaron David Miller, CNN’den Jessica Dean’e verdiği demeçte şöyle diyor:
“İranlılar artık hem İsraillileri hem de ABD’yi bir köşeye sıkıştırd. Risk almaya hazırlar. Kazandıklarını düşünüyorlar ve ateşkesin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanmıyorlar.”
Miller, Tahran’ın bu yeni gücüne atıfta bulunarak, Trump’ın Netanyahu üzerindeki baskısının İran için “ortaya yeni bir koz eklediğini” ifade etti:
“Bu, yeni bir normun yaratılması olacak.”
ABD dış politika düşünce kuruluşu Quincy Institute’un başkan yardımcısı Trita Parsi ise şunları söyledi:
“Bu, onlarca yıldır bir bölgesel gücün, İsrail’in askeri manevralarına veya üçüncü bir tarafa yönelik saldırganlığına karşı sert güç kullanma araçlarına, kapasitesine ve istekliliğine sahip olduğu ilk seferdir,”
İsrail askeri istihbaratındaki İran şubesinin eski başkanı Danny Citrinowicz, CNN’den Becky Anderson’a verdiği demeçte, Tahran’ın sadece İran’a karşı değil, bölgedeki ''vekil ağına'' karşı da İsrail’in hareket etmesini engellemeyi amaçlayan “yeni bir denklem” oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Citrinowicz, X hesabında şu değerlendirmeyi paylaştı:
“Geçtiğimiz 24 saat içindeki olaylar, İran’ın mevcut liderliğinin, diplomasıyla elde edilemeyen her şeyin nihayetinde güç kullanımıyla elde edilebileceğine giderek daha fazla inandığını bir kez daha gösterdi.”
CNN'e göre, İran ayrıca ABD-İsrail ittifakını test ediyor ve çatışmanın nihai sonucu konusunda iki ülke arasında artan fikir ayrılıklarından faydalanıyor gibi görünüyor.
Trump, son haftalarda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile birkaç kez kamuoyu önünde ters düştü; Tahran ile diplomatik bir anlaşmanın mümkün olduğunu savundu ve İsrail’in bunu kabul etmekten “başka şansı olmayacağını” iddia etti.
CNN'e göre, bu strateji sonuç veriyor olabilir. İran Pazartesi günü İsrail’e saldırdıktan sonra Trump, Netanyahu’yu misilleme yapmaktan caydırmak amacıyla saatler içinde iki kez görüşerek gerilimin tırmanmasını önlemek için hızla devreye girdi.
İran, Washington’u İsrail’in askeri hareket özgürlüğünü desteklemek ile Tahran ile diplomatik kanalı korumak arasında bir seçim yapmaya zorlamayı başarmış görünüyor.