
YDH- İranlı askeri uzman Şayan Mirzai, son dönemde ABD ve İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirilen saldırıları değerlendirerek, hedef alınan üslerin stratejik önemine ve operasyonların sonuçlarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Mirzai, Kuveyt'teki Ali es-Salim Hava Üssü'nün ABD'nin Batı Asya'daki “en önemli” askeri merkezlerinden biri olduğunu belirterek, buranın fiilen Amerikan Hava Kuvvetleri'nin “bölgesel komuta merkezi” işlevi gördüğünü söyledi.
"Ali es-Salim ABD hava operasyonlarının merkezi"
Mirzai, üs bünyesinde hava operasyonlarının koordinasyonu, nakliye ve yakıt ikmal uçakları, operasyon planları ve insansız hava aracı birliklerinin bulunduğunu ifade etti.
El-Udeyd Üssü ile Ali es-Salim arasındaki farka değinen Mirzai, el-Udeyd'in genel komuta merkezi olduğunu, Ali es-Salim'in ise doğrudan hava gücünün yönetimine odaklandığını kaydetti.
Son saldırılardaki isabet oranına dikkat çeken Mirzai, "Hedefleme o kadar hassastı ki yalnızca belirlenen İHA hangarı vuruldu, yanındaki yapılar zarar görmedi. Bu da hangi noktayı vuracağımızı tam olarak bildiğimizi gösteriyor." dedi.
Suudi Arabistan'daki el-Harc Üssü'nde bulunan yakıt ikmal uçakları ile AWACS uçaklarının da hedef alındığını belirten Mirzai, bunun Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'nin yüksek düzeyde istihbarat kabiliyetine sahip olduğunu gösterdiğini vurguladı.
"Amerikalı komutanların yerleri tespit edildi"
Mirzai, çatışmalar sırasında bazı Amerikan komutanlarının askeri üsleri boşaltarak Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki otellere yerleştirildiğini söyledi.
İran'ın kullandığı Şahid-136 insansız hava araçlarının söz konusu otellerde belirli katları hedef aldığını ifade eden Mirzai, bunun detaylı istihbarat çalışmaları sonucunda mümkün olduğunu vurguladı.
Askeri uzman, "40 günlük savaş" olarak nitelendirdiği süreçte ABD Beşinci Filosu ve Ali es-Salim Üssü dahil birçok Amerikan askeri tesisinin sürekli hedef alındığını ve ciddi hasar gördüğünü açıkladı.
Batılı medya kuruluşlarının haberlerine atıfta bulunan Mirzai, Ali es-Salim Üssü'nün devre dışı kalmasının ardından Amerikan askeri uçaklarının operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak için Kuveyt Uluslararası Havalimanı'nı kullanmaya başladığını belirtti.
Mirzai, İran'ın hedefinin açık şekilde Amerikan çıkarları olduğunu belirterek, Kuveyt Uluslararası Havalimanı'nın askeri amaçlarla kullanılması halinde hedef listesine alınabileceğini söyledi.
Lübnan ve İsrail mesajı
Mirzai, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Güney Lübnan'a yönelik tehditlerinin ardından İranlı siyasi ve askeri yetkililer arasında yakın koordinasyon sağlandığını ifade etti.
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Hatemü'l-Enbiya Karargâhı'nın açıklamalarının aynı doğrultuda olduğunu belirten Mirzai, İran'ın özellikle işgal altındaki toprakların kuzeyinde herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini açık biçimde ilan ettiğini söyledi.
ABD ile İsrail arasında görüş ayrılıkları bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri reddeden Mirzai, bunların yalnızca taktik düzeyde olduğunu bildirdi.
Mirzai, "Netanyahu ile Trump arasında stratejik düzeyde tam uyum vardır. Bu farklılık söylemleri analizcileri yanıltmaya yönelik bir hiledir." dedi.
İran'ın Sur ve Nebatiye'ye yönelik İsrail saldırılarının ardından verdiği karşılığın, Tahran'ın Lübnan'a verdiği destek sözünü yerine getirdiğini gösterdiğini savunan Mirzai, bunun bölgedeki güvenlik dengelerini değiştirdiğini vurguladı.
Neden Ramat David hedef alındı?
Mirzai, İsrail'in kuzeyindeki Ramat David Hava Üssü'nün özellikle seçildiğini belirterek, buranın Lübnan sınırına yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta olduğunu ve Güney Lübnan'a yönelik operasyonlarda kullanılan en yakın hava üssü konumunda bulunduğunu söyledi.
