
YDH- Financial Times'a göre, İran’ın yer altı füze kompleksleri, 40 gün süren yoğun ABD ve İsrail bombardımanına rağmen operasyonel kalmayı başararak Tahran’ın savunma stratejisinde önemli bir dayanıklılık sınavı verdi.
Yezd çevresindeki granit dağların derinliklerine oyulmuş tesislerin, bombardıman sonrası hızla onarılarak yeniden devreye girmesi, füze programının baskılanabileceğini ancak yok edilemeyeceğini kanıtladı.
Yezd sakinlerinin tanıklıklarına göre, ABD ve İsrail güçleri bölgeyi sürekli bombalamasına rağmen İran tarafı ateşkesin son anlarına kadar füze fırlatmaya devam etti.
Bombardımanların füze şehri girişlerini tahrip etmesine karşın, bu girişlerin nispeten hızlı bir şekilde yeniden açılması Tahran’ın asimetrik stratejisindeki ısrarcı tutumunu gözler önüne serdi.
ABD istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın savaş öncesi füze stokunun ve mobil fırlatıcılarının yaklaşık yüzde 70’ini koruduğunu gösteriyor.
Tahran’ın Hürmüz Boğazı boyunca uzanan konumlar da dahil olmak üzere pek çok füze sahasına ve yer altı tesisine erişimi yeniden sağladığı ifade ediliyor.
Batılı diplomatlar, tünel girişlerinin bombalanmasına rağmen İranlıların "kendilerini dışarı kazarak" faaliyetlerine devam ettiğini vurguluyor.
Tahran yönetimi içinden bir kaynak, bu savaşın liderlikteki "askeri gücün diplomasi yerine güvenliğin nihai garantörü olduğu" inancını pekiştirdiğini belirtti.
Kaynak, "Güven inşa etmek anlamsız. Sadece güç caydırıcı olabilir; uluslararası forumlardaki haklı argümanlar değil. Düşman bizim yeteneklerimize ikna edilmeli ve bir daha asla yanlış hesaplama yapmamalı," diyerek İran'ın stratejik duruşunu özetledi.
Sciences Po'dan Nicole Grajewski, çatışma sırasında üslerde sürekli kazı yapıldığını ve fırlatma ekipmanlarının onarıldığını belirterek, bunun "etkileyici bir hayatta kalma stratejisi" olduğunu ifade etti.
Uzmanlar, İran’ın Kuzey Kore modelinden esinlenerek geliştirdiği bu yer altı tesislerinin, konvansiyonel hava bombardımanına karşı büyük ölçüde bağışık olduğunu savunuyor.
Analistler, savaşın ardından Devrim Muhafızları’nın sistem içindeki konumunun daha da güçlendiğine dikkat çekiyor.
Olağanüstü baskı altında bile füze fırlatmaya devam etmeleri, Muhafızların "güvenliğin nihai garantörü" oldukları tezinin içeride daha fazla taraftar toplamasını sağladı.
İran, onlarca tesisten oluşan bu yer altı ağını koruyarak, gelecekteki olası çatışmalar için de hazırlıklı olduğunu pratikte kanıtlamış oldu.