Üste özellikle çift kokpitli F-16 savaş uçaklarının konuşlu olduğunu ifade eden Mirzai, Hizbullah hedeflerine yönelik birçok saldırının buradan gerçekleştirildiğini belirtti.
Ramat David'in sağlam hangarlar, çok sayıda pist ve güçlü hava savunma sistemleriyle korunduğunu belirten Mirzai, buna rağmen "İmad", "Qadr" ve "Hayberşiken" füzeleri ile sekiz dalga İHA saldırısıyla hedef alındığını söyledi.
"Nevatim İsrail'in uzun menzilli operasyon merkezi"
Mirzai, İran'ın "Nasr" operasyonunun sonraki aşamalarında İsrail'in güneyindeki Nevatim ve Tel Nof hava üslerinin hedef alındığını belirtti.
Nevatim Üssü'nün İsrail'in en stratejik tesislerinden biri olduğunu söyleyen Mirzai, burada F-35 savaş uçaklarının yanı sıra Boeing 707 yakıt ikmal uçakları ve nakliye platformlarının konuşlu bulunduğunu ifade etti.
Mirzai, "Nevatim fiilen İsrail'in uzun menzilli operasyonlarının merkezidir. Bu üs, İsrail'in bölgedeki hava üstünlüğünü korumasındaki en önemli kozlarından biridir." dedi.
"İran füze üsleri yeniden faaliyette"
İran füzelerinin Kirmanşah, Tebriz ve İsfahan çevresindeki üslerden ateşlenmesinin önemli bir mesaj taşıdığını söyleyen Mirzai, bu üslerin ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce tamamen yok edildiğini iddia ettiği tesisler olduğunu hatırlattı.
Mirzai, yeniden gerçekleştirilen atışların İran'ın bu merkezleri kısa sürede yeniden operasyonel hale getirdiğini gösterdiğini belirtti.
New York Times'ın CIA ve Pentagon kaynaklarına dayandırdığı bir habere atıfta bulunan Mirzai, İran'ın ateşkes döneminde füze üslerinin yaklaşık yüzde 90'ını yeniden işler hale getirdiğinin rapor edildiğini söyledi.
İran'ın füze şehirlerinin özel mühendislik teknikleriyle inşa edildiğini belirten Mirzai, saldırıların yalnızca giriş noktalarına zarar verebildiğini ve iç bölümlerdeki füze ve ekipmanların büyük ölçüde korunduğunu vurguladı.
"Su kaynaklarının vurulması savaş suçudur"
Mirzai ayrıca, ABD'nin Hürmüzgan eyaletindeki saldırılarını da değerlendirdi.
ABD'nin Sirri ve Qeşm adaları ile Bender Abbas çevresindeki askeri noktaların yanı sıra bazı köylerin su kaynaklarını da hedef aldığını belirten Mirzai, bunun "savaş suçu" olduğunu söyledi.
Lamerd bölgesinde kullanılan bazı yeni füze türlerinin binlerce parçacık içeren harp başlıklarına sahip olduğunu belirten Mirzai, bu mühimmatların geniş bir alanda azami insan kaybı yaratmak amacıyla tasarlandığını ifade etti.
"El-Ezrak Üssü Hayberşiken füzeleriyle vuruldu"
Ürdün'deki El-Ezrak Hava Üssü'nün Hayberşiken katı yakıtlı füzelerle hedef alındığını söyleyen Mirzai, bu füzelerin 500 kilogramlık savaş başlığı taşıdığını ve hedefe yaklaşırken yaklaşık 9 Mach hıza ulaştığını belirtti.
Bu nedenle hava savunma sistemleri tarafından önlenmelerinin son derece zor olduğunu ifade etti.
Mirzai, bölgede konuşlu birçok F-35 savaş uçağı, C-130 nakliye uçağı ve KC-135 yakıt ikmal uçağının bu üste bulunduğunu belirterek, bu hedeflerin vurulmasının ABD'nin operasyonel kapasitesine ciddi darbe anlamına geldiğini vurguladı.
Üssün görünürde Ürdün'e ait olmasına rağmen 2014'ten itibaren ABD tarafından yoğun şekilde kullanıldığını ve yalnızca 2019 yılında buraya 143 milyon dolarlık yatırım yapıldığını kaydeden Mirzai, tesisin fiilen stratejik bir Amerikan üssüne dönüştüğünü söyledi.
Açıklamasının sonunda Mirzai, "F-35'lerin vurulması, hava savunma kapasitemizin ulaştığı yeni seviyeyi göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